Yeni Sanayi Devrimi...
Ahmet Güzel

Ahmet Güzel

Yeni Sanayi Devrimi...

07 Mayıs 2016 - 07:15

Dünyada özellikle 2011 yılından bu yana yeni bir sanayi devrimi gerçekleşiyor: “4.Sanayi Devrimi”

Diğer bir isimle “Endüstri-4”

Bilindiği üzere ilk sanayi devrimi “su ve buhar gücünün” üretimle entegrasyonu üzerine kuruldu. Elektrik enerjisi ile seri üretimin sağlanması sonucunda ikinci sanayi devrimi gerçekleştirildi. İmalat sürecinde dijital ve elektronik kullanımının sağlanması ile de insanlık üçüncü sanayi devrimini yaşadı.

Şimdilerde ise “endüstri-4”ü yaşıyoruz. Daha doğrusu bu sürecin daha başındayız.

Dördüncü Sanayi Devrimi, Alman Hükümetinin öncülüğünde “Sanayinin Bilgisayarlaştırılması” yönünde teşvik edilmesi ve yüksek teknolojiyle donatılması için başlattığı bir süreç.

Sanayileşmede geç kalmış olmasına rağmen şuan birçok sanayi devini ortaya çıkarmış Almanya’dan böyle bir sürecin başlamış olması, bence önemsenmesi gereken bir olay.

Bu sanayi süreci teknolojik temeller ve özellikle siber-fiziksel sistemler  ve internet ağı üzerine kurulu olacak.

Endüstri-4 ile akıllı üretim tesisleri kurulabilecek ve özel müşteri istekleri yerine getirilebilecek. Dolayısıyla tek ürünlerde daha düşük maliyetle daha verimli üretim gerçekleştirilebilecek.

Sürecin tamamlanması çok sürmeyecek: 10 ile 20 yıl içinde entegrasyonun tamamlanarak sanayiciler tarafından uygulanmasının sağlanması öngörülüyor.

Sanayi Devrimi sürecinin tamamlanması halinde imalat aşamasında işgücüne olan talebin azalacağı kesin. Çünkü bu süreç, işgücü yerine teknolojiyi ön planda tutuyor.

Bu yeni sanayi devriminin gerçekleştirilmesi kolay değil, tabi:

En başta yeterli beceri ve bilgi eksikliğinin olduğu düşünülüyor.

Bu endüstri devrimi, -yukarıda da ifade ettim- iş gücü talebinin azalması demek. Haliyle “iş ortaklık yapısının” bazı aktörleri ciddi direnç gösterecektir. Dolayısıyla işgücünün siyasi baskı yönü de önemli bir engel olarak sürecin önüne çıkabilir.

Diğer taraftan; mevcut üçüncü sanayi devriminin ritmine ayak uyduran firmalar da “Endüstri 4” için genel bir isteksizlik sergileyebilir.

Neler değişecek…

Dördüncü Sanayi Devriminin gerçekleştirilmesi veya tamamlanması halinde imalat sürecinde değişiklikler yaşanacak:

Teknolojik kontrol ile makinelerin kontrolü daha da artacak. Hatalı ürün ihtimali düşecek.

Otomatik sistemler sebebiyle iş gücü talebi azalacak ve “Sosyo-Ekonomik” hayat çok ciddi etkilenecek.

Süreci tamamlayanlar hem maliyetlerini aşağılara çekebilecek hem de farklı bir değer kazanacak ve pazar paylarını çok daha yükseklere taşıyabilecek.

Yeni Dünya Ekonomisi ve Endüstri-4…

“Endüstri-4” aslında “Yeni Dünya Ekonomisinin” bir sonucu.

Sürekli yeni ürün üzerine kurulu olan “yeni dünya ekonomisi” er veya geç “Endüstri-4” devrimini tamamlayacaktır. Çünkü; her iki devrim birbirini tamamlayan iki ayrı model.

