2016’da Küresel Ekonomik Görünüm
Ahmet Güzel

Ahmet Güzel

2016’da Küresel Ekonomik Görünüm

03 Ocak 2016 - 21:49

2015 yılını geride bırakmaya hazırlanırken 2016 yılının nasıl geçeceği merak konusu.

Gelişmekte olan ülkeler toparlanabilecek mi?

Lokomotif konumdaki gelişmiş ülkeler daha çok ekonomik büyüme gerçekleştirebilecek mi?

Bunun yanı sıra Türkiye bir şahlanmaya imza atabilecek mi? Yahut 2015 seçim yılının zaman kayıplarını kapatabilecek mi?

Daha da önemlisi son 13 yılda yeni ve yeniliklerin ülkesi Türkiye’de millet ve iktidar olarak yeni bir sinerji yakalayabilecek miyiz?

Dünya Ekonomisi

The Economist tarafından yayınlanan “The World in 2016” raporuna göre küresel ekonomi % 3,5 büyüyecek. Fitch Ratings ise % 3’lük büyüme öngörüyor.

 

The Economist

Fitch Ratings

BM

IMF

Küresel Ekonomi

3,5

3

2,9

3,7

ABD

2,5

3

2,6

3,3

Gelişmekte Olan Ülkeler

-

4,5

-

4,7

Çin

6,5

6,8

6,4

6,3

İngiltere

2,2

2,3

 

2,4

Rusya

-0,4

-4

0

-1

 

2016’ya ilişkin yukarıdaki tahminler Çin hariç 2015’e göre daha olumlu. Ancak yine de birçok risk devam ediyor.

Küresel ekonomi bakımından başta Euro Bölgesi olmak üzere risklerin aşağı yönlü seyretmeye devam ettiğini belirtmek lazım.

Dünya Ticaret Hacmi

Mayıs ayında yüzde 1,3 azalan dünya ticaret hacmi haziran ayında yüzde 2,0 artış gösterdi. 
     
2015 yılının İlk çeyreğinde dünya ticaret hacmi yüzde 1,5 düştü. İkinci çeyreğinde ise yüzde 0,5 geriledi.

Hollanda merkezli CBP'nin Dünya Ticaret Monitörü araştırmasına göre dünya ticaret hacmi, önceki aya nispeten Temmuz ayında yüzde 0,4 Ağustos ayında ise yüzde 0,5 geriledi. Ağustos ayında ticaret hacmi geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 0,9 arttı.

Küresel ekonomik büyüme tahminlerinin 2015’e göre daha yüksek öngörüldüğü göz önünde bulundurulursa 2016 dünya ticaret hacminin 2015’e kıyasla iyileşme göstereceği tahminini yürütebiliriz.

2016’da Riskler

2008 krizinden sonra küresel ekonomide görülen uzun süreli ekonomik durgunluk, işsizlik, büyümedeki aşağı seyir 2015 ile beraber olumluya yönünü çevirdi.

Orta Doğu’da politik riskler devam ediyor.

Rusya ile Ukrayna arasındaki gerginlikten sonra Rusyayla yaşadığımız kriz ve Suriye üzerinde sıkışan çıkarların 2015’te daha farklı bir görünüme bürünmesi ve bir balona tıkanması başlı başına bir risk ve ekonomimizi tehdit eden unsurlar arasında.

Petrol fiyatlarındaki düşüşlerin sanayi üretimi maliyetlerini olumlu etkilediği doğru. Dolayısıyla emtia üreticileri, bu durumdan pozitif etkilenecektir.

Ancak bu durum, petrol zengini ülkeleri zor durumda bırakabilir. Bu ülkelerin çoğunun tüketici toplumları olduğu düşünülürse diğer ülkelerin ihracatlarını olumsuz etkileme ihtimali var.

Petrol fiyatlarındaki aynı seyrin devam etmesi durumunda örneğin Suudi Arabistan ekonomisine 5 yıllık ömür biçme tahminleri bile yapılmaya başlandı.

2016’da küresel finans piyasalarında belirsizlikler de oldukça yüksek. ABD dolarının değer kazanması ve dolar karşısında gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin değer kaybetmesi bu ülkeleri ciddi risklerle karşı karşıya bırakacaktır.

FED’in yüksek ve dar aralıklarla faiz artırımına gitmesi, Gelişmekte Olan Ülkelerin kâbusu olmuş durumda.

Zira böyle bir durum; gelişmekte olan ülkeleri, ciddi bir enflasyon riski ile karşı karşıya bırakacak ve ticaret hacmini özellikle tonaj bazında olumsuz etkileyecektir.

