Diyarbakırda Yaşamak..
Sümeyye Gergerlioğlu

Sümeyye Gergerlioğlu

Diyarbakırda Yaşamak..

19 Aralık 2011 - 12:22

Bu konuyla ilgili son kez yazıyorum,hatta sanırım birkaç yazı sonraki yazımın başlığı 'veda'olacak.Bir mail aldım,kişisel bir mail olmadığı ve mektubun sonundaki samimiyetine inandığım diaolog çağrısı yüzünden burada yayınlıyor ve bu mektuptan hareketle bu konudaki düşüncelerimi
sizlerle paylaşıyorum;

   Sümeyye Hanım yazılarınızı takip ediyorum.
   Diyarbakır'a gelmeden önceki yazılarınıza bakıyorum, şimdikilere 
   bakıyorum sanki umutsuzluk var.
   Eski yazılarınız daha saldırgan, daha vurdumduymazdı.
   Belki de Urfa'nın Kürtlükten uzaklaşmış, devlet tarafından
   aşiret eliyle istediği kıvama getirilmiş havasından öyle yazdınız.

 Diyarbakır'da ne gördünüz de bu kadar değiştiniz; bu  kadar    umutsuz   oldunuz?
 Benim gibi bu şehrin yüzde 65'ini oluşturan insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
 Neden televizyondan gördüğümüz onca asker cenazesine ve bunların ailelerinin  feryatlarına rağmen bu şehir halkı sanki hiçbir şey olmamışcasına davasını sahipleniyor.

Neden hükümet yanlısı gazetelerin televizyonların dünya kadar propaganda çalışmalarına rağmen bu halk halen dik duruyor? Savundukları insanların hatalarına, o kadar sivil  kayba rağmen ve en önemlisi kendileri dindar olmalarına rağmen sol bir oluşuma bu kadar aşırı bağlılıkları nedendir? ''Yahu bunlar salak mı, ahmak mı, , neden böyle yapıyorlar?''
diye kendinize hiç sormadınız mı? Batıda insanlar galeyana gelirken sizinle aynı sokakta yürüyen insanların, aynı binada oturduğunuz komşularınızın, alışveriş yaptığınız esnafın sizin 'terörist' dediğiniz insanlara olan bağlılıklarını nasıl karşılıyorsunuz?
 Nasıl birşey merak ediyorum?
 Size sebeplerini yazardım ama bunları anlamanız için Diyarbakır sokaklarında 90'lı  yıllardan beri yaşamanız lazım, bir milletin bilinçli bir şekilde nasıl göç ettirilip  yozlaştırıldığına şahit olmanız lazım.
 Ama siz farklı bir dünyadan gelmişsiniz.
 Ki size anlatmaya çalışsam roman olur. Size bu şehir insanını anlamanız bir ipucu vereyim: ' Gerçek cemaat evlerindeki kitaplar değildir, gerçek televizyon kanallarındaki propaganda içerikli haberler, yayınlar, diziler değildir.
 Gerçek sokakta gördüklerimizdir. Gözlerimizle gördüğümüz, bedenimizle,
 ruhumuzla yaşadığımız asimilasyon gerçeğidir.
 Bu devletin zihniyetinden geri adım  atmadığı; sadece maskesini değiştirdiği gerçeğidir.
 Medeni insanlarız konuşmakta yarar var. Nasıl hissediyorsunuz?
 Sizin etrafınızdaki insanlar hakkındaki görüşlerniz nelerdir?

demiş Mehmet kardeşim.Öncelikle o yazıların tamamı Mardinde yazıldı,
ayrıca şehrin havasına göre yazı yazma fikri ilginç geldi, ama yok,
ben hep kendi gönlümün havasına göre yazıyorum emin olun..Ayrıca bir cemaatin müridi-talebesi olmak için tahmin edersiniz fazla soru soran,eleştiren biriyim.

