Darbeciyim, Katilim, Yeni Firavunum
Yusuf Polat

Yusuf Polat

Darbeciyim, Katilim, Yeni Firavunum

29 Temmuz 2013 - 15:25

       Dünya, mübarek Ramazan Ayının 19. Günü Mısır’ın yeni firavunu Sisi’nin başında olduğu ordunun Kahire Adeviye Meydanında yaptığı katliama uyandı. Ordu güçleri, polis ve baltacı denilen çeteci zalimlerin ortak operasyonlarıyla meydana önce gaz bombaları atıp ve ardından meydanda demokratik gösteri yapan halkı silahlarla taramışlardı. Sonuç; basında yer aldığı kadarıyla 200 ölü, 4500-5000 kişi de yaralı.

     Tabi ondan iki gün önce yeni firavun Sisi, Mursi veya iktidarına karşı olan halkı, meydanlara çıkıp karşı gösteriler yapması çağrısında bulunmuştu. Çünkü 20 günden fazladır askeri darbeye karşı halk direniyor ve gün geçtikçe de sayıları artıyordu. Bunların önünü ancak katliam yaparak yani öldürerek keseceğini sanıyordu. Yanılıyordu, fakat farkında değildi.         

     Mısır’da 1928’de kurulan İhvan, kurucusu Hasan El-Benna’yı kaybederken de, Seyyid Kutup’u kaybederken de gittikçe büyümüş ve tabanı daha da sağlam bir hale gelmişti. Ki gerek El-Benna gerek Seyyid Kutup ikisi de yani İhvan’ın yapı taşları, biri suikastla şehid edilmiş diğeri de Cemal Abdunnasır rejimi tarafından idam edilmesine rağmen hareket yoluna devam etmişti. Ve ilginçtir ki İhvan, bu iki önemli şahsiyetini kaybetmesine rağmen hiçbir zaman silahlı mücadeleye başvurmamıştı. Her zaman demokratik zeminde ve irşad yoluyla mücadelesine devam etmişti.

       Arap baharı adı verilen ve belli ki Ortadoğudaki diktatörlerle işi bitmiş olan Amerika, İsrail ve Avrupa’nın planları tutmamış devrilen bütün diktatörlerin yerine özellikle İhvan ve İhvan’dan etkilenen kesimler yapılan seçimlerle iktidar olmuşlardı. Tunus, Libya ve Mısır… Her üç ülkede de iktidara İhvan’ın gelmesi Amerika, İsrail ve Avrupa’nın hoşuna gitmemiş ve hazmedememişlerdi. Bir şekilde tekrardan bu ülkeleri karıştırarak onları iktidardan uzaklaştırmaları gerekiyordu. Çünkü özellikle İsrail sıkışıp kalmıştı. Filistin ise rahat nefes almaya başlamıştı. Ve artık her söylediklerine evet diyecek diktatörler yoktu. Nerden biliyoruz; zira Mısır’da yapılan askeri darbeye, darbe bile demediler. Hatta darbeden sonra hemen yardım göndermeye hazır olduklarını bile söylediler. Adeviye meydanında yapılan katliamı kınamadılar. Uşakları ve yeni firavun Sisi’nin halkı kışkırtmasına ses çıkarmadılar hatta ihtimal ki katliamı yapması için bu aklı, onlar firavun Sisi’ye vermişlerdir. Ve Sisi onlardan da aldığı güçle Mısır halkı ve özellikle İhvan’a galiba şu mesajı vermektedir; Mısır’ın yeni darbecisiyim, yeni katiliyim, yeni firavunuyum… Çünkü Cemal Abdunnasırın, Enver Sedatın ve Hüsnü Mübarekin halefiyim.

         Müslümanlar yapmaz ama diyelim ki darbeden önce Mursi başta iken Tahrir Meydanındaki göstericilerin üzerine onlar böyle ateş etmiş olsaydı acaba Amerika ve yandaşı ülkeler, Birleşmiş Milletler ve Avrupa, yine böyle tepkisiz kalırlar mıydı? Hatta bırakın ateş etmeyi Mursi iktidarda iken Tahrir Meydanındaki gösterilere karşı taraftarlarını sokağa çağırsaydı tavırları ne olurdu acaba? Ama yandaşları böyle yapınca ve ölen müslümanlar olunca sadece ve sadece itidal çağrıları yaparlar. Ne bir tepki gösterirler ne de kınarlar. Zira ne kadar müslüman ölürse onlar için o kadar iyidir. Sadece onlar mı? Ya diğer zalim yandaşları olan diktatör arap krallarına ne demeli? Biliyorlar ki Amerika ve batılı ülkeler olmasa onlar tahtta kalamazlar. Böyle zalimlik yapamazlar. Hatırlayalım Mısır’daki darbeyi ilk kutlayan yine Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri krallarıydı. Eğer bu darbe olmasaydı sıra onlara da gelmişti. Yani onlar da gidiciydi. Ama bu askeri darbe biraz daha ömürlerini uzattığı için hemen kutlama mesajlarını gönderdiler utanmadan. Ve yine hatırlayalım darbe hükümetini ilk ziyaret eden Ürdün kralı Abdullah olmuştu. Belli ki kutlama mesajı onu kesmemiş bizzat ziyaret ederek kutlamak istemişti.

      Bu mübarek ayda katliamın yapıldığı gün Tunus ve Libya’da da İhvan’ın bir çok binasına saldırılar yapılmış ve ordaki yönetimlere de gözdağı verilmeye çalışılmıştı. Bu şunu açık bir şekilde gösteriyor ki oraları da karıştıracaklar. Ordaki yönetimlerin dikkat etmesi ve tedbirlerini almaları gerekir. Zira geçenlerde Tunus’ta bir solcu liderin öldürülmesi de oraları karıştırma amaçlıydı. Ve şu an Tunus’ta da sokak gösterileri başlamış durumda.

         Müslümanlar dünyanın her yerinde, bu askeri darbeye ve katliama tepkilerini göstermeliler. Mısır halkına destek olmalılar. Bu mübarek ayda bütün ibadetlerinde onlara dua etmeliler. Allah yar ve yardımcıları olsun…

  EM BERXWEDANA WAN SILAV DIKIN…

  DİRENİŞLERİNİ SELAMLIYORUZ…          

       

Bu yazı 5050 defa okunmuştur .

Son Yazılar