Hepimiz Aynıyız
Yusuf Polat

Yusuf Polat

Hepimiz Aynıyız

07 Mayıs 2013 - 09:06

 

          Bu dünya bize yetmiyor mu? Hepimiz bir baba ve bir anneden gelmişiz. Bu da kardeş olduğumuzu zaten gösteriyor. O halde neden çatışıyoruz? Neden birbirimizi yok ediyoruz? Neden birbirimizi inkâr ediyor, benzerlik ve farklılıklarımızı kabul etmiyoruz?

          Renklerimiz, dillerimiz ve ırklarımız farklı olsa da fiziksel yapımız aynı, hepimizin kanı kırmızı, duygularımız var, seviyoruz, seviliyoruz, konuşuyoruz kısacası hepimiz aynıyız. Allah bizleri boylara ve kavimlere ayırdı ki; birbirimizi tanıyıp, kaynaşalım.

          Yerleşik hayata geçerek yeryüzüne dağıldık. Bununla beraber renklerimiz ve dillerimiz de çeşitlenmeye başladı. Yaşam şartlarına bağlı olarak her bölge ve her halk, anlaşabileceği bir dil geliştirmeye başladı. 

           Daha sonra her birimiz bir tarafı zapt ederek yaşama alanlarını daralttık. Daha çok mal-mülk edinelim diye birbirimizi öldürmeye ve birbirimiz üzerinde hâkimiyet kurmaya başladık. Daha çok güçlü olan, daha çok yer zapt eden, ağa, efendi oldu. Zayıf olanlar köle, işçi ve hizmetçi oldu. Yöneten ve yönetilen sınıfları ve buna bağlı yasalar meydana çıktı. Şehirler, krallıklar, devletler ve imparatorluklar oluştu. Zayıf insanları ve bölgeleri sömürüp, en temel hak olan insanca yaşama haklarını ellerinden aldık. Hatta bununla da yetinmeyip, inançlarını, kültürlerini de baskı altına alarak inançlarını ve kültürlerine dair her şeylerini yok ettik. Halkları, toplulukları asimile etmeye çalıştık.  Yok saydık, yok ettik, varlıklarını yasakladık.

             Karun olup fakirlerin kanını emdik, Firavunlaşıp Musa’ları yok etmeye çalıştık ve Nemrutlaşıp İbrahim’leri ateşlere attık. Zulüm sistemini kurarak Muhammedi sisteme karşı durduk. Gün oldu Yezitleşerek, Hüseyin’leri hunharca katlettik.   Güçlendikçe daha çok ezmeye başladık. Gidemediğimiz, ellerimizin ulaşamadığı yerlere de çeşitli yöntemlerle fitne ve fesadı göndererek birbirlerini yok etmelerini sağladık. Birilerine sen şu ırktansın ve dolayısıyla üstünsün dedik, birilerine bütün insanlar sana hizmet etmek için yaratılmışlardır dedik. Birilerini de sen şu inançtansın diye her şeyden mahrum bıraktık. Kılık kıyafetinden tutun eğitimlerine kadar onlara her şeyi yasakladık. Hâlbuki öldürdüğümüz, inkâr ettiğimiz, kendi kimliğiyle yaşama hakkı tanımadığımız, ezdiğimiz, inancını ve kültürünü yasakladığımızın da insan kardeşimiz olduğunu hiç mi hiç düşünemedik.

              Modernizm ve medeniyet adı altında yeni yönetim biçimlerini belirleyenler bu dünyanın sadece kendilerine ait olduğunu düşündüler. Dünya üzerinde tasarruf hakkını sadece kendilerinde gördüler. İcat ettikleri kitle imha silahları ile korku imparatorluklarını kurdular. Silahların verdiği güç ile güçlüden yana hukuk kurallarını yaptılar ve herkesi o kurallara itaat etmeye zorladılar. İtaat etmeyenleri imha ettiler. Birilerine çalışıp üretmeyi, kendilerine de tüketmeyi reva gördüler.                    

             Bu gün sırf kendi iktidarlarını sürdüre bilmek için; insan haklarından, eşitlikten, demokrasiden bahsedenlerin, bu tür söylemleri havada kalmaktadır. Kendileri için hak, hukuk ve demokrasi ama başkaları için de modern kölelik istemişlerdir. Demokrasi adı altında girdikleri her yeri talan edip kan gölüne çevirmişlerdir. Yaptıkları bu barbarca kıyımlara kılıf giydirerek güya oralara demokrasi götürmüşler, götürecekler!

            Bir zamanlar devletin bekası! adı altında yaptıkları her şeyi mubah görerek kardeş katline bile cevaz verdiler. Yeri geldi saltanata göz koyar diye çeşitli yöntemlerle küçücük çocukları bile boğdurdular.     

           Peki, insan hayatı kadar değerli bir şey var mıdır bu dünyada? İnsanlar ölecekse, şehirler yok olacaksa, açlık-sefalet oluşacaksa ve her an ölebilirim kokusu yaşıyorsa insanlar, devlet olmuş olmamış kimin umurunda? İnsanın, insanca yaşamın olmadığı yerde devlet mi olurmuş?

           Şu koskoca dünyada hepimiz için yaşam şartları mevcuttur ve bu dünya hepimize yeter. Yeter ki birbirimizi olduğumuz gibi kabul edelim. Artık birilerini inancı, ırkı ve dünya görüşü farklıdır diye dışlamayalım. Birbirimizin hakkını çiğnemeyelim. Irkımız, rengimiz, dilimiz ve inançlarımız farklı olsa da en nihayetinde hepimiz insanız. Birbirimizi inkâr etmenin, imha etmenin ve yok saymanın hiçbir anlamı yoktur. Bırakalım herkes istediği şekilde yaşasın, istediği şekilde inansın, ibadetini yapsın, istediği dili konuşsun.

         Hepimizin ortak bir adı var; İNSAN…

         Hepimizin ortak bir yaşama yeri var; DÜNYA…

         Ve bu DÜNYA bütün İNSANLARA yeter…

Bu yazı 5732 defa okunmuştur .

Son Yazılar