Darbeye İnen Şamar: Milli Birlik Ruhu
Ahmet Güzel

Ahmet Güzel

Darbeye İnen Şamar: Milli Birlik Ruhu

21 Temmuz 2016 - 14:35

Halkın iradesine sahip çıktığı günleri yaşadık ve yaşıyoruz…

15 Temmuz’da yaşadığımız vahim ve iğrenç olaya mukabil; bu millet şuana kadarki tavır ve tutumundan çok çok farklı bir anlayış sergiledi:

Kendini temsil eden seçilmişlere darbe yapmaya kalkışanlara sahip çıktı.

Kendi iradesine darbe vurmak isteyenleri darp etti.

Bunu sokağa çıkma yasağını dinlemeyerek, meydanları doldurarak, tankların üzerine çıkarak, ve önüne yatarak sergiledi.

F-16’ların ve helikopterlerin açtığı ateşe göğsünü gererek, siper ederek haykırdı.

Bunların amaçları neydi?..

Halk mı? O zaman halka neden ateş açıldı?..

Milli menfaatler mi? O zaman onlarca insanımızı neden şehit ettiler?..

Hani hep söyledikleri gibi amaçları çocukların eğitimi miydi? Amaçları okullar kurmak mıydı!?..

Peki neydi bunların amaçları? Milli geliri mi 800 milyar dolara ulaştıracaklardı? İhracatı 30 milyar dolardan 160 milyar dolara mı çıkaracaklardı?

Yoksa… yoksa milli askeri araçlar ve silahlar geliştirmek miydi, gayeleri?

Bunlar ne yapmak istiyordu…

Evet. Tek bir hedefleri vardı: Öz güvenini sağlamış ve uyanmış, genleriyle barışmış ve büyük hedeflerle büyümekte olan bu asil milleti tekrar sindirmekti.

Bu milletin izzet-i duruşunu sağlayan da tek bir suçlu vardı: Recep Tayyip Erdoğan.

Tabularını yıkmış, kabuğunu kırmış bu ülkeyi ve milleti özellikle 2012 ve sonrasından bu yana çekemiyorlardı. Bu büyük kazanımların baş mimarı olan Sayın Erdoğan’ı hazmedemiyorlardı…

Onlara göre bu millet uyanmamalıydı. Fatih Sultan Mehmet’ler, Yavuz’lar, Kanuni’ler… Abdülhamit’ler doğmamalıydı… Yetişmemeliydi…

Olduysa bile Adnan Menderes gibi, Özal gibi, Erbakan gibi hemen halledilmeliydi.

Recep Tayyip Erdoğan…

Bu adam… Bu adam faklıydı. Aynen Fatih’ler gibi duygularını dolu dolu yaşıyor. Milletine hedefler koyuyor ve bir, bir gerçekleştiriyor

Büyük bir zihniyet devrimi gerçekleştiriyor; ille de izzet, mutlaka izzet diyordu. Öleceksek adam gibi ölelim, diyordu. Aynen ecdadı gibi

Halkı onu bağrına basıyor, gönlünün baş köşesinde yer veriyordu… Millet sahipleniyor ve Tayyip, benim gibi kızıyor, benim gibi kızarıyor, benim gibi ağlıyor… benim gibi Kur’an okuyor ve en önemlisi beni ve benim çıkarlarımı koruyor, diyordu.

Onlara göre bu adam tehlikeliydi… gitmeliydi…

Seçimlerde yenemediler. Çünkü halkının gönlüne girmişti.

Türlü oyunlar denediler.

Gizli suikastlar düzenlediler, olmuyordu…

Muhtıralarla pısatamıyor, yargı darbeleriyle çökertemiyorlardı.

Ve en son 15 Temmuz gecesi FETÖ aracılığıyla askeri darbe.

Milletin uçağı, milletin silahı, milletin tankı millete dönüyor. Hem de ateş ederek… Hem de canına kast ederek.

Bu darbe girişiminin içinde sadece fetöcülerin olduğunu düşünmüyorum… Nazarı dağıtmamak için şimdilik o hususa girmiyorum.

Darbe girişimi gecesi…

Dışarıda birkaç dostumla telefonları sessize almış, çay içiyordum. Saat 22:30 gibi eve dönerken yolda arabaya aldığım komşu iki öğretmen arkadaştan olayı öğrendim. Eve geçip biraz haberlere baktıktan sonra saat 23 sularında sokağa, meydana indim…

Yaklaşık 150-200 kişi etrafa bağırıyor ve insanları davet ediyorduk. Bazı kadınlarımızın balkonlardan insanları sokağa çıkmaları için avazı çıktığı kadar bağırışlarına şahid oldum.

Özellikle Başkomutanımızın, çağrısı üzerine vatandaşlarımızın sel gibi nasıl meydanları doldurduğunu gördüm. Arkasından bir yere çekilerek internet üzerinden canlı yayınları izelemeye ve sosyal medyada kuvve-i maneviye sağlamak için mesajlar atmaya ve telefon görüşmeleri yapmaya başladım.

İnsanların gözlerindeki parıltıyı ve şimşekleri gördüm.

