Kürt Dil Bayramı
Yusuf Polat

Yusuf Polat

Kürt Dil Bayramı

13 Mayıs 2014 - 22:15

 

 

15 Mayıs Kürt Dil Bayramı günü kabul edilerek kutlanmaktadır. Celadet Ali Bedirxan’ın 1932’de çıkardığı Kürtçe Hawar dergisi’nin Suriye’de 15 Mayıs’ta yayın hayatına başladığı için 15 Mayıs günü Kürtçe dilinin bayramı olarak kabul edilmiştir. Bu dergi 1943 yılına kadar yayın hayatını sürdürmüştür. Bu derginin Kürt dilinin gelişimine katkıları büyüktür. Ayrıca çağdaş Kürt edebiyatçıların yetişmesini de sağlamıştır. Örneğin Kürtlerin önemli şairlerinden Cegerxwîn de bu dergide şiirlerini yazmıştır.

 

Peki, Kürt Dil Bayramı kutlanırken Kürtçe’nin durumu nedir? Öncelikle baktığımızda hala kabul edilmemiş bir dil olarak varlığını sürdürmektedir. Daha doğrusu 40 milyona yakın bir halkın konuştuğu dil, hala yasaklı bir dil ve eğitim dili olarak kabul edilmemesine rağmen, bütün asimilasyon ve baskılara rağmen belki de dünya üzerinde varlığını sürdüren ender dillerden biridir. Müslüman olduktan sonra hep İslam dinine hizmet etmiş olan Kürt halkı yine Müslüman olan 4 devlet arasında böldürülmüşlerdir. Ve ilginçtir ki bu Müslüman ülkeler tarafından hem Kürtlerin varlığı hem de dilleri yasaklanmıştır. Üstelik kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de, renkleriniz ve dilleriniz Allah’ın ayetlerindendir ( Rum Suresi, 22) ayetini de bilip okumalarına rağmen yine de Kürtlere ve Kürtçe’ye yaşama hakkı tanımamışlar. Bu dilin unutulması için bütün asimilasyon politikalarını uygulamışlardır. Kısmen de başarılı olmuşlardır. Öyle ki bir zamanlar Kürtçe konuşmak suçtu ve konuşanlar hapisle cezalandırılıyorlardı. Her dilin ve her rengin yani ırkın, yani halkın Allah’ın ayetlerinden olmasına rağmen yasaklanması üstelik Allah’a inananlar tarafından bu yasağın konulması, nasıl izah edilebilir?

 

Kürtçe’nin bu gün hangi durumda olduğunu yazmaya çalışıyoruz. Bu dil için birileri tarafından medeniyet dili değildir açıklamalarını duyduk. Doğrusu medeniyet dilinin nasıl olacağının kanunu mu varmış da bizim haberimiz yok acaba? Oysa bu dili yasaklayan zihniyetlerin medeni olamayacaklarını açıklayan yok. Birileri de anlaşılmayan bir dil olarak tanımlıyorlardı. Anlaşılmamasının sebebi bilmediği için miydi yoksa konuşulmasına tahammülleri mi yoktu? Eğer, örneğin İngilizce konuşulsaydı yine de anlaşılmayan bir dil olarak tanımlayacaklar mıydı, doğrusu merak ediyoruz. Birileri de bu iki halkı bana eşit ve eşdeğer gördüremezsiniz diyorlardı. Peki, neden? Beraber bu ülke için savaşmadık mı, bu ülkeyi beraber kurtarmadık mı? Bu ülke uğrunda ölürken, eşittik de yaşarken niye eşit değiliz? Bu ülke uğrunda ölürken eşittik de eğitime gelince eğitim dilinde neden eşit değiliz?

 

Kürt Dil bayramıdır ama Kürtçe gittikçe erimekte, yok olmayla karşı karşıyadır. Bunun suçlusu da bu dilde eğitim hakkı vermeyenlerindir. Sadece Kürtçe için değil bütün dillerin yaşatılması ve geliştirilmesi gerekir. Zira bir halkın varlığını sürdürmesi için en önemli unsur kendi dilidir. Eğer bir dile ipotek koyarsanız bir halkı yok etmiş olursunuz.

