Hukuk Eşit İşlemelidir
Yusuf Polat

Yusuf Polat

Hukuk Eşit İşlemelidir

16 Aralık 2013 - 21:56

 

Bir ülkede hukuk, herkes için eşit şekilde işlemelidir. Adalet, bütün vatandaşlar için aynı olmalıdır. Eğer siz bunları farklı işletirseniz o zaman da haktan, hukuktan ve adaletten bahsedemezsiniz. Gerek İslami inanç sisteminde olsun gerek demokratik yönetim sisteminde olsun hukuk, adalet ve eşitlik, bu sistemlerin en vazgeçilmezidir. Zira ikisinin de merkezinde insan vardır. Bunları farklı uygularsanız tarafsızlığınız vatandaşlarca sorgulanır.

 

Geçen hafta, 4 yıldan fazladır tutuklu olan milletvekili Mustafa Balbay, uzun tutukluluk süresinden dolayı Anayasa Mahkemesine başvurusu sonucu ve yüksek mahkemenin de onu haklı bulmasıyla tahliye olmuştu. Yargılandığı dava bir yana bu kadar tutukluluk süresi içinde hala mahkemenin nihai kararını vermemesi üzerine yüksek mahkemece tahliye ettirilmişti. Bu güzel bir gelişmeydi. Zira milletvekili olarak seçilen bir kişinin yargılandığı davanın sonuçlanmaması ve nihai kararın verilmemesine rağmen hala cezaevinde tutuklu olarak yargılanması aykırı bir durumdu. Yüksek seçim kurulu tarafından milletvekili seçilmeleri hususunda herhangi bir mahsur görülmemişti. Yargılandığı davada suçlu mudur değil midir tartışmasını yapmıyorum. Eğer suçları tespit olunursa zaten cezalarını alacaklardır. Asıl üzerinde durduğum nokta davaların bu kadar uzaması ve bu uzun tutukluluk süreleridir. En nihayetinde Balbay serbest bırakıldı ve mecliste yemin ederek görevine başladı. Daha önce de Mehmet Haberal bildiğiniz gibi tahliye olmuştu.

 

Gelelim diğer tutuklu milletvekillerine. Bir başka anlamıyla BDP’li vekillere. Balbay’ın tahliye olması, onlar için de bir umut belirmişti. Tutuklu beş vekil tahliye taleplerini Balbay’ın da durumu ve Anayasa Mahkemesinin kararını emsal göstererek Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine sundular. Bu talepler üzerine savcılık tahliye edilmeleri yönünde görüş bildirdi. Fakat savcılığın görüşüne rağmen mahkeme heyeti oy çokluğuyla tutukluluk hallerinin devamına karar verdi ve tahliye taleplerini reddetti. KCK adı altında tutuklanan bu vekiller de 4-5 yıldır tutuklu ve hala suçlarının ne olduğu belli olmayan bu insanların da milletvekili seçilmelerinde Yüksek Seçim Kurulu tarafından bir mahsur görülmemişti. Bu insanlar bağımsız olarak cezaevindeyken seçime girmişti ve rekor oylarla seçilmişlerdi. Fakat suçlu olup olmadıkları kesinleşmemesine rağmen serbest bırakılmadılar. Hala da mahkemeleri devam ediyor ve mahkemeleri sonuçlanmamış. Bu duruma gerek iktidar çevresi gerek BDP ve gerek sivil toplum kuruluşları tepki gösterdiler, gösteriyorlar. Örneğin Ak Parti sözcüsü Hüseyin Çelik bu durumu çifte standart olarak nitelendirdi. BDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak da yazılı açıklama yaparak; bunun bir hukuk skandalı ve çifte standart olduğunu, İstanbul’da ayrı Diyarbakır’da ayrı bir hukukun işletildiğini söylediler.

 

Hani her iki durumu kıyasladığımızda haksız da sayılmazlar. Zira birileri serbest kalabiliyorlar fakat bu beş vekil serbest kalamıyor. Yanlış anlaşılmasın diğerleri neden bırakıldı demiyorum bilakis bırakılmaları hukuki açıdan en uygunudur. Fakat bu beş vekilin de bırakılması gerekiyordu. Bırakılmadıklarında o zaman çifte standart olur.

 

Düşünün ki milletvekili seçilmelerinde bir mahsur görülmemiş, rekor oylarla seçilmiş ve suçları sabit olunmamış olmasına rağmen bu vekiller serbest kalamıyor. Bu nasıl bir demokrasidir, nasıl bir hukuktur, nasıl bir adalettir. Eğer suçları tespit edilmişse o zaman mahkeme kararını verip cezalarını kessin ve bu insanlar cezalarını çeksinler. Aksi halde diğer vekiller bırakılmışsa bunların da bırakılması gerekir. Demokratik ve hukuk devletinin gereği budur. Adil yargılamanın gereği budur. İnsan hak ve hürriyetleri açısından da bu böyledir.

 

Uzun tutukluluk sürelerinden dolayı öteden beri Avrupa Birliği ülkelerince Türkiye sürekli eleştirilmektedir. En sonunda bu duruma Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç da isyan etti. Yasama organını eleştirerek bu kanunları değiştiremediklerinden dolayı sitemini dile getirdi. Anayasa Mahkemesi Başkanı bile bu duruma isyan ediyorsa gerisini siz düşünün.

 

Ayrıca bu kararın çözüm sürecine de olumsuz etkileri olacağını söyleyebiliriz. Zaten geçtiğimiz günlerde Yüksekova’da üç vatandaşın öldürülmesi ortamı biraz germişti. Birçok ilde vatandaşlar buna tepki yürüyüşleri yapmış yine vatandaşla polis arasında sokak çatışmaları olmuştu. Mahkemenin bu kararıyla ortam daha da gerilebilir.

 

Hakikaten binlerce kişinin verdikleri oylarla milletvekili seçilmiş ve bu binlerce kişi mecliste temsil edilmeleri için onları kendi iradesi olarak kabul etmiş bu insanların, ceza almadan cezaevinde hala yatıyor olmaları bir anlamda bu yüzbinlerin iradesini yok saymaktır. 

   

Bu yazı 4072 defa okunmuştur .

Son Yazılar