Ahmet Güzel - Türkiye’de Girişimcilik ve Serüveni
Bugun...

Türkiye’de Girişimcilik ve Serüveni


Ahmet Güzel
ahmetguzel@yatirimymm.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 27-06-2016 12:43

Girişimcilik… veya girişimci…

İkisi de çok önemli.

Çünkü; her ikisi de ekonomik anlamda “değerli insanı” ortaya çıkarır. Kalifiye insan üretir. İmalat yaparken değer oluşturur, bu değerlerle insanları mutlu eder, insanın ve ülkenin yaşam kalitesini artırır.

Bu yönüyle baktığımızda girişimcinin veya yatırımcının ülkeler için vazgeçilmez insanlar olduğunu ve saygıyı hak ettiğini söylemek lazım.

Diğer bir yaklaşımla yatırımcı olmazsa istihdam olmaz, istihdam olmazsa işçi olmaz. Dolayısıyla geçim yani yaşam olmaz. Zira işçi sıfatını kazanabilmek veya ustalık belgesi olsa bile işçi pozisyonuna girebilmek için ortada bir iş, bir fabrika yani bir yatırım ve yatırımcı olması gerekir.

Hep anlatırız; tarihte üç kıtaya hükmeden ecdadın torunlarıyız. Önümüzü bir açsınlar bakın neler yapıyoruz.

Gerçekten öyle mi?

Evet, öyle; son 13 yıllık gelişim ve kalkınma bunun bir ıspatı, aslında…

1950’li yıllarda “girişimcilik özellikleri” üzerine yapılan bir araştırmada Türkiye ve insanımız ilk sırada yer almıştır. İkinci ve üçüncü sırayı ise Fransa ve İngiltere almıştır.

Yani bu konuda gerçekten bildiğimiz gibiyiz.

Sadece girişimci mi? Salt bu yönüyle bakılırsa eksik olacağını düşünüyorum.

Bu sebeple; “aktif girişimci”, “dinamik girişimci”, “gelişmelere karşı esnek girişimci” yönleriyle girişimciliği değerlendirmek gerekir.

Girişimci ne yapar, nasıl düşünür?

1.      Girişimci gelecekte yaşar ve gelecekte çalışır.

2.      Girişimci kontrol eder.

3.      Girişimci değişikliklerle ve esneklikle başarı sağlar.

4.      Girişimci fırsatları görür ve değerlendirir.

5.      Girişimci evi inşa ettikten sonra hemen bir sonrakini planlar.

6.      Esnektir, sorunları görür ve çözer.

7.      Riski her zaman düşünür ve göğüsler.

8.      “Sevk ve idareyi” iyi yönetir. Lider kişiliklidir.

 

Girişimcilik özelliklerimiz bölgeden bölgeye, şehirden şehire de farklılık arz ediyor.

Örneğin; Karadenizli girişimci, iş birliğine daha yatkın ve pratiktir. Bu sebeple ortak yatırımları gerçekleştirme özelliğine sahiptir. Gaziantep girişimcisi esnektir, yenilikleri sever, yatırım konusunda atılgan ve yenilikçidir.

Girişimcilik ve Biz…

Bu konuda özellikle son 250-300 yıl yaşadıklarımız ve bu süreçte genel itibariyle hep geri gitmemiz insanımız üzerinde olumsuz düşüncelerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Ancak bu konuda kendimize haksızlık ediyoruz.

Çünkü “Ecdadımız ve Anadolu” yüzyıllar süren büyük bir medeniyetin merkezi olduğu gibi “girişimciliğin ilk ortaya çıktığı” yerlerden biridir.

Dünyanın bilinen ilk ticaret merkezinin Konya Çatalhöyük olduğunu söylemem lazım.

Osmanlı girişimcilik konusunda ilk ve orta dönemlerinde oldukça agresif bir vaziyet sergilemiş. Ancak özellikle Kanuniden sonra bu durum yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.

Batılı devletler bu süreçte bilimsel çalışmalar ve teknolojik gelişmeyle Osmanlının önüne geçmiş ve Ecdadımızı maalesef geride bırakmıştır.

Yine bu süreçte batı “iş bölümü ve uzmanlaşma” üzerine yoğunlaşmış ve gerçekleştirmiştir.

Bu süreçte batının öğrendiği ve uyguladığı bir önemli husus daha var: ortaklık yani şirket kurma. Batı bunu öğrenir öğrenmez ivedi olarak uygulamıştır.

Ancak Ecdad, “iş bölümü ve uzmanlaşmayı” inancından aldığı irşad ile yüzyıllarca en yüksek seviyede yaşamıştır. “Ahilik, paylaşma, basiret, sevk ve idare”… Ecdadın kurmuş olduğu medeniyetin doruklara ulaştığı dönemlerde bu dört unsuru da mükemmel bir şekilde uygulayan ve zirveleştiren biz olmuşuz.

Yani “BİZ’i” biz unuttuk. Sonra da... Sonrası malum…

Halbuki; ilerlemenin tüm anahtarları ve yapıları bizde mevcut: “Ahilik kültürüyle çalışmak, çalışmanın neticesinde kazanılana kanaat etmek ve yetinmeden daha fazlasını kazanmak için çalışmaya devam etmek

Biz tarihte büyüktük… Bugün de BÜYÜK’üz… İnşallah yarın da BÜYÜK olacağız…

Ahilik ve bilimin önderliğinde, geleceği görerek çalışmak… şartıyla…

Ve dostlarım!... bütün yönleriyle ve unsurlarıyla ille de İZZET’li bir hayat… mutlaka İZZET’li bir yaşam…

Yoksa tek dişi kalmış canavarlar önünde… sonuç; İzmihlal…

Kaynak: Milat Gazetesi



Bu yazı 5001 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI