Asimilasyon mu, disimilasyon mu?
Ahmet Polat

Ahmet Polat

Asimilasyon mu, disimilasyon mu?

24 Aralık 2011 - 17:53

Batılı Devletler, 1. Dünya Savaşından sonra, Ortadoğuda sınırları ileride çıkarlarına hizmet edecek ve istedikleri anda sosyal kargaşalar çıkacak şekilde, sosyal yapıyı gözetmeden cetvelle çizmişlerdir. Bu da, ileride sosyal sorunları doğuracaktı. 2. Dünya Savaşına müteakip bölgeden çekilmişlerdir. Ancak nüfuzlarını koruyup artırmak için, ürettikleri sosyal ayrışmayı sürekli kurcalamışlardır. Ancak Müslüman halkları, asırlardır aynı cephede savaşmış, aynı dini, zaman ve bölgelere göre de aynı dili kullanmış olmalarına rağmen, birbirleriyle kaynaşma yerine disimilasyon(başkalaşma)oluşmuştur. Eğitim ve demokrasi yetersizliği ve bu etkenlere bağlı olarak ekonominin gelişmemesi, bu ayrışmayı daha da derinleştirip, karışıklık ortamını oluşturmuştur.  


 Avrupa’da, küçük halklar ve devletçikler olmasına karşılık, birkaç etnik gruptan oluşan halklar ve devletler de vardır. Mesela Fransız Halkı, Fransa’nın eski yerli halkları İber ve keltlere, Cermenlerin kolu olan Frankların gelip karışmasıyla oluşmuştur. Bu halk da, Fransız ismini Franklardan almıştır. Yine aynı şekilde İngiliz Halkı, adanın eski halkları olan Britan ile Keltlere sonradan gelip karışan Cermen kollarında olan anglo ve saksonlardan oluşmuştur. Adaya, Britanların isminden esinlenerek Britanya ve İmparatorluğa da, Britanya İmparatorluğu denmiştir. Angılların isminden, dillerine İngilizce, halka da, İngiliz denmiştir. Şu anda ne Britanlar ön planda nede angıllar nede diğerleri, birbirlerinden asla ayrılamaz derecede tek halk olmuşlardır. İtalya’da da durum farklı değildir. Romalıların Latin ve eski yerli halklarına, Cermen halkların gelip karışmasıyla İtalya Halkı oluşmuştur. İspanya’da ki durum ise Avrupa’nın genel durumunu yansıtır. Müslüman Endülüslü Arap ve Berberiler ile Yahudiler İspanya’dan çıkarılıp, Hıristiyan olan İber, Kelt ve Cermen halklarının kaynaşmasıyla İspanyol halkı oluşmuştur. Şimdiki Avrupa Birliği de zaten Hıristiyan harcı ile inşa edilmiş bir birliktir


 


Temennimiz, Müslüman halkların, her halkın kendi etki alanı içerisinde farklı etnik, dil, din, mezhep ve kültürlere kendi değer felsefesinin etkisinde kalmadan, İslami Felsefe ve evrensel değerlerle bağdaşacak şekilde hoşgörü ve saygı göstermeleridir. Hz. Muhammed(S.A.V)’in,’’Arap’ın Acem’den, Acem’in Arap’tan üstünlüğü yoktur!’’sözü asla unutulmamalıdır. Yaşadığı ülke içerisinde hâkim üst kültür tarafından, kendi kültürünün alt kültür muamelesine, baskı ve asimilasyona uğradığını düşünen halklar da, disimilasyona ve şiddete yol açacak eylemler yerine, kültürel kaynaşma çerçevesinde kendi kültürlerinin de hâkim  üst kültür kadar etkili olabilmesi için girişimlerde bulunmaları, daha da isabetli ve mantıklı olacaktır.  


 


Müslüman Halkları, demokrasi ve evrensel değerler konusunda Avrupa’ya özümseme yerine, kendi öz geçmişlerine bakıp, Avrupa’dan örnek alınacak değerlerin, aslında kendilerinden Avrupa’ya geçtiğini ve kendilerinde var olan değerleri tekrar canlandırma noktasında düşünceye sevk olunmaları, kendilerine olan güveni daha da artıracaktır. Temennimiz Arap Baharı yerine, Müslüman Coğrafyasında ‘’Doğu Baharı’’ iklimi yaratılıp, doğu halklarının bu iklimde baharı yaşayıp, kardeşçe ve beraber piknik yapmalarıdır.


 

Bu yazı 11499 defa okunmuştur .

Son Yazılar