Her Gün Aşura Her Yer Kerbela
Yusuf Polat

Yusuf Polat

Her Gün Aşura Her Yer Kerbela

11 Kasım 2013 - 21:59

İnsanlık tarihinde bazı olaylar vardır ki bırakın unutmayı gün geçtikçe insanlarda bıraktığı etki daha çok artmaktadır. Tarihçiler, Sosyologlar, Yazarlar üzerinde daha çok araştırmalar yaparak olayın en ince detaylarını bile açıklamaya çalışmaktadırlar. İnsanlar daha çok dersler çıkarmaya çalışırlar ve o olayı daha iyi anlamaya çalışırlar. Bazen o olay üzerinde zıt fikirler ileri sürülür ve insanlar kendi ideolojik düşüncesine göre ya savunurlar ya da eleştirilerde bulunurlar.

 

Ve insanlık tarihinde bazı olaylar ve kişilikler vardır ki dostu da düşmanı da kendine hayran bıraktırmıştır. İnsanlık tarihine adeta mal olmuştur. İşte, Kerbela ve Hüseyin bunun en tipik örneğidir. Hüseyin ve onun başlatmış olduğu hareketi, insanlık için, mazlumların kurtuluşu için ve tevhid mücadelesi geleneğinin devam ettirilmesi için zalim sistemlere ve yöneticilere karşı başlatılmış bir hareket olduğundan dolayı zaten hayran kalmamak mümkün değildir.   

 

Hz. Peygamberin güzide torunu Kerbela’da ailesiyle birlikte hunharca katledildiğinde hicri takvime göre Muharrem ayının Aşura günü yani onuncu günüydü. Aşura gününde, islam inancına göre yapılan bazı rivayetlerde Hz. Adem’in işlediği günahtan sonra tevbesinin kabul edilmesi, Hz.İbrahim’in ateşte yanmaması, Hz.Nuh’un gemisinin tufandan kurtulması, Hz. Eyyüb’ün hastalığından kurtularak şifa bulması gibi önemli olaylar olmuştur.

 

Fakat üzerinde asıl durmak istediğim olay ve kişilik, Kerbela ve Hüseyin’dir. Hz Ali’nin şehadetinden sonra yönetim Muaviye’ye geçmiş ve o da ölmeden yerine oğlu Yezid’i tayin etmişti. Emevilerin yönetime geçmesiyle ümmet büyük sıkıntılar yaşamaya başlamış ve baskılar artmıştır. Haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik gittikçe sınırsız bir hal almıştı. Birilerinin buna dur demesi gerekiyordu. Zira Allah Teala, ne zaman bir yerde adaletsizlik, hukuksuzluk, zulüm artarsa mutlaka bu duruma karşı çıkacak bir kahraman çıkarmıştır. Nemruda karşı İbrahim’i, Firavuna karşı Musa’yı, Ebu Cehil, Ebu Leheb ve karanlık şirk ve zulüm düzenine karşı Hz. Muhammed’i çıkardığı gibi…  Bu zulüm düzenine karşı da Sevgili Peygamberin torunu Hüseyin’i çıkardı.

 

Muharrem ayının onuncu gününde Hüseyin ve ailesi ( toplamda 72 kişi) Kerbela’da şehid edilirken rivayetlere göre Bedir Savaşının intikamı alınmıştı. Fakat onları şehid edenler, bilmiyorlardı bu olayın, onları hem bu dünyada hem de öbür dünyada mahkum ettiğini…  

 

Hüseyin, şehadetiyle insanlığa, zulüm düzenine karşı mücadele geleneğini miras bırakmıştır. İlk bakışta yenilgi gibi algılansa bile bu gün baktığımızda aslında büyük bir zaferdir. En basit anlamıyla Yezid insanlık vicdanında lanetlenmiştir, Hüseyin ise insanlığın gönlünde taht kurmuştur.          

 

Evet, Hüseyin insanlığa mal olmuştur. Atası İbrahim’in zulüm düzenine karşı başlattığı İbrahim’i hareketi, Hüseyn-i harekete dönüştürerek bu mücadele geleneğini devam ettirmiştir. Ve Hüseyin artık bir insanlık hareketi olmuştur. İnsanlığa, zulme karşı tek başına olsan dahi, baş eğmemeyi öğretmiştir. ‘’ZİLLET İÇİNDE YAŞAMAKTANSA, İZZETLİCE ÖLMEYİ TERCİH EDERİM’’ diyerek bir insanın nasıl onurlu bir duruş sergilemesi gerektiğini insanlığa öğretmiştir. Dönemin zorbalarına ve fasıklarına karşı mücadele ederek ölmeye razı olmuş ama İslam dininin ayaklar altına alınmasına razı olmamıştır. Bütün ailesini feda etmeyi göze almış ama İslam dinine leke gelmesine gönlü razı olmamıştır. İslam abası altına girerek ama gerçekte İslam ile hiç alakası olmayanların, İslam’ı kullanarak zulüm etmelerine izin vermemiştir ve onların bütün hilelerini deşifre etmiş ve maskelerini indirerek asıl yüzlerini ortaya çıkarmıştır.

 

Kerbela, zalimin zulmüne ve mazlumun onurlu duruşuna şahit olmuştur. Kerbela, aynı zamanda hakkın, hukukun, eşitliğin ve adaletin tesis edilmesi için onurlu bir mücadeleye ve onurlu bir kıyama şahitlik etmiştir. Kerbela’nın toprağı Peygamber ailesinin fertlerinin kanıyla sulanmıştır ve bu kan, dünyanın her tarafındaki mazlumlara, bütün zulüm sistemlerine karşı ayaklanmak için cesaret vermiştir. Kerbela, yas ve hüzün, daha kanatlanmadan kuşların kanatlarının kesildiği ve şehadete şahitlik eden bir şehirdir.

 

Hüseyin, mazlumlar için cesaret kaynağı olmuştur. O, kucağındaki çocuğuna su vermeye çalıştığında ve oklarla kucağındaki o çocuk şehit edilirken bile teslim olmadı ve korkmadı, eli kanlı zalimlerden. Çünkü biliyordu eğer teslim olursa tevhid mücadelesi, ondan sonra belki de hiç olmayacaktı. İşte bundan dolayı;

 

Hüseyin'in mücadelesi; tevhid mücadelesidir.

 

Hüseyin'in hareketi; sabır, cesaret, yiğitlik ve aşk ve fedakarlık ve iman ve takva ve özgürlüktür.

 

Hüseyin'in savaşı; hakkın, adaletin, doğruluğun ve eşitliğin savaşıdır.

 

Hüseyin'in duruşu; paraya, lükse, halkın parasıyla yapılan saraylara ve menfaatperestliğe karşı bir duruştur.

 

Hüseyin'in Kerbela'ya gidişi; hem dini hem de sosyal bir harekettir.

 

Kısacası,

 

Hüseyin'in hareketi,  insan için bir insanlık hareketidir...   

Bu yazı 6181 defa okunmuştur .

Son Yazılar