Tarihin Soykırımına Uğrayan Yahudiler
Ahmet Polat

Ahmet Polat

Tarihin Soykırımına Uğrayan Yahudiler

03 Aralık 2012 - 01:48


 



      
       Sami ırkına mensup, Doğu Sami Dil Grubundan olan İbraniceyi konuşan İbraniler veya İsrailoğulları,baskı, katliam, soykırım ve zorunlu göçlerle tarihten günümüze kadar varlık ile yokluk arasında mücadele vererek ancak günümüze kadar nesillerini sürdürebilmişlerdir.



 



      
        Yahudiliğin ilk semavi din olması, Hz Musa’nın ana görevi İsrailoğullarını Firavun’un zulmünden kurtarmak olması gibi nedenlerden dolayı, Yahudiliği sadece kendi dinleri olarak ilk ve son semavi dini, yüce yaratıcıyı da sadece kendi tanrıları olarak kabul etmişler; bunun sonucunda da diğer semavi dinleri ve Peygamberlerini kabul etmemişlerdir.



 



       Hıristiyanlığın yayılmasını engellemek isteyen Roma İmparatorluğu’nun yanında yer almışlar, Hz.İsa’nın çarmıha gerilmesine ve birçok Aziz ve Mesih'i Roma’ya ispiyonlayarak öldürülmelerine neden olmuşlardır. Yine aynı şekilde İslam Dininin yayılma döneminde gizlice müşriklerin yanında yer almışlar, Müslümanların stratejik hedeflerine ulaşmamalarına neden olmuşlardır. Böylelikle Roma sürgününden sonra
dağıldıkları bölgelerde gerek kurdukları sistemle ticareti ele geçirip
zenginleşmeleri gerekse de diğer dinler ile aralarındaki kin ve nefretten dolayı yönetimlerin ve halkların tepki ve baskılarına maruz kalmışlardır.



 



       Yahudi sürgünleri ve katliamları



 



       Hiksos Hanedanı döneminde Hz. Yusuf tarafından Mısır’a yerleştirilen Yahudiler, Hiksosların Mısır’dan çıkarılmasıyla, diğer Firavunlar tarafından köleleştirilmişlerdir. İsrailoğulları,zulüm ve kölelikten Hz. Musa tarafından Mısır'dan Filistin’e göç ettirilerek ancak kurtulabilmişlerdir.



 



       Babil hükümdarı Nabukadnazar tarafından Kudüs’teki mabetleri yıktırılıp Babil’e sürgüne gönderilenYahudiler; ancak Pers Kralı Kiros tarafından bölgenin ele geçirilmesiyle Filistin’e dönmelerine ve yıkılan mabetlerini inşa etmelerine izin verilmiştir.



 



       Roma döneminde tarihin en büyük katliamına uğrayan Yahudiler, bugünkü Mescid-i Aksa yerinde bulunan Süleyman Mabedi yıktırılarak dünyanın dört bir tarafına sürgün edilmişlerdir. Bir kısım Yahudi’de Roma tarafından köle olarak satılmışlardır. Bölgenin Yahudiye ismiyle anılması yasaklanmış, Filistin ismiyle anılması zorunlu kılınmıştır. O günden bugüne Yahudiler, yıkılan mabedin yanında Ağlama Duvarı’nı inşa ederek, Roma katliamına, uğradıkları sürgüne ve yıkılan mabetlerine ağlamaktadırlar.



 



       İslamiyet’in yayıldığı dönemde müşrikleri Müslümanlara karşı kışkırtan Yahudi kabileleri Medine’den göç ettirilmişlerdir.



 



       Ortaçağda Avrupa’da milyonlarca insanın ölümüne neden olan Kara Veba salgının nedeni olarak görülen Yahudiler, katliam ve göçlere maruz kalmışlardır. Haçlı Seferleri sırasında Haçlılar tarafından Fransa, İngiltere ve Kudüs’te Yahudilere katliamlar uygulanmış, Sonraki dönemlerde de Polonya, İspanya, Rusya ve Yunanistan’da Pogromlar(şiddet) uygulanmıştır. Şimdiki Yahudilerin Filistin mahallelerine inşa
ettikleri duvarlar gibi o zamanın Yahudi mahallelerine de duvarlar örülerek, giriş çıkışlar izne tabi tutularak Yahudi Gettoları oluşturulmuştur.



 



       İspanya Yahudileri, Endülüslü Müslümanların İspanya’dan çıkarılmasıyla huzur içerisinde yaşadıkları Endülüs dönemi son bulmuş, katliam ve göçe tabi tutulmuşlardır. Osmanlı tarafından soykırımdan kurtarılarak, gemilerle ispanya’dan Osmanlı ülkesine getirilmişlerdir.



 



       İkinci Dünya Savaşında tarihin en büyük dehşetli soykırımını Hitler Yahudilere uygulamış ve altı milyon Yahudi’yi katletmiştir.



 



       Araştırmalara göre Yahudiler, katliam ve soykırım yaşamasaydı bugün nüfusları 13 milyon yerine 200 milyon olacaktı.



 



       Görülüyor ki;firavunların, Nabukadnazar’ın, Romalıların, Haçlıların, İspanyolların ve Hitler’in tokatlarından hâllaş pamuğuna dönen Yahudiler; bugün teknolojinin verdiği güçle yaramaz çocuk durumuna dönmüş, Yedikleri tokatların intikamını Filistinlilerden almaya kalkışmışlardır.               



Bu yazı 8847 defa okunmuştur .

Son Yazılar