Soma'da kader ve felsefe
Ahmet Polat

Ahmet Polat

Soma'da kader ve felsefe

27 Mayıs 2014 - 01:24

Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde işsizlik hat safhada olduğundan, kamu ve özel sektör, arz edilen ucuz iş gücünü istismara çevirmektedirler. Bu istismar, hem düşük ücretle işçi bulma olanağı hem de insan odaklı mevzuat olmadığından ve emek maliyeti makine-teçhizat maliyetinden ucuz olduğundan işçiyi koruyucu tedbirleri ortadan kaldırmaktadır…

 Gelişmiş olan ülkelerde her türlü teknolojik ürün üretimi, yüksek refah düzeyi ve insan odaklı sistem temelinde oluşan emek ücretine ve insan hayatına değer veren anlayış, insanı koruyan her türlü tedbiri almıştır.

 Gelişmemiş toplumlarda sırf bir kişinin veya bir grubun iktidarı için ya da ideolojik ötekileştirmeden dolayı savaşlar yaşanmakta, her gün bombalarla yüzlerce insan öldürülmektedir. Ayrıca depremlerde 10 binlerce, maden ve diğer kazalarda yüzlerce insan ölmekte ve bu vakıalar kadere bağlanarak avutulur.

 Avutulur, çünkü bu halklar, gelişmemişlik ile gelişmişlik arasındaki farkı analiz edecek ve toplumu geri kalmışlıktan gelişmişliğe doğru harekete geçirecek neden? Nasıl? Niçin? Gibi felsefi sorularla sorgulayacak yetide değillerdir. Yıldırım çarpmasıyla ölümün gerçekten kader olduğunu… Mevzuat ve teknoloji yetersizliğinden dolayı maden ve diğer nedenlerden olan ölümlerin kader olmayıp ihmalden kaynaklandığını ayırt etmeden kadere bağlanılıp iç dünyalar teselli ettirilir…

 Felsefe gerçekleri ve çelişkileri çözümleyen diyalektik yoldur. Bu toplumlar felsefe yapmadıklarından, ayırt edemedikleri gerçekler ve çelişkiler sonucunda oluşan insan algısına ve hatasına dayalı olumsuzlukları kadere bağlamaktan başka çıkış yolları olmadığından, geri kalmaya da mahkûmdurlar.

 Gelişmekte olan toplumlar, gelişmemişlikten gelişmişliğe doğru yol alan toplumlardır. Türkiye de gelişmekte olan ülkeler kategorisindedir. Türkiye’de insan ve işçi haklarına teoriksel olarak çoğu zaman modernleşme ve çağdaşlaşma vurgusu yapılır ama pratikte gıdım gıdım ilerleme görülür. Depremlerde on binlerce insan öldüğünde deprem yasası çıkarılır. 10 binlerce insan öldürülür, 100 binlerce insan göç ettirildikten sonra demokratik anayasa hazırlanmaya girişilir. Önceki maden kazalarında olduğu gibi Soma’da da, yüzlerce işçi ölür, yüzlerce kadın dul kalır, yüzlerce çocuk yetim kaldıktan sonra maden yasası düşünülür.

 Çünkü toplum için var olan kurumların başka meşguliyetleri vardır;

 Hükümetler, toplumu ileriye götürücü, değişimci modern projeler üretme yerine, kendi yapısını kurma politikalarını güder,

 Muhalif partiler, eksiklikleri giderici, yenileyici ve ilerici projeler önermeleri yerine, cedelleşme ve lafazanlık siyasetini yürütürler,

 Sivil toplum örgütleri, toplum sorunlarını değişim temelinde giderilmesi için yürütmeye iletmek yerine, siyasi politikaların halkta pekişmesiyle ilgilenirler,

 Üniversiteler, biltenlerde bilim üretmek yerine, diğer eğitimciler gibi ideolojik devşirmeye dayalı eğitim amaçlarlar,

 Bürokrasi, kolaylaştırıcı ve yenileyici mevzuatlar hazırlamak yerine, siyasilerin kadrolaşma ve kayırma işlerini yürütür,

 Teknokrasi, teknolojik inovasyon çalışması yerine, işporta işlerle uğraşır,

 Basın, doğrular üzerinden tarafsız ve aydınlatıcı haberler yerine, yandaş, asparagas ve sansasyonel yayınlarla iştigal eder.

 Böylece, total yerine, toplumun sadece bir parçası olan topluluk temelli eğilimin yansıması olarak oluşan fikirsel izleklere kanalize olmuş partiler, kurumlar ve örgütlerin, toplumun tümünü çağdaşlaştırıcı amaçlar yerine, beslendiği topluluğun diğer topluluklar üzerinde hegemonyasını kurma uğraşıyla zamanı heder etmektedirler…    

 Bu geri kalmışlığı görebilmek ve gidermek için uygulamaya geçirmek sosyal demokrat veya en azından liberal demokrat görüşü edinmiş yönetimler gerektirir. Suçun tümünü sadece hükümetlere yüklemek yanlış olur. Toplum görüşünün aynası olan hükümetler, muhalefetteki siyasi partiler, STK’lar, akademisyenler, bürokratlar, teknokratlar ve basın tümü sorumludur.

 Etnik milliyetçilik, ulusal milliyetçilik ve muhafazakar görüşe dayalı siyasi partilerimiz ve minvallerindekiler; geri kalmışlığı ortadan kaldıracak, insan onurunu, refahını ve geleceğini tesis eden modern toplum sisteminin bir an önce kurulabilmesi için, misyon ve vizyonlarında mutlaka sosyal ve liberal demokrasiye yer vermeleri zaruri ve ötelenemez bir gerçekliktir.     

Bu yazı 4052 defa okunmuştur .

Son Yazılar