“Henüz inmemiş Ayetler”
Ayşe Reşad

Ayşe Reşad

“Henüz inmemiş Ayetler”

24