Kartlar Doğru Oynanıyor Mu?
Yusuf Polat

Yusuf Polat

Kartlar Doğru Oynanıyor Mu?

02 Ağustos 2013 - 16:19

 

    Son zamanlarda Ortadoğu kazanının, kaynama derecesi hayli yükselmiş durumda. Öyle bir kaynıyor ki, ta Afrika’ya kadar taşmaktadır. Son zamanlardaki kaynaması ise özellikle Türkiye’yi çok ilgilendirmektedir. Zira Türkiye de bu kazanın içindedir. Peki, Türkiye kartını doğru oynamakta mıdır? Ya da nasıl oynarsa kazanacak ve bölgesel lider konumuna yükselecektir?

      Hepinizin bildiği gibi Tunus’ta başlayan isyan dalga dalga yayılınca Arap Baharı adını verdiler. Bir kere tam bahar mıydı yoksa bugün baktığımızda yalancı bahar mıydı daha net belli değil. Şu anki gidişat yalancı bahara benziyor. Zira küresel güçlerin istediği yönetimler, başa gelemeyince içten içe tekrar karıştırmaya başladılar. Halkları, bu yönetimlere karşı galeyana getirerek kendi istedikleri yönetimlerin başa gelmesi için örgütlemeye çalıştılar, çalışıyorlar. Ve nihayetinde Mısır’da askeri darbe yaptırıp, şu anda da Tunus ve Libya’yı da karıştırmaya başladılar. Suriye zaten bitmiş durumda ve bu küresel güçler yaşanan bu insanlık dramına karşı sessizliklerini sürdürmekteler. Çünkü istedikleri buydu yani müslümanın müslümanı öldürmesi. Her gün yüzlerce insan ölüyor ve bu ölenlerin çoğu çocuk. İnsanlar camideyken camiler bombalanıyor. Ama ses çıkaran yok.

      Türkiye ise bu küresel oyunda tek başına kalmış gibi gözüküyor. Tunus, Mısır ve Libya’da, devrimden sonra seçimler daha tam yapılmamışken Suriye’de de başlayan halk isyanında Türkiye, kartını muhaliflerden yana kullandı. Çünkü sandı ki Suriye’de de küresel güçler halkı destekleyecek, diğer ülkelerdeki gibi… Fakat yanıldı çünkü diğer ülkelerde yukarıda da değindiğimiz gibi bu küresel güçlerin istedikleri, iktidara gelememişlerdi. İşte bundan dolayı Suriye’deki halk isyanına destek vermediler ve Türkiye’yi yalınız bıraktılar. Ayrıca devrimin olduğu ülkelerde, iktidara gelenler özellikle İhvan hareketine yakın olunca Türkiye ile yakınlık kurdular. Bu durum küresel güçlerin ve onların uşağı olan bazı Arap krallarının hiç hoşuna gitmedi. Bu da Türkiye’nin yalnız kalmasında bir başka etken oldu. Yine Türkiye’nin, Suriye’de muhaliflerden yana tavrını koyması, Rusya ve İran’nın da Esed’den yana tavırlarını koyması bu iki ülke ile olan ilişkilere de zarar verdi. Dolayısıyla kaynayan bu Ortadoğu kazanında Türkiye her taraftan yalnız kaldı. Bir çok düşman kazandı. Muhaliflerin çeşit çeşit olması, farklı görüşleri savunmaları, kendi aralarında bile birlik olamamaları hem Türkiye’ye zarar verdi hem de Esed’in ömrü uzamış oldu.

     Yine El-Kaideye mensup bazı örgütlerin de -El-Nusra gibi örgütlerin- Suriye Kürdistanına saldırarak durduk yerde Kürtleri öldürmesi ve Türkiye’den destek aldıkları iddialarının ortaya atılması hatta öldürülen bazı militanların üzerlerinde ele geçirilen T.C nüfus cüzdanları, Kürtlerin gözünde Türkiye’nin imajını kırdı. Kaldı ki sürekli bir şekilde dillendirilen kuzey Suriye’de bir Kürt oluşumuna izin verilmeyeceği, de facto bir durumun olması halinde müdahale edilebileceği sinyalleri başlatılan çözüm sürecine de zarar verebilir. Zira daha önce aynı şeyi Irak Kürdistan’ı için de düşündüler ama sonra ne oldu? Şu anda neredeyse en büyük dış ticaret Irak Kürdistanı ile yapılmaktadır. Ayrıca ikili ilişkiler mükemmel seviyededir. Ve şu anda en güvenilir yer Irakta, Kürdistan bölgesidir.

     Türkiye’nin, Suriye Kürtleri konusunda yapacağı tek şey vardır. O da Kürtlerin kazanımlarına müdahale etmeden onlarla iyi ilişkiler kurmasıdır. Çünkü şunu unutmayalım ki Kurtuluş savaşı döneminde herkes Türkleri terkederken, bir tek Kürtler yanlarında kalmışlardı. Bundan dolayı bu ülke hafızasını iyi yoklamalıdır. Bir dönem onları yalnız bırakanları unutmamalı ve  desteklememeli, yalnız bırakmayıp onlarla beraber omuz omuza savaşmış Kürtlerin kazanımlarına da karşı çıkmamalıdır. Zira bazen tarihin tekerrür ettiğini unutmamalıdır. Bu gün destekledikleri, yarın tekrar onları yalnız bırakabilirler. Ki Kürtlere karşı destekledikleri iddia edilen El-Nusra cephesinin kardeş örgütü Somali’deki Türkiye Büyük Elçiliğini vuran El-Şebab örgütü bunun örneğidir. Onun için yukarıda da belirttiğim gibi, kaynayan kazanın ta Afrika’ya kadar taştığını ve her durumda Türkiye’ye zarar verdiğini belirtmekte yarar vardır.

      Her açıdan Türkiye’nin dikkat etmesi lazım. Şunu unutmamalıdır ki Ortadoğudaki yeni konjoktürde komşuları artık Kürtlerin oluşturduğu ve oluşturacağı yeni yönetimler olacaktır. Suriye’de oluşacak Kürt yönetimi de Irak’taki gibi, yönünü Türkiye’ye dönecektir. Türkiye mevcut konjoktürde kartlarını doğru oynarsa bölgesel lider olabilecektir.

       PYD lideri Salih Müslim’le yaptıkları görüşme, görünen o ki iyi geçmiştir. En azından Salih Müslim’in açıklamaları o yöndeydi. Eğer görüşmeler böyle olumlu devam ederse ve Rojava’daki kazanımlara karşı çıkılmazsa Türkiye, Rojava’daki Kürtleri yanına çekmeyi başaracaktır. Devam edecek olumlu görüşmeler, unutulmamalıdır ki Türkiye’de başlatılan barış sürecine de katkıları olumlu olacaktır. Yeter ki Türkiye, kartlarını doğru yönde kullanabilsin.                

      

Bu yazı 4971 defa okunmuştur .

Son Yazılar