Şanlıurfa\'yı marka şehir yapmanın yolları
Ahmet Polat

Ahmet Polat

Şanlıurfa\'yı marka şehir yapmanın yolları

23 Nisan 2012 - 18:07

 













     Marka şehir yaratmak istiyorsak, önce görüşümüzü buna göre şekillendirmeliyiz. Ayrı ırktan, dinden, renkten ve milletten gelen, farklı hayat seçimleri olan insanlara hoşgörüyle yaklaşmasını öğrenmeliyiz. 


    Marka şehir kavramı, dünyada bir geçmişe sahip olsa da, Türkiye için oldukça yeni, Şanlıurfa içinse hayli yabancı bir kavramdır.


    Kentimizin, sanat ve kültür merkezlerini oluşturmadaki yetersizliğimiz ve bilinçsizliğimiz ortadadır. kentsel dönüşüm, temel alt ve üst yapı sorunlarını çözebilmiş değiliz. Alt ve üst yapı sorunlarını çözemediğimiz gibi, henüz yaşlıların, çocukların, engellilerin, sorunsuz ve medeni bir şekilde yaşayabileceği, engelsiz bir kent de yaratabilmiş değiliz.


    Peki, şehrimizin markalaşması için ne yapmalıyız?


    İlk önce, şehrin sahip olduğu doğal, tarihi, kültürel, ekonomik ve sanat varlıklarının analizi yapılmalıdır.


    Şehrimizin, kendine özgü özellikleri tespit edilmelidir.


    Bu özellikleri dikkate alarak, şehrimizin, hangi şehirlerle rekabet içinde olduğu ve rakip şehirlerden esinlenerek ne yapılması gerektiği tespit edilmelidir.


    Hangi yatırımcı ve hangi yerli ve yabancı turist kesimlerinin hedefleneceği belirlenmelidir.


    Şehrin markalaşması hangi özellikler üzerine kurulacağına karar verilmelidir. Mümkünse şehrin bir veya ikiden fazla özelliği sahiplenmemesi gerekir; çünkü fazla özellikle anlatılırsa iletişim karmaşası yaratabilir.


    Şehrin logosu olarak da, mevcut balıklı göl amblemine ek olarak, Göbekli Tepe tapınaklarındaki (T) harfi şeklindeki kaya şekilleri eklenerek devam edilmelidir.


    Tanıtım olarak da, peygamberler diyarı ile en eski insanlık yerleşim yeri özellikleri üzerinde yoğunlaşma olmalıdır. Özellikle, yerli ve yabancı turist kitlesine, insanlığın en eski yerleşim yeri olduğu. Muhafazakâr Hıristiyan turist hedef kitlesine de, tek tanrılı dinlerin kurucusu Hz. İbrahim’in burada yaşadığı. Hz. İsa’nın da, İtalya’nın Torino kent müzesinde Edessa Mandylion adıyla sergilenen Kutsal Kefen veya Hogion Mandylion’u Urfa’ya gönderip, şehri kutsadığı çok iyi anlatılmalıdır. Yerli inanç turizmi hedef kitlesine de, Peygamberler Diyarı özelliği sunulmalıdır.


    Şehrimizin sakinlerine, bakanımıza, milletvekillerimize, sivil toplum örgütlerine, esnafa, tüccara, kamu görevlilerine ve üniversitelere şehrin sahiplendiği fikir anlatılmalı. Onlardan, bu fikri hayata geçirecek projeler yapmaları istenmelidir. Bu süreç, sürekli olmalıdır.


    Özellikle bakanımız Sayın Faruk Çelik’in, kültür bakanlığının yıllık Türkiye’yi tanıtım reklamlarına, Şanlıurfa’nın bu özelliklerini mutlaka dâhil etmelidir. Bu, sadece Urfa’nın değil, Türkiye’nin de turizmine büyük katkılar sağlayacaktır..


    Artık bir fikre ve kimliğe sahip olacak olan şehrimiz, kendini tanıtmaya hazır olacaktır. Pazarlama işi, sermayesi güçlü olanın kazandığı bir yarıştır. Tanıtıma ne kadar kaynak ayrılırsa, o kadar amaca yaklaşılır. Tanıtımlar, ana fikri muhafaza etmek kaydıyla, yıldan yıla değişik uygulamalarla değişmelidir.













 

Bu yazı 10556 defa okunmuştur .

Son Yazılar