Ve Sonuç Değişmedi
Yusuf Polat

Yusuf Polat

Ve Sonuç Değişmedi

13 Ağustos 2014 - 16:48

Evet, sonuç yine değişmedi. Türkiye tarihinde ilk defa halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanlığı seçimmini Başbakan Erdoğan kazandı. Doğrusu kazanacağı da belliydi zaten. Siyasete girdiği yani ilk aday olduğu 1994’teki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemi de dahil olmak üzere istisnasız girdiği bütün seçimlerde –yerel, genel ve en son Cumhurbaşkanlığı- hep birinci olmuştur. Yani grafik hep yukarı doğru yükselmiştir.

 

Peki, neden hep kazanıyor? Bir kere teşkilat olarak bu işi ciddiye alıyorlar, saha çalışmalarını iyi yapıyorlar. Ayrıca bütün seçim kampanyalarında en çok miting yapan yani halkla en çok buluşan yine kendisidir. Sadece bunlar mı? Hayır. Bir de ana muhalefet partilerin yanlış siyaset tarzları ve pasifliklerini de kendi lehine çevirmesini çok iyi biliyor. Ana muhalefet partileri halkla onun gibi sıcak temas kuramıyor. En önemlisi bu partiler değişemiyorlar. Belli şablonlar içinde yıllardır aynı politikaları izliyorlar. Hatta en son (dün) verilen cumhurbaşkanlığı resepsiyonunda Başbakan da; muhalefetin yenilmesinin kendilerine sorulması ve neden kazanamadıklarını oturup düşünmeleri gerektiğini söyledi.

 

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine de baktığımızda ana muhalefetin iyi bir seçim kampanyası yürüttüğü söylenemez. Özellikle miting yapmada sınıfta kaldıklarını söyleyebiliriz. Zira halka gitmeyenler kazanamazlar. Bu anlamda ana muhalefetin bir öz eleştiriye ihtiyacı vardır. Çıkardıkları aday da zaten ayrı bir tartışma konusu çünkü o da mitingler yapacağına daha çok meslek örgütleri, bazı yazar ve çizerlerle görüşerek süreci götürmeye çalıştı.

 

Ve HDP kanadı… Şüphesiz Selahattin Demirtaş’ın başarılı bir kampanya yürüttüğünü söyleyebiliriz. Bu da zaten sonuca yansıdı. Demirtaş hem yeni partinin tanıtımında hem de oy artışında başarılı oldu. Birçok miting yaparak halka ulaşmaya çalıştı. Ve mitinglerinde bazı ilkeler ortaya koyarak bu ilkelere oy istedi. Ortaya koyduğu ilkeler evrensel insan haklarına uygun ilkelerdi. Yalnız Demirtaş konuşmalarında bütün kesimlere mesaj göndermesine rağmen daha çok sol kesimi öne aldı. Mesajlarında dindar muhafazakâr kesim sanki biraz geri kaldı. Birçok yerde oylarını artırdı ve Türkiye’nin her ilinden oy aldı. Oy artışının yanı sıra her ilden oy alabilmesi gelecek açısından iyi bir başarıdır. Bu başarıyı sürekli kılmak için teşkilatlarının bundan sonra daha iyi çalışması ve şimdiden önümüzdeki seçimlere hazırlık için çalışmaları gerekir.

 

Birçok aydın ve birçok kesim Demirtaş’ın seçim sürecindeki performansını ve kampanyasını beğendi. Özellikle de ortaya koyduğu yeniden birlikte yaşama çağrısı, her kesimin kendi kültür ve inancını yaşayabileceği bir ülkenin oluşması ve insan hakları çerçevesinde özgür bir toplumun inşası ilkeleri çok beğenildi. Aldığı oy oranı ile genel seçimlerde HDP’nin parti olarak önümüzdeki seçimlere girme umudunu da artırmış olduğunu söyleyebiliriz.

 

Kan Gölü

 

Orta Doğu coğrafyası yani Müslüman coğrafyası ve bu coğrafya içerisinde özellikle Kürt coğrafyası tarihin her aşamasında adeta kan gölü olmuştur. Tarihin her devresinde en çok ölen Kürtler olmuştur. Enfal’ler, Halepçeler, Dersim’ler, Zilan’lar, Rojava ve en sonunda Şengal.

 

Düşünün ki bir grup İslam dini adı altında girdiği her yeri talan ediyor, yıkıyor, yakıyor viraneye çeviriyor. Çocuk, kadın, savunmasız halkı öldürüyor. Ki özellikle kadın ve çocuklara kesinlikle karışılmayacağını ilke edinen bir dine de yani İslam’a inandıklarını söylüyorlar. Evet, kesinlikle bu çetelerin yaptığını İslam dini tasvip etmiyor, etmez ve hatta haram kılmıştır. Bu dinin peygamberi döneminde kesinlikle hangi inançtan, hangi ırktan olursa olsun insanlara zulüm edilmemiştir. İnsanlar durduk yerde öldürülmemiştir. Hele çocuk ve kadınlara hiç karışılmamıştır. Peygamber orduyu bir yere gönderdiğinde özellikle çocuklara, yaşlılara ve kadınlara karışılmaması yönünde defalarca orduyu tembihliyordu. Ama bunlar tam tersini yapıyor. Kendi mezhepleri dışında hiç kimseye hayat hakkı tanımıyor. Ve bunlar kendilerine Kürt coğrafyasını özellikle hedef seçmişler. Daha önce Rojava’da katliamlar yaptılar. Canlı canlı kafa kestiler. Şimdi de Şengal’e saldırarak binlerce insanı öldürdüler yerlerinden sürdüler. Binlerce insan çocuk, kadın, yaşlı, sakat dağlara çıkmak zorunda kaldı. Birçok bebek, annesinin sütü kalmadığı için öldü. Yaşlılar öldü. O dağlarda günlerce aç ve susuzluktan yüzlerce insan öldü. Yani kısacası bir insanlık dramı yaşanıyor.

 

Komşu devletler bu katliama sessiz kalmaktalar. Binlerce insanın dramını göremiyorlar. Görüntüler insanın kanını donduruyor. Vicdan sahibi insanların bunu görmesi ve tepki göstermesi gerekir. Şengal halkı bir bütün olarak işkence ediliyor, öldürülüyor. Birçok kadınları bu çete tarafından kaçırılmış durumda.  Şu an için YPG güvenli koridor oluşturarak onları kendi imkânları dâhilinde Rojava’ya naklediyor. Bir taraftan da bu çeteyle savaş halindedir.

 

Komşu devletlerin bir an önce bu işe çözüm bulmaları gerekir. Aksi halde bu çetenin gidişatı bölgedeki bütün ülkeleri tehdit eder hale gelecektir. Zaten bunların böyle güçlenmesinde de bölge ülkelerin yanlış politikaları sebep oldu. Onun için bu yanlış politikalardan vazgeçilmesi ve bu örgüte karşı ortak hareket etmeleri gerekir.     

 

Bu yazı 5508 defa okunmuştur .

Son Yazılar