Tahminler Çin’in ekonomik büyümedeki yavaşlamasının 2016’da da devam etmesi yönünde: Yatırımcının umudu, Çin’in ekonomik büyümedeki yavaşlamaya 2014 ve 2015’teki gibi değil gevşeme ile cevap vermesi.

Küresel ekonomik görünüme baktığımızda genel olarak yapısal ekonomik sorunların ve finansal ciddi risklerin masa üzerinde olduğu söylenebilir.

Çin’in büyümesindeki yavaşlamaya karşılık gevşeme politikasıyla mukabelede bulunması, FED faiz artışlarının düşük ve uzun aralıklarla yapılması veya hiç yapılmaması, petrol fiyatlarında makul artışların yaşanması halinde ve küresel ekonominin en büyük lokomotifi ABD ekonomik büyüme tahminlerinin pozitif olması sebebiyle 2016’nın, küresel ekonomi bakımından daha olumlu geçeceğini düşünüyorum.

Türkiye ve 2016

 Finans kuruluşlarının tahminlerine göre Türkiye % 2,9 ila % 3,5 arasında büyüyebilir. Göstergeler Türkiye’nin 2016’da % 3’ün üzerinde büyüyeceğini gösteriyor.

 

The Economist

Dünya Bankası

IMF

Büyüme Tahmini

2,8

3,5

2,9

Kaynak: www.dunya.com

 

Olası Riskler!... Ve Ne Yapmalıyız?

FED’in faiz artırma kararı sonrası dolardaki olası artış Türkiye ekonomisi önünde en önemli olumsuzluk olarak duruyor.

Bu durum, gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye’den sermaye çıkışına sebep olacaktır. Bunu engellemenin en önemli yolu, faiz artışı manevrası.

Döviz artış riski, döviz borcu olan şirketleri zor durumda bırakabilecektir. Bu sebeple; döviz cinsinden borçlanma yapılmaması gerekir.

Özel sektörün dövizli borç stokunun yüksek olduğu düşünülürse FED’in faiz artışına mukabil, kabul edilebilir ve gerekli düzeyde Merkez Bankası faiz artırımında bulunmalıdır.

Güneydoğu Anadolu’da yapılan terörle mücadele sonrası yaşanan asayiş ve güvenlik sıkıntısı, yazımı hazırladığım tarihte Habur Gümrük Kapısının kapanmış olduğunu göz önünde bulundurursak önemli bir risk teşkil ediyor.

Terörle mücadelenin başta ihracat olmak üzere mal sevkiyatını kesmeyecek şekilde yapılmasını başarmak zorundayız.

Ve likidite sıkıntısı.

2015’teki seçim süreci, arkasından yaşanan Rusya gerilimi piyasada ciddi tahsilat sıkıntısına yol açtı. Akabinde özellikle özel bankalarca kredi verme işlemlerinin minimize edilmesi ve önceki kredilerin geri çağırılması tahsilat sıkıntısını daha da artırdı.

Bu bağlamda 2016 Eylem Planıyla açıklanan ekonomiyle ilgili kararların mutlaka tavizsiz uygulamaya konulması lazım.

Sıkı Maliye Politikasından ödün vermeden likidite sıkışıklığının giderilmesi gerekir. Bunun için;

1)      özel bankaların yaptıklarının tersine kamu bankalarının devreye girerek kredi verme kapılarının açılması,

2)      Yaklaşık 2-2,5 yıldır yavaşlayan projelerin parça parça, kısım kısım olarak tabana yayılacak şekilde ihale edilmesi

yoluyla ekonomiye likit pompalanması gerektiğini düşünüyorum.

Hükümetimizin, ekonomiyi ciddi şekilde gündemine alması ve gündeminden hiç düşürmemesi gerekiyor. Ekonomi ile ilgili kararlarda çok daha pratik, çok daha seri olmak gerekiyor.

Yeni bir sinerji, yeni bir pozitif ivme kazanmamız şart.

Ne yaparsak yapalım; ekonomiyi sekteye uğratmadan yapmamız lazım. Hangi siyasi ve politik adımı atarsak atalım özel sektörü zarara uğratmadan, ekonomiden ödün vermeden yapmamız lazım.

Çünkü günümüz dünyasında savaşlar ve operasyonlar en etkin şekilde artık ekonomi üzerinden yapılıyor.

Ne olursa olsun gündemimizden düşürmeden Ekonomimizi Büyük ve Güçlü Tutmak Zorundayız...

Efendim… Tüm zorluklara rağmen başaracağız… Başarmak zorundayız…

Kaynak: Milat Gazetesi

Bu yazı 13793 defa okunmuştur .

Son Yazılar