Urfalılar hırpo mı?
Ahmet Polat

Ahmet Polat

Urfalılar hırpo mı?

20 Nisan 2014 - 19:56

Yerel seçimlerde oluşan yabancı aday tepkisi, Büyük Şehir Belediye Başkanlığı Genel Sekreterliğine atanan Ankara Büyük Şehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Balamir Gündoğdu’nun Urfalı olmadığı gerekçesiyle devam ettiği hissedildi.

 

Bakan’ın, Büyük Şehir Belediye Başkanı’nın ve Genel Sekreterin yabancı olmaları, elbette Urfalılık duygusuyla düşünüldüğünde, içerlemeye neden olmuştur. Ancak Ankara Büyük Şehir Belediyesinde edindiği pratiksel tecrübeyi ve belediyecilik anlayışını Urfa’ ya taşımak adına yeni Genel Sekretere karşı oluşan tepkiler, içselleştirilmeye tahvil edilmelidir.

 

Bu arada Genel Sekreter atamasından sonra, Urfa ekonomisinin can damarı olan tarım alanında başarılı çalışmalar yapan Ferhat Şelli’nin görevden alınması, Urfa için büyük kayıp olmuştur. Şelli’nin, Paralel yapıyı bitirme konseptine bağlı olarak görevinden alınmasıyla Urfalılarda oluşan tepkiyi elimine etmek için, yine Paralel yapıdan dolayı görevinden alınan Çalışma Bakanlığı Müsteşarının yerine, bu Bakanlığın Müsteşar Yardımcısı olan Urfalı Mehmet Selim Bağlı’nın atanmasında Bakan Faruk Çelik’in etkisi aşikârdır. Kariyer olarak müsteşarlık, müsteşar yardımcılığından daha üsttedir; ancak tarım kenti olan Urfa’ya Tarım Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı, Çalışma Bakanlığının Müsteşarlığından kat kat daha fazla fayda sağlayacağından, bu anlamda kayıp telafi edilmemiştir.

 

Urfalıların bakan, müsteşar ve diğer üst düzey görevlere getirilmemeleri; Urfa’ya yabancı bakan, belediye başkanı ve genel sekreterin gönderilmesi, Urfalıları pasifize etmek için yapıldığını düşünmek yanlıştır. Geçmiş dönemlerde bakanlık, müsteşarlık, genel müdürlük, sendika yöneticiliği yapan birçok Urfalı olmuştur. Mesela geçen hafta Ak Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevine yeni atanan İstanbul milletvekili Urfalı Nurettin Nebati’nin başarısı canlıdır. Ancak bu başarılar, Urfa dışındaki Urfalılarla birlikte 2,5 milyon civarındaki nüfusa göre yeterli mi? Hayır, yeterli değildir.

 

Tüm üst düzey görevlerin hiçbir etkene bağlı olmaksızın tamamen üsten kayırma ile gerçekleştiğini kabul etmek doğru değildir. Ancak, henüz gelişmekte olan Türkiye toplumunun bürokrasinin temel karakterlerinden olan adam kayırmacılığın sonucu olarak, bürokratik mevkilerin çoğu bakanların illerinden ve bölgelerinden olan kişilerle doldurulduğu gözlerden kaçınılmaz bir gerçektir.

 

Türkiye nüfusunun ortalama 30’da birini oluşturan Urfalıların, Ülkeyi yöneten ve yönlendiren siyasi ve bürokratik mevkilere ulaşmada aşkın oluşturacak yegâne çözüm eğitimdir. Örneğin eğitim seviyesi yüksek, Urfa’yla aynı nüfusa sahip bir il, Ankara’ya alt düzeyde 30 bürokrat gönderiyorsa, Urfa ancak bunun yarısı, belki yarıdan daha az alt düzeyde bürokrat gönderebiliyor. Böylelikle bakan, müsteşar, genel müdür ve daire başkanlıkları atamalarında en çok donanımlı adam yetiştiren il’in pay alacak olması, engellenemez bir durumdur.

 

Urfa’yı eğitim seviyesi yüksek illerle her alanda mukayese etmede ve yarıştırmaya yeltenmek; ana karakteri eğitimsiz yığınlardan oluşan, etniksel, kabile, vb. birçok toplumsal bölünmelere dayalı siyasa’sının döndüğü geri kalmış toplumlarla paralellik arz eden Urfa toplumunun genel yapısını görmemekle, ya Urfa toplumuna Fransız kalmaktır, ya da elitizmden(toplumu ileriye götürme görüşü) yoksunluktur veya popülizmdir(halkı dramatize etme).

 

Sonuç olarak Urfalılar, bazı kişilerin değerlendirmesine göre hırpo(enayi)değildir. Ancak asıl sorun, gelenekçi toplumsal yapı, bölge koşulları ve yıllarca devletin ihmali sonucunda toplumun genel eğitim seviyesinin düşük olmasında yatmaktadır. Sanayide pek varlık gösterilmesede, ekmeğini kazanmak için tüm zorlukları göze alarak Urfa’dan Anadolu’nun her yerine dağılan kitlesel işçiler, kendi imkânlarıyla topraklarında bir dönüm susuz arazi bırakmayan çiftçiler, fazla dinamik olmasada son dönemlerde eğitime aç olmanın bilinciyle eğitimli nesil oluşturma çabaları, tavan yerine tabandaki Urfalıların gayretini ve çalışkanlığını gösteriyor.

 

Neticede, Urfa’nın geri kalmış durumunu her alanda ileriye götürecek yerli ve yabancı şahsiyetleri makyavelist(amaçlar araçları meşru kılar)yaklaşımla kabullenmek, toplumun menfaatine olacaktır. Urfalılara daha iyi hizmet ve refah için çapaladığını düşünenler; tüm sosyal ve siyasal döngüler içindeki kurumların ve bireylerin misyonunda, toplumun eğitim seviyesinin yükseltilmesi bilincinin yerleştirilmesi için çabalamaları, kısa vadede hissedilmese de uzun vadede Urfalılara yapacakları en büyük hizmet olacaktır.   

Bu yazı 8081 defa okunmuştur .

Son Yazılar