Barış Sürecinde Gelinen Nokta
Yusuf Polat

Yusuf Polat

Barış Sürecinde Gelinen Nokta

05 Eylül 2013 - 10:25

2013 yılı başında hepimizin çok umutlandığı haberler yansıdı basına ve medyaya. Herkes heyecanlanmıştı. Herkesi böylesine umutlandıran ve heyecanlandıran, Abdullah Öcalan ve PKK ile yapılan barış görüşmeleriydi. Acaba bu sefer olacak mıydı? Zira devletin ve bazı kesimlerin penceresinden bakıldığında 30 yıldan fazladır devam eden savaşın amacı, bölücülüktü. Bunlar devleti bölmeye çalışan teröristlerdi ve hepsinin öldürülmesi, köklerinin kazıtılması gerekirdi. Böyle düşünen kesimler, burada yaşayan herkesin Türk olduğunu, aksini iddia edenler varsa buraları terk etmesi gerektiğini savunuyorlardı. Yani, ya sev ya da terk et politikası. Kürtlerin penceresinden bakıldığında ise PKK, yüzyıldır inkarın ve imhanın olduğu politikalara ve uygulamalara karşı bir halkın haklarının mücadelesini veren bir hareketti. En temel insani hakları talep eden bir hareket, terörist değildi. PKK de zaten Kürt halkının hakları için mücadele ettiğini savunuyordu.

 

Geçmişten beri yapılan bu hatalar binlerce insanın hayatına mal olmuştu, binlerce insan yerinden yurdundan olmuştu, üç binin üzerinde köy boşaltılmış veya yakılmıştı. Artık bunlar olmayacaktı. 

 

Evet, 2013 yılı başında duyduğumuz barış görüşmelerinin yapıldığı, haberleri hakikaten herkesi umutlandırmıştı. Sürecin ilerlemesi için herkes destek vermeye çalışıyordu. Medya - basın ve aydınlarımız da olumlu söylemleri ile süreci destekliyorlardı. Abdullah Öcalan’ın gönderdiği ve Amed Newroz’unda okunan mektubu bütün kesimlerce olumlu karşılanmış ve bu sürecin başarıya ulaşacağına herkes çok inanmıştı.

 Ardından belirlenen 3 aşama açıklandı kamuoyuna. Bunlar PKK’nin ateşkes ilan etmesi, silahlı unsurların ülke dışına çekilmesi ve silahların tamamen gömülerek normalleşme aşamasına geçilmesiydi. Tabi bunlar PKK’nin yapacaklarıydı. Devletin yapacaklarını ise ayrıntılı olarak biz hiçbir zaman öğrenemedik. Demokratikleşme paketleri hazırlanıyor denildi, rüya paket denildi fakat içeriğinin ne olduğunu veya ne olacağını hala da öğrenmiş değiliz. Fakat olmayan şeyleri öğrendik. Örneğin belki de bu 30 yıllık savaşın temel sebeplerinden bir tanesi olan anadilde eğitim hakkının kesinlikle pakette yer almadığıdır.

 

PKK ateşkes ilan etti, silahlı unsurlarını ülke dışına çekmeye başladı ve devletin de bu adımlara karşılık adım atmasını istedi. Fakat yetkililer ise silahlı unsurlarının yüzde yirmisinin çekildiğini, görüşmelere aykırı davranıldığını savunmaktadırlar.  PKK ise yapılan görüşmelere göre karşılıklı olarak adımların atılması gerektiği açıklamasında bulunuyor. Şuna getiriliyor; biz her iki aşamanın gereklerini yaptık. Ama devlet şimdiye kadar hiçbir adım atmadı. Doğrusu ortada bilgi kirliliği var. Müzakerelerde ne konuşulmuşsa ve ne yazılmışsa -bu bilgi kirliliğinin giderilmesi için- kamuoyuna açıklanması gerekir. Çünkü şu anda süreç tıkanmış gibi görünüyor. Tıkanmış olmasına inanmak istemiyoruz fakat yapılan açıklamalara göre bazı sıkıntıların olduğu gözüküyor. En son Cemil Bayık’ın ‘’ Eylül ayı bu süreç için kader ayıdır. Eğer bazı adımlar atılmazsa çekilmeyi durdururuz’’ açıklaması gündeme bomba gibi düştü.  Hükümet yetkililerimiz de sürecin devam ettiğini her şeyin normal seyrinde gittiğini, geri adım atılmayacağını ve şu anda hazırlanan demokratikleşme paketinin kısa süre içerisinde açıklanacağını söylüyorlar. Şimdi soru şu; hazırlanan demokratikleşme paketi kimlerle beraber hazırlandı ve içeriğinde ne var? Çünkü eğer bir müzakere yürütülmüşse ve bazı mesafeler alınmışsa –Örneğin silahların susması, silahlı unsurların çekilmeye başlaması alınan mesafenin somut göstergeleridir- bu paket müzakere yapanlarca hazırlanması gerekir. Acaba beraber mi hazırlandı yoksa hükümet tek başına mı hazırladı? Biz bunları şu an için net bilmemekle beraber BDP de paketin içeriğinde neyin olup olmadığıyla ilgili bir bilgilerinin olmadığını söylüyor. Ki bu da bize sadece hükümet tarafından hazırlandığını gösteriyor. Paket hazırlanırken demek ki BDP çevresinden hiç görüş alınmamış. Akil insanların verdikleri raporlar doğrultusunda eğer paket hazırlanmışsa eminim ki demokratiktir. Bekleyip göreceğiz.

 

Her şeye rağmen önemli olan şudur ki bu sürecin en demokratik bir şekilde başarıya ulaşmasını sağlamaktır. Demokratikleşme paketinin gerçekten demokratik olması gerekir. Bu paket mutlaka talepleri karşılamalıdır. Oluşan bu iyimser hava bozulmadan demokratik adımların atılması gerekir.          

  

Bu yazı 5081 defa okunmuştur .

Son Yazılar