25 yıl İzmitte,son 5 yıldır Güneydoğudayım.Hatta sizin kastettiğiniz Kürt(çü)lükten uzaklaşmış Urfalı bir Kürt ile de evliyim.Şimdi ben samiyetimle söylüyorum, yazarken bi türkü tutturmuş yazmıyorum.Okuyorum,yaşıyorum ve bunu yansıtmaya çalışıyorum.Bu konuda gayet heyecanlı yazılar yazarken işin merkezinde yasayıp bu sessizlik niye diye soruyorsunuz,anlatmaya çalışacağım;

En son İzmit'te gemi kaçıran PKKlı genci anlatıyordu görgü tanıklarından biri ve diyordu ki adam;-tv deki milli maça baktı ve bize gördünüzmü yenildiniz(Türk milli takımından bahsediyor)dedi terörist, sanki kendini başka görür gibiydi' diyor.Adam şahit olduğu bu ruh haline şaşırıyor..

Bakınız 'hepimiz kardeşiz' türküsü okumayacağım bu örneğin üstüne ama şunu söyleyeceğim;sınıfın ve öğretmenlerin yüzde 50 sinin laz olduğu okullarda okudum,mohdice konuşulurdu gürcüce konuşulurdu,macırlar(muhacirler)mahallesinde oturuyorduk.
Bu kadar kozmopolit öğeyi birarada barındıran ve çoğunun bir Allaha inandığı bu Türkiye toplumunda,ayrı devlet,ayrı savunma gücü ayrı okullar fikrinin neden can verecek, can alacak kadar önemli olduğu hakkında gerçekten en ufak bir fikrimiz yok.Kendine yakın okul,cemaat,hükümet parti tamamda...

Mohdice konuştuğu için eziyet gören varmıydı diyeceksiniz,yoktu.Kürtçe konuştuğu için eziyet gören varmıyd,vardi.Hem daha neler vardı diyeceksiniz.
Siz anlatacaksınız,ben anlatacağım ama ilk taşı kimin attığını asla bulamayacağız.
Bulsakta bugüne bir mana katacak mı,bence hayır.Ya da şöyle söyliyeyim;daha kaç nesil birkere geldikleri bu hayatı ziyan etsin buna,daha kaç çocuk götürür bu dava...

Siz taleplerin çerçevesini anlayabiliyormusunuz yada özerkliğin amacını sınırını,herhangi bir şeyini...Bengi Yıldızın tarifi çok ilginçti..Ak partinin birinci parti olduğu yerleri dahi 'Kürt toprakları,Kürt coğrafyası 'olarak düşünüyor.Tamamda oradaki Kürt vatandaş sandıkta söyledi,ben öyle düşünmüyorum dedi.Buna rağmen bağımsızlığığınızı ilan ettiğiniz özerkliğinizin tebaası olarak görmek demek,ne demek?Onlar kendinde değil,biz onları kendilerine getireceğiz midir bunun Türkçesi...

Vergiden muaf tutulmalıyız diyor Bengi Yıldız,peki kimler muaf tutulacak?bunu belirlemek için; kafatasımızı mı ölçtürmemiz lazım, gen testine mi girmemiz lazım yoksa önderliğe bağlılık yemini etmemiz  mi lazım.Genetiği safkan Kürt çıkacak birçok kişi kendi milletinden soğumuş,insan olarak anılmak istiyor,onu ne yapacaksınız? Sizi seçmeyen Kürt vatandaşı asimile edilmiş kandırılmış sayıyor,saygı duymuyorsunuz.
Ve size' bunlar kandırılmış saf Kürt vatandaşlarımızdır' diyenlere kızıyorsunuz.Düşüncelerinize, iradenize saygı bekliyorsanız ötekine de siz saygı duyacaksınız,bu bukadar..

Yahudiler Nazi Almanyasında buharda eritilerek sabun yapıldılar biliyorsunuz.Sayısız film izledim,ağladım Yahudi soykırımı üzerine..Zulmun alasını gördüler.Fakat neredeyse yarım asırdır Filistini açıkhava hapishanesine döndürüp zulmun dünya markası haline geldiler..İsralin bu yaptığı nedir diyecek olunduğu anda ise ağızlarındaki sakız hazır,-Bize yaptıklarınız belli,yoksa yeni bir yahudi soykırımı kapıda mı,bu antisemitizmdir!

