Kritik Tarihi Dönemlerde Kürt-Türk İttifakı-1
Yusuf Polat

Yusuf Polat

Kritik Tarihi Dönemlerde Kürt-Türk İttifakı-1

01 Nisan 2013 - 09:09

 

      İki halkın tarihte tamda ölüm ile kalım arasında kalınan kritik dönemlerde ittifak ettiklerini görüyoruz. Bu yapılan ittifaklar olmasaydı belki de şu anda bu coğrafyada başka egemen güçler olurdu. Bunlar Fransızlar, Yunanlılar, İngilizler ya da İran olabilirdi. Bu kritik tarihi ittifakları ana hatlarıyla 3 dönemde inceleyebiliriz:

        Birinci kritik ittifak; 1071’deki Malazgirt savaşıdır. Bilindiği gibi savaş Selçuklular ile Bizans arasında yapılmıştır. Bizans ordusu çok kalabalıktır. Savaştan önce Alparslan Van Gölünü dolaşıp daha sonra Kürt Mervani Devletinin hüküm sürdüğü Ahlat, Silvan ve Diyarbakır tarafına gelir. Buradaki Müslüman Kürtlerle iyi ilişkiler kurar. Daha sonra Malazgirt önlerine geldiğinde, İran içlerine kadar gitmeyi düşünen Bizans ordusuyla karşılaşır. Bizans ordusu, Alparslan’ın ordusundan çok daha kalabalık hatta iki katıdır. Tam da bu kritik zamanda Diyarbakır ve Van bölgesinden 10 bin Kürt savaşçı Alparslan’ın ordusuna katılırlar. Hatta kimi tarihçilere göre Diyarbakır ve Mervani Kürtlerinden gelen ordunun sayısı 26 bin Kürt savaşçısıdır. Bu ittifak sonucunda Malazgirt’te yapılan savaşta Bizans ordusu yenilir.

         Bu savaş, sonuçları açısından çok önemlidir. Zira Türklerin Anadolu’ya girişini sağlamış, daha sonra kurulacak Osmanlı İmparatorluğunun bir anlamda temellerini de atmıştır.    

         Buradaki dayanışmanın ya da ittifakın ana ekseni İslam’dır, İslam kardeşliğidir. Çünkü bu tarihten yaklaşık 400 sene evvel Kürtler, 250 sene de evvel Türkler İslam’ı kabul etmiş ve her iki halk da İslam’a her zaman ve her yerde hizmet etmişlerdir.

         İkinci kritik ittifak; 1514’te Yavuz Selim ile Şah İsmail arasında yapılan Çaldıran Savaşıdır. Osmanlı padişahları Yavuz Selim’e kadar olanlar hep batıya ilerlerken Yavuz Selim tam tersine doğuya yönelmiştir. Yavuz Selim doğuyu emniyete almadan batıya açılmanın mümkün olamayacağını Şah İsmail’in yayılmacı politikasından kavramıştı. O dönemde hızla gelişmekte olan Safevi Şahlığı böyle devam ederse Osmanlı için en büyük tehlike olacaktı. Çünkü Osmanlıya tüm yıkıcı askeri fetihler ve iç tehditler doğudan geliyordu. Osmanlı Sünni bir politika izlerken Safevi Devleti ise Şii bir politika izliyordu. Her ikisi de kendi mezhebini yaymaya çalışıyorlardı. Hatta o dönemin bütün Türkmenleri ise Şiiliği benimsemiş ve Şah İsmail’in yanında yer alıyorlardı.

          Yavuz Selim, Şah İsmail’in bu politikasına dur demenin hesaplarını yapıyordu. Tek başına bunu yapamayacağını da biliyordu. Bundan dolayı da Kürt beylikleri ile iyi ilişkiler kurmaya başladı. Şah İsmail’in Şiilik politikası, Sünni olan Kürtleri ve Türkleri birbirine yakınlaştırıyordu.

          Şah İsmail, Venedik’le iyi ilişkiler kurarak Osmanlıya karşı ortak cephe oluşturmaya çalışırken bir yandan da Osmanlıyı içten çökertmek için Yavuz Selim’in kardeşi Şehinşah’ı yanına çeker.

          Yavuz Selim’in babası 2. Beyazıt döneminde Kürdistan bölgesinde çok iyi tanınan ve iyi bir Kürt âlimi olan İdris-i Bitlisi İstanbul’a yerleşmiş ve 2. Beyazıt’ın en samimi dostlarından biri olmuştur. İkisi de yapı itibariyle birbirine benzemektedirler. Çünkü ikisi de hem dindar ve hem de tarikat ehli olmaları onları birbirine yakınlaştırmıştır.