 

Fakat son zamanlarda güzel gelişmeler de oluyor. Bir zamanlar kendi dillerinden uzaklaştırılan ve kendi ana dilini konuşmaya bile korkan Kürtler, şimdi daha çok bu dile sahip çıkmaktalar. Artık insanlar kendi imkânları ölçüsünde dergiler, kitaplar, gazeteler yayınlamaktalar. Tam da bu noktada Kürtlerin, bu çıkan yayınları satın alarak bu insanlara destek vermeleri gerekir. Bu yayınları okumaları ve bu dilin yaşatılması için ne gerekiyorsa yapmaları gerekir. Yani bu dilin yaşatılması ve geliştirilmesi için bu çorbada herkesin tuzu olmalıdır.

 

CEJNA ZIMANÊ KÜRDÎ LI HEMÛ KÜRDAN PÎROZ BE…

 

Demokratik İslam Kongresi Ve Medine Vesikası

 

Hafta sonu, yani 10-11 Mayısta iki gün boyunca Diyarbakır’da Demokratik İslam Kongresi yapıldı. Çeşitli konuşmalar yapıldı, paneller düzenlendi. Kongreye Bölge Alimlerinin yanı sıra Irak Kürdistan’ından, Rojava’dan, İran Kürdistan’ından, Avrupa’dan ve yurt içinden bir çok katılımcı vardı. Ali Bulaç, İhsan Eliaçık, Kadri Yıldırım gibi birçok İlahiyatçı, yazar ve araştırmacı bu kongreye katılanlar arasındaydılar.

 

Türkiye basını, medyası genel olarak bu kongreyi çok da görmedi. Görenler çok azınlıkta kaldılar. Sadece benim bildiğim İMC tv kongreyi canlı verdi. Diğer birçok kanal, haberlerinde bile yer vermediler. Oysa çok önemli bir kongre yapılıyordu. Belki de Türkiye’de ilk defa bu önemli mesele için bu kadar değişik kesimlerden ve yurt dışından önemli şahıslar böyle bir kongreye katılıyorlardı.

 

Kongrenin ana teması, Medine Vesikası üzerinden bu günkü durum değerlendirmesinin yapılmasıydı. Medine vesikasının temel özelliği ise, Müslümanların ilk anayasası kabul edilmekte ve bu anayasada Allah Resulü, Medine’ye hicret eder etmez orada yaşayan halklar ve inançlar arasında sözleşme yapmasıdır. Herkesin haklarının ve sorumluluklarının düzenlenmesidir. Resulullah’ın Medine’ye hicret etmesi orada yaşayan Yahudileri tedirgin etmiş fakat Allah Resulünün insani, hak, hukuk ve adalet açısından en ufak bir detayı bile kaçırmadan böyle bir anayasa niteliğinde bir sözleşmeyi taraflar arasında imzalatması Yahudilerce de memnunlukla karşılanmıştı. Demokratik İslam Kongresinde de bu vesikaya atıf yapılarak bu gün halklar arasında böyle bir vesikanın gerekliliğinden bahsedildi. Zira bu vesika insani değerleri asla göz ardı etmeyen bir anayasaydı. Bu Medine vesikası üzerinden de Kürt Sorununun çözülebileceği görüşü kongrece benimsendi. Zira bu mesele ancak ve ancak kendimize göre yorumladığımız Allah Resulünün sünneti ve İslam dini değil de, Kur’an’ın bize öğrettiği gerçek İslam ile peygamberin gerçek sünneti doğrultusunda çözülebilir. Kongre sonuç bildirgesi de okundu. İsteyenler internette haber sitelerinden ulaşabilirler. Yazı çok uzadı burada keseyim.

 

Bu kongrenin hayırlara ve barış dolu günlere vesile olması dileğiyle…                          

  

 

Bu yazı 6916 defa okunmuştur .

Son Yazılar