Evet, bu halk darbenin kendisine yapıldığını görüyordu. Çocuklarına, çocuklarının geleceğine yapıldığını anlıyordu.

Kahramanlar…

En başta darbe girişimini duyar duymaz olayın renginin ne olduğu ortaya çıkmadan can siperane kendini sokağa atan insanımız ve balkonlardan bağıran bacılarımız başta olmak üzere devletine ve ülkesine, geleceğine ve istiklaliyetine sahip çıkan tüm vatandaşlarımızı kutluyorum.

Bu zaferin baş kahramanı millettir… Ve milletimizin her bir ferdidir.

Kahraman görmek isteyen yanındaki kardeşine baksın

1.Ordu Komutanı Sayın Ümit Dündar’a milletten yana taraf tuttuğu için teşekkür ediyorum.

Ve Başkomutanımız… Cumhurun Resi’i… Recep Tayyip Erdoğan…

Bu millet bir kez daha şunu gösterdi: Tayyip Erdoğan varsa ben de varım

Sayın Erdoğan’ın şahsında millete yapılan darbe girişiminin başarısız olmasında tüm milletimize ve her bir kahramana şükranlarımı arz ediyorum.

Dövize saldırmayıp ekonomiyi sıkıntıya sokmayan insanımıza teşekkür ediyorum.

Bankaları likidite noktasında rahatlatmak için sınırlamayı kaldıran ve faiz indirimine giden Merkez Bankasına teşekkür ediyorum.

Liderlerinin nezdinde MHP ve CHP’ye, sağduyulu davranarak milletinden yana yayın yapan basınımıza müteşekkirim.

Bir olduğumuzu, tek yürek olabileceğimizi gösterdik.

16 Temmuz İstiklal Zaferi…

Daha önceki yazılarımda milli öz güven anlamında “one minute” ve istemeyerek de olsa “düşürülen uçak” olaylarının milletimizin kendine gelişinde çok önemli rol oynadığını bu köşemde paylaşmıştım.

Dostlarım! 16 Temmuz’da yeni bir istiklal zaferi kazanılmıştır. Bu zaferin milletimizin öz güveni anlamında müthiş sonuçları olacaktır.

Bu zaferi, 78 milyon ve 78 milyonun her bir ferdi kazanmıştır.

Bu millet ve her bir mensubu nasıl bir yüreğe sahip olduğunu gördü. Bir araya gelirse neleri başarabileceğini test etti.

Bunun kazanımlarını, millet olarak önümüzdeki yıllarda çok daha iyi göreceğiz.

Eğer olursak tek, başarırız yek yek… Bu gerçeği, kurtuluş savaşını saymazsak son 250-300 senedir ilk defa yaşamış ve başarmış olduk.

Dışarıdaki göz ile BİZ…

İnsanı üçüncü göz daha iyi tanımlar, derler. 16 Temmuz günü milletimizin kazandığı zaferi bakın dışarıdaki dostlarımız nasıl görüyor:

Çeçen Komutanın mesajı: “Türk milleti dünyanın kanını donduracak cesarette; vallahi bu ülkenin düşmesi imkânsız.”

Arap kardeşlerimizin bakışı: “Erdoğan’ın neden bu kadar cesur olduğunu, Türk milletini görünce anladık.”

Al-Jazeere televizyonu: “Türk milleti vatan ne demek, tüm dünyaya bir gecede gösterdi.”

Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf Kardavi: “Müjdeler olsun sana ey Türk Halkı! Allah seni asla mahzun etmez. Çünkü sen güçsüzleri omuzlar, yoksula verir, misafiri ağırlar, haksızlığa uğrayana destek verirsin. Türkiye’deki darbe bitmiştir.

(Not: bu mesajlar 16 Temmuz günü facebook sayfamda da paylaşılmıştır.)

İşte, dostlar bizi böyle gördüler, böyle yorumladılar. Ama bunun örneğini onlara BİZ sergiledik

Millet ve birer mensupları olarak kanaatimce şunu hiç unutmamamız lazım: Olursak yek, başarırız tek tek… Eğer olmazsak tek, yıkılırız yek yek…

Ve Cumhurun Başkanı…

Bu zaferin kahramanı millet, mimarı Cumhurun Reisi’dir

Şapkasını(!) alıp gitmedi...

Halkını meydanlara çağırırken, kendisi de meydanlardaydı…

Bir azm, eğer iman dolu bir kalbe girerse,

İnsan da o imandaki son sırra ererse,

En azgın ölümler ona zincir vuramazlar,

Volkan gibi coşkun akıyor durduramazlar.”

Kıtasındaki duruşu göstererek tam anlamıyla ayakta kaldı. Moral oldu. İnsanların ayakta kalmasını sağladı.

Sayın Cumhurbaşkanım!

Yıllar sonra tarih bu günleri nakşederken; Seni ve Senin nezdinde milletimizin hâlihazırdaki neslini minnetle yâd edecektir

Daima biz olmak, müteyakkız olmak, her zaman ve mekânda bir ve pir olmak dileğiyle…

Kaynak: Milat Gazetesi

Bu yazı 42838 defa okunmuştur .

Son Yazılar