Türkiye olarak neredeyiz?.. Ne Yapmalıyız?..

“Dördüncü Sanayi Devrimi” ve “Yeni Dünya Ekonomisi”.

Ülke olarak bu yeni modellerde; bu yeni dünyada neredeyiz?..

Her iki modeli birleştirdiğimizde üç önemli ayak ortaya çıkıyor:

a)      Akıllı teknolojik üretim,
b)      Ar-Ge ve
c)      Yeni ürün.

“Yeni Ürün” önceki iki ayağın sonucu.

Ar-Ge oranımız, son yıllardaki atakla yaklaşık % 1 seviyesinde.

Dünya ticaret hacminde ön taraflarda yer alan ülkelerde bu oran, % 3-4 düzeyinde.

“Teknolojik Üretim” konusunda en iyi gösterge ise teknolojik ürün ihracatındaki rasyomuz: o da % 2 sevilerinde.

“İnovasyonla Daha Yükseğe” başlıklı 29.10.2015 tarihindeki yazımda aşağıdaki tabloyu paylaşmıştım:

Ülke

İhracatçı Sıralaması

İhracatçı/İleri Teknoloji Oranı

GSYİH Sıralaması

Çin

2

% 26

2

Malezya

25

% 23

34

Güney Kore

8

% 30

14

Türkiye

32

% 2

17

Kaynak: OECD, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü 2012 verilerinden derlenmiştir.

 

Yani teknoloji yoğunluklu ürün ihracatında almamız gereken çok yol var: çok hızlı bir şekilde bu oranımızı, % 25’lere tamamlamamız lazım.

 “İki günü eşit geçen aldanmıştır” esasından hareketle daha alınacak çok mesafemiz ve gerçekleştirilecek çok hedeflerimiz var.

-İşe önce eğitimle başlamamız gerekiyor. İnovasyon kültürünü ve anlayışını benimsememiz ve yerleştirmemiz gerekiyor. İnovasyon; yeni, yenilik veya iyileştirme yahut farklılaştırma olduğuna göre farklı görmeyi öğrenmek gerekiyor. Dolayısıyla Ar-Ge, İnovasyon ve Girişimcilik konuları müfredata daha üst seviyede dâhil edilmelidir.

-Korkmamak gerekiyor. İnovasyon, doğası gereği risk almayı da kendisinde barındırmaktadır. Dolayısıyla inovasyon sürecinin içerdiği başarısızlıkları da hoş görmek; öğrenmek ve gelişmek için başarısızlığı bir fırsat olarak görmek lazım geliyor.

-Sadece Ar-Ge aşaması değil ticarileşme sürecini yani fikir-farklılaştırma-kazanç kurgusunu bütünsel olarak desteklememiz lazım.

-Son yıllardaki büyük zıplamaya rağmen Türkiye’nin 2013 verilerine göre Ar-Ge harcaması milli gelirinin % 0,95’i. Bu oranı % 3-4 seviyelerine çıkarmamız gerekiyor. (2016’nın başlarında yasalaştırılan Ar-Ge Teşvik paketinde % 3 hedeflendiğini belirtmem lazım)

-En önemli inovasyon inanmak ve samimiyet. Hiçbir zaman değişmeyen ve değişmeyecek olan bu “insani inovasyon” olmazsa diğerlerini gerçekleştirmenin imkânı yok. Zaten bu seviyelere de samimiyetle ve inanarak geldik.

İnovatif devlet, inovatif şirketler, inovatif yetişmiş insanımız, inanmak ve samimiyet… Evet gerçekleştirebiliriz… Hem de daha iyilerini…

İnsan merkezli ve insan öncelikli bir yaklaşımla “rekabet etmek ve kazanmak”… üzerine kurulu bir ekonomi modeli ile çok daha iyi seviyelere ulaşabileceğimizi düşünüyorum.

Kaynak: Milat Gazetesi

Bu yazı 11972 defa okunmuştur .

Son Yazılar