          İdris-i Bitlisi daha önce Akkoyunlu hükümdarın kâtipliğini yapmış ve yazdığı etkili ferman nameler, mektuplar ve yazılarıyla dikkat çeken birisidir. Bu özelliğinden dolayı 2. Beyazıt ondan bir istekte bulunur. Osmanlının kuruluşundan başlayarak kendisine kadar gelmiş 8 Osmanlı padişahının hayatını ve dönemini anlatan bir biyografik tarih yazmasını ister. İdris-i Bitlisi onun bu isteğini yerine getirir ve Heşt Behişt (sekiz cennet)  adlı ünlü eseri yazar. Ne ilginçtir değil mi? Tarihin cilvesine bakın ki bir dönem Kürtlerin varlığını bile inkâr eden bir halkın, atasının tarihini ilk kez bir Kürt yazmıştır.

         İdris-i Bitlisinin çok sevildiğini ve gittikçe sarayda itibarlı hale geldiğini gören sarayın ileri gelenleri, onu padişaha kötülemeye başlarlar. Bitlisi olup bitenleri görünce ailesini İstanbul’da bırakarak Mekke’ye gider ve oraya yerleşir. Mekke’deyken Yavuz Selim’le sürekli mektuplaşır. Yavuz babasını tahttan uzaklaştırıp padişah olunca, Bitlisi ailesini Mekke’ye göndermesi için Yavuz’a mektup gönderir. Bunun üzerine Yavuz onu İstanbul’a davet eder. İstanbul’a dönen Bitlisi Yavuz tarafından çok iyi karşılanarak Doğu ve Arabistan ile ilgili, danışmanı yapar. Daha sonra da Kazaskerlik unvanı verilir.

         Safevilerin ordusu hızlı ve hafif süvari birliklerinden oluşmakta ve bu da dağlık alanda onlara müthiş bir avantaj sağlıyordu. Osmanlı ise çoğu ağır hareket eden ve top yükü taşıyan güçlerden oluşuyordu. Bu haliyle Şah İsmail’e karşı koyması mümkün değildi. Daha önceden Şah İsmail’in yayılmacı Şiilik politikası yüzünden İdris-i Bitlisinin de etkisi ve Yavuz Selim’in Sünni Kürt Beyleriyle dayanışma ve ittifak politikasını izlemesi Sünni olan Kürtleri Osmanlıya iyice yakınlaştırmıştı. Yavuz Selim, bu politikasıyla, bölgeyi tanıyan ve dağlık alanda manevra kabiliyeti yüksek Kürtleri, yanına çekmeyi başarmıştı. Zira Şah İsmail’in ordusuna karşı tek seçeneği Kürtlerdi. İki ordu Çaldıran’da karşı karşıya geldiğinde Kürtler de 70.000 (Yetmiş Bin) kişilik bir ordu ile Osmanlı ordusuna katılırlar. Yapılan savaşta Şah İsmail yenilir. Savaştan sonra Yavuz Selim Amasya’daki karargâhına döner ve Kürt Beylerini oraya davet eder.

         Yavuz Selim, Amasya’da Kürtlerle bir özerklik antlaşması yapar. Tarihe Amasya antlaşması olarak geçen bu anlaşma, 25 Kürt Beyi yapılmış bir anlaşmadır. Bu antlaşmaya göre; 1-Kürt Emirlerinin özerkliği Osmanlı yönetimine bağlı olarak korunacak. 2- yönetim babadan oğula geçecek, yürürlükte olan yönetim biçimi için ferman padişahtan çıkacak. 3- Kürtler bütün savaşlarda Osmanlıya yardım edecek, Osmanlı da onları dış saldırılara karşı koruyacak.4- Kürtler Osmanlıya belli bir vergi verecek.

         Bu antlaşmayla Kürtler, 2.Mahmud’a kadar yaklaşık 330 yıl özerk bir şekilde yaşamışlardır. 2. Mahmut’un baskı politikaları sonucunda ise Kürt isyanları başlamıştır.         

NOT: Bu araştırma yazımızda aşağıdaki kaynaklardan faydalanılmıştır.

1-Kürt Sorunu ( Altan TAN )

2-Kürtler Nereye? ( Ali BULAÇ )

3-Kürtler ve Türkler ( Pof. Dr. Ahmet ÖZER )

 

 

Bu yazı 9229 defa okunmuştur .

Son Yazılar