Yani artık zalim de olsalar bitmeyen bir mazlumiyethali.Doğrudur, yıllar geçti ve filmler yapıldı diye o insanlara yapılanlar uçup gitmez ama İsrailin başkalarına yaptıklarına mazeret de olamaz..

Şunu demek istiyorum:çözüme en çok yaklaşıldığı anda  görüldü ki Kürt tarafının hiç bir net isteği ve dahası tartışmasız bir lideri de yok görünüyor.Öcalan barış yakındır,ateşkes diyorken PKK; önderlik tutsaktır
insiyatif buradadır diyor.Kemal Burkay iyi şeyler oluyor,umutluyum deyince AKP işbirlikçisi ilan edilip hedef gösteriliyor
Şiwan Perwer baştacı iken sırf ülkemde güzel şeyler olacak dediği için hain ilan ediliyor.Bu mudur Kürtlerin özgür hayatı?

PKK ile masaya oturulmuş neler konuşuluyor,ordan TAK 'kendi insiyatifi 'ile bir eylem patlatıveriyor.
Olurmu kardeşim,sen Kürtsün bilirsin, kan davasının barış yemeği hazırlanırken birinin daha ölüm haberi gelse,öldürenin mensup olduğu aşiretin başıda kendi insiyatifidir dese ortada ne kalır sen söyle...
Hani hep deniyor ya Kürtler geçmişte olanlardan sonra kendilerini kandırılmış hissediyorlar bu yüzden umutsuz ve güvensiz ruh halleri var.
İşte aynen,su an bende tam bunları hissediyorum..

Bu kocaman bir travma.Kürt çocukları 'T.C.' devletinin yakınlarına
sevdiklerine neler yaptığını duyarak büyüdü ve sevmeyi sevilmeyi değil
bunun hıncını almayı,çiğnenen onurunu ayağa kaldırmayı düşleyerek büyüdü.
Türk çocukları  ise hep asker doğdu ve canlarından çok sevdiklerini korumak için davulla zurnayla 'hainlerin kökünü kurutmaya' gittiler ve binlercesinin nasıl döndüğünü gördük,saç yolan, deliren analar, donmuş babalar,yüzü yanık fakir çocuların resimleri önde,mahalleli arkada..
Diyarbakırda PKK cenazesi de geçti  evimin önünden,akşam vakti içinde tabut olan bir araba, ardında 50 araçlık bir konvoy araçlardan sarkan maskeli,maskesiz  sanki elleri kemikleşmiş gibi zafer işareti yapan insanlar..Dondurucuydu.

Şimdi başka bir açıdan  daha bakalım. Mardinde bir sohbet; Pkk nın kahraman olduğunu,Pkknın Kürt halkının başı olduğunu söyleyen bir iş adamı var.Bu kadar methiyeden sonra bir soru iş adamına.
-abi peki çocuklarını dağa ya gönderecekmisin, ve anında -Ben göndermeem cevabı..Bilin bakalım kim gönderir?Bildiniz,maddi manevi yoksul ve çaresizler gönderir  böyle  neyin ne olduğunu
bir türlü anlayanadığımız,çok bulanık bir savaşa..

Sanıyorum bu bölgede doğup bazı şeylere şahit olan bir genç olsaydım belki de bende dağdaydımya da şehirde militandım.Çünkü bu böyledir etki tepkiyi doğurur ve hamurunuzun mayası sizin hayatınızı belirler.

Hadi batıdaki milliyetçi ezberden konuşalım,devlet isyan bastırmak ve güvenliği sağlamakla yükümlüdür ondan oldu bütün bunlar.Oldumu,yetti mi bu ifade bu bölgede yapılanlara?Hayır yetmedi,Diyarbakır cezaevi
işkencelerine,yargısız infazlara devlet adını kullanarak maddi manevi suistimalin dibini bulmaya bu açıklama bi 5 beden küçük geliyor.

