Mısır, Mısır Olalı...
Yusuf Polat

Yusuf Polat

Mısır, Mısır Olalı...

09 Temmuz 2013 - 23:13

 

    Orta doğu, kazan gibi kaynıyor. Suriye’de neredeyse üç yıldır devam eden iç savaş nedeniyle taş üstünde taş kalmadı. Ondan önce hepimizin devrim sandığı Mısır’daki devrim ise bugünlerde daha yeni tamamlanmış oldu! Çünkü çakma yeni Cumhurbaşkanı Adli Mansur, (ordunun yaptığı darbe sonucunda) devrimin daha yeni tamamlandığı! haberini veriyordu kameralar önünde. Ve o kadar cahilce bir açıklama ki darbeye, devrim diyor.

    Mısır, diğer Orta doğu ülkeleri gibi yıllarca diktatörlerle yönetildi. Cemal Abdünnasır ve Enver Sedat’tan sonra gelen Hüsnü Mübarek yıllarca Mısır’ı demir yumrukla yönetti. İlginçtir Mısır’ın Türkiye’ye benzeyen yönleri vardır. Lâiklik açısından birbirine benzemekteler. Bir diğer yönü ise yapılan askeri darbeler ve devlet başkanlarının asker kökenli olmasıdır. Örneğin Cemal Abdunnasır, Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek, üçü de askerdir. Ülkemizde de yapılan askeri darbeler sonucunda yıllarca askerler ya Cumhurbaşkanı oldular ya da olmadan da ülkeyi perde arkasından yönettiler.

    2011 yılında Müslüman Kardeşlerin öncülüğünde kan dökülmeden yapılan devrim ve diktatör Hüsnü Mübarek’in istifası aslında bütün Orta doğu için bir umut ışığı oldu. Zira Orta doğu’da Mısır’ın her açıdan konumu çok önemliydi. Eğer orda devrim yapılabiliyorsa diğer Orta doğu ülkelerinde de yapılabilirdi. Bundan dolayı Suriye’de de halk, sokaklarda iyice kendini göstererek iç savaş başlamış oldu.

     Mısır’daki devrimin ardından yapılan seçimlerde Müslüman Kardeşlerin siyasi kanadı olan Hürriyet ve Adalet Partisi büyük çoğunluğu sağladı ve devlet başkanlığı seçimini de onların adayı Muhammed Mursi kazandı. Evet, Mısır’da gerçekten büyük bir devrim olmuştu ve tarihinde ilk kez bir devlet başkanını, halk seçiyordu. Zira firavundan başlayarak Hüsnü Mübarek de dâhil olmak üzere Mısır’ı ya krallar ya da askeri darbelerle gelenler yönetti.  

     Hüsnü Mübarek’in devrilmesi için halk günlerce Tahrir meydanında gösteri yaparken bir iki sefer halkın yanına gelip biraz gövde gösterisi yaptıktan sonra Viyana’daki evine giderek devrimi televizyonda izleyen, Uluslar arası Atom Enerjisi Ajansı başkanlığını da yapmış olan Muhammed El-Baradey (ya da Kürtçe ile BEREDAYÎ*) gibileri, sırf devlet başkanı İhvan’dan olduğu için içlerine sindiremediler. Mursi’yi devirmek için bir çok yola başvurdular. Hüsnü Mübarek gibilerine karşı gıkı çıkmayan ve ardından birilerinin yaptığı devrimi sanki kendileri yapmış gibi göstererek Mursi’nin ülkeyi yönetemediğini savunarak orduyla işbirliği yapıp ülkede darbe yaptılar. Sadece el-beredayî (el-baradey) de değil, Ezher Üniversitesinin Şeyhi, Selefi Cemaati ve diğer muhalefet liderleri orduyla beraber bu darbeyi yaptılar. Gerekçe de ekonomideki kötü gidişat ve diğer reformlar. Aslında amaç farklıydı.   Mursi, iktidarı askerden devraldığında uzmanların dediğine göre 36 milyar dolarlık bütçe 13 milyar dolara inmişti. 1 yılda ekonomi düzeltilebilir mi? Ya da diğer reformlar hemen yapılabilir mi? 50-60 yılda oluşturulan bu katı rejim 1 yılda değiştirilebilir mi?

        Belki insan, Kıptilerin veya el-beredayî gibilerin çekememezliğini ve tavırlarını anlayabilir de selefilerin ve Ezher Şeyhinin tavrını anlamakta zorluk çekiyor. Müslümanlar, hristiyanlarla ve askerlerle birleşerek müslümanlara karşı darbe yapıyor. İlginç ve ilginç olduğu kadar da vahim bir durumdur değil mi? Fas selefi cemaati Mısır’daki selefi cemaatini, darbecilerle işbirliği yaptıklarından dolayı kınadı. Aslında tüm Müslümanlardan tepki topladılar. Askeri darbenin başarılı bir şekilde yapılmasını ilk kutlayan ülkeler ise yine müslüman ülkeler olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri oldu. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Tıpkı  Firavunun, Musa’ya karşı olan tutumunu kutlamak gibi bir şeydir. Bakalım İslam Ümmetine verecekleri bir cevapları olacak mı?  

      Mısır’daki askeri darbenin ilginç bir yönü daha var. O da şudur ki Amerika ve Avrupa ona askeri darbe demiyorlar. Neden demiyorlar? Çünkü zaten Müslümanların iktidarını ve Müslüman bir devlet başkanını istemiyorlar. İktidar, Müslüman Kardeşlere geçtiği gibi Mısır ile Gazze arasındaki Refah sınır kapısı hemen açılmış ve Gazze birazcık nefes almıştı. Bu durum İsrail’in de, Amerikanın da hoşuna gitmemişti. Çünkü Gazze, açık hava hapishanesi olmaya devam etmeliydi. Evet, onlar darbe demiyorlar zira birazcık müslüman kokan iktidarları hazmedemedikleri için böyle iktidarlara karşı yapılanlar, onların nezdinde darbe sayılmıyor! Sevsinler sizi…

       Bu gün Mursi askeri darbeyle görevinden alınmış olsa da inanıyorum ki halk, bu zulme karşı direnerek onu tekrar göreve getirecektir. Zaten halk meydanlarda gece gündüz demeden direnmeye de devam ediyor.

       Hakikaten burada Türkiye’nin tavrını da takdir etmek gerekir. Askeri darbeye karşı çıkarak tavrını ortaya koydu. Mağdurların yanında durmaya çalıştı ve çalışıyor. Askeri darbeye karşı direnenleri desteklediğini açık bir şekilde ifade etmektedir.

      Mısır’lılar ne pahasına olursa olsun Mursi görevine dönene kadar meydanları terk etmemelidir. Bu mübarek ayda dualarımız onlarladır. Allah yar ve yardımcıları olsun…

 *BEREDAYÎ: İşe yaramayan, gereksiz anlamına gelir.       

        

Bu yazı 4924 defa okunmuştur .

Son Yazılar