Karanlık yıllar..Kürtler devlete ve Türklere bilendi.
Türkler ise hep hain bildikleri Kürtlere.
Son 5 yıldır hükümet taşın altına eline koydu,Taraf yayın hayatına girdi ve çok şey değişti biz çok şey öğrendik,biz çok şeyi 'yeni' öğrendik ve sersemledik...Ordunun ve  devletin sorgulanamaz,'yapmışsa vardır bir bildiği'düşüncesi yıkıldı.Açıklama bekler olduk.Ergenekon
yapısının devletin vucudunun heryerinde olduğu görüldü uzun sürecek tehlikeli bir ameliyat başladı.

Peki Kürt milletvekilleri provakatif açıklamalar dışında ne yaptı bu süreçte?Ergenekona savaş açana mı yoksa Ergenokon avukatı CHP ye mi yoldaş oldu?
Bu işi çözmeye kararlı hükümet,- temsilciniz kim? diye sordu,şahinlermi,güvercinlermi,TAK mı,PKK mı (PKK ise başı Apo mu, Bahoz mu Karayılan mı?)Her eylem sonrası, açıklama sonrası, 'bu' galiba diye fikir yürütebiliyoruz sadece..

Görüşmeler yansıdı kamuoyuna,devletin önerdiği  veya kabul etmeye razı olduğu iddia edilen şeyler Türk vatandaşını şoka sokacak, hükümeti de ciddi bir oy kaybına uğratabilecek şeylerdi.
Silahı elinde bulunduranlar bu masayı tekmeyle devirdiler ve Silvandaki saldırı ile büyük bir kırılma yaşandı barış isteyenlerde..
Barışmaya gittiğimiz yerde ensemize sopayla vurup bayılttılar sanki..
İşte bu süreçte kendi tarafıyla ciddi eleştiriye girmiş Türkleri ve Kürtleri kaybedildi..

Şunu soruyorum,herşey 10 yıl önceye göre daha mı kötüki 10 yıl önce ile kıyaslanmayacak kadar kanlı eylemler sahnede..Hayır,fazlasıyla umut vardı bu dönemde...

Hükümet şöyleydi böyleydi, samimi değildi, oyaladı,peki partiniz ve PKK sizi tamamıyla temsil etti,birlik ve beraberlik içinde duygularınıza düşüncelerinize tercuman işler yaptı öylemi?
-Hükümet devlet baskıcı, peki PKK yörüngesi dışında bir Kürt hareketinin
yaşama şansı nedir kardeşim?Rakamla 0,yazıyla sıfır'dır...
'Silahın şiddetin miadı dolmuştur' diyen Osman Baydemir 'e bile ağır bir ayar verildi ya,pes!

Ama kolay değil,insan buralarda doğup,büyüyüpte son olaylarında gösterdikleri ile vicdanın aklının sesini dinleyebilmesi,dinlesede gereğini yapabilmesi zor birşey.
Ben dışarıda 'Diyarbakırı çok seviyorum' dediğim zaman bunun bile siyası bir kimlik veya sempatizanlık göstergesi  gibi anlamları oluyorsa,Diyarbakırda Hakkaride gençlerin çıkıp -Bu PKK ne yapıyor, artık
beni temsil etmiyor 'demesinin sonuçlarını hayal edemiyorum..Ama şehit cenazelerine rağmen hiç bir şey olamamış gibi davranmak da övünülecek bir şey değil,aynı şey PKK lılardan ölenler içinde geçerli.Birilerinin ölümüne rağmen düşüncelerde hiç bir değişiklik olmaması basbayağı kötü birşeydir.

İşte bu yüzden -Yahu bu insanlar salak mı ahmak mı diye düşünmüyorum,  aynı sınırlar içinde çok  farklı algılar olduğunu görebiliyorum.
Yanlızlık hissi insanları bir yapabilir.'Temsilcilerimizin hatalarına rağmen arkalarındayız' demişsin.
Hata sınırınız nedir, ne olursa arkasında olduklarını sorgulamaya başlarsın,bende bunu merak ediyorum, bunlar bunlar olursa benim için biterler dediğin nedir,ben Kürtçü olsam bu son zamanlarda olanlar yeterde artardı ciddi sorgulama yapmam için.. Ama ben bu olaylarla  birçok Diyarbakırlının eski inançlarının daha da kavileştiğini görmüyorum,gönlü kaynayan çok insan var..

Hala varolan desteğin ise; bir günde bu iş buralara gelmedi bir günde bir yılda ezberlerin atılmasının kolay olmamasına ve ihanet mi ediyorum, vefasızlık mı yapıyorum acaba' korkusuna bağlı olduğunu düşünüyorum
Bir de herkes yaşadığı toplum tarafından sürüklenir,bunu da biliyoruz..


Sen ne sormuştun kardeşim,neden bu Diyarbakırı yaşayıpda Kürtçülük lehine çoşmadığımı mı?
Ben bir Türk olarak başörtülü olduğum için yanlarına yaklaşamasamda
(şehit cenazeleri hariç)orduyu kutsayan biri iken şimdi şeffaf olması gereken
devletin herhangi bir birimi olarak görüyorum,devlet adına kurşun atanda yiyende şereflidir lafını duyunca,heyt yürü be kardeşim diye galeyana gelmeden önce soruyorum;neden atılıyor bu kurşun ve yiyen neden yiyor?Artık sağlam açıklamalara ihtiyacım var,
Kimseye,hiç bir kuruma açık çek verip istediğini yaz, harca benim insanlığımı demiyorum..
Bence yüzyılın lideri Tayyip Erdoğanın da insan olduğunu unutmuyor,her lafınını, her kararını mutlak doğru olarak kabul etmiyorum.İşte benim gibi kendi putlarını kıran birsürü insan bu putların Kürt versiyonlarına tapınmaya gelemez kardeşim..


Diyarbakır cezaevinde dışkı yedirilen insanlar vardı değilmi.
Peki PKK Bekaa kampında canlı canlı  bir mağraya kapatılan 40 gün sonra kapı açıldığında birbirlerini yiyerek ölmüş iki insan vardı,bunu da anlatacakmısınız çocuklarınıza?Bu iki insan içinde yas tutacak, kin taşıyacakmısınız?Hangi suçun cezası böyle ölmeyi gerektirir soracakmısınız.Ya PKKnın toplu mezarlarını göstereceğim diyen Selma BATMAZ' a, asit kuyularına gösterdiğiniz ilgiyi  gösterebilecekmisiniz?Yoksa bu da T.C. devletinin Kürt halkına ihanet etmiş bir kadını kullanarak yaptığı adi bir propagandamıdır
Bunu söyleyeni dönek iftiracı olarak yaftalamadan önce kadının davası için
yaptıklarına yüreğiniz yetsin sonra yaftalayın derim ben.


Ayrıca ne gariptirki ben bu konuyla ilgili ne zaman yazı yazsam takır takır ağır Kürtçü yorumlar gelir bana..
Ben bu yazıları bu sitede yazabiliyor,siz bu sitede yorumlayabiliyorsunuz.Yani sizin deyiminizle'asimile edilmiş Urfalıların' sitesinde bunları konuşabiliyoruz,varmıydı Diyarbakırda farklı düşüncelerin
bir plartfomda buluşturan bir oluşum,ben göremedim.Okuma oranlarıyla Urfayı beşe katlayacak Diyarbakırda
bu tek seslilik, normalmidir..

Sonsöz:Bu konu benim için, bir tarafı sürekli samimiyet testine sokup,
yanlış eksik arayıp,ait hissettiği tarafta olana kör,
sağır,dilsiz,hissiz davrananlarla konuşulacak,çözülecek bir konu değildir.
(Bu tanımdaki insan tipi her iki taraftada mevcuttur)

Bir de gerçekten sahte bir tevazu göstermek için söylemiyorum bunu;gerçekten benim bu konuya artık AKLIM ERMİYOR..
Hasılı kelam,bu konuyla ilgili geldiğim noktada söyleyebileceğim en olumlu söz Allahtan umut kesilmezdir.

Burdayım; http://nefaset.blogspot.com/ .

Bu yazı 45694 defa okunmuştur .

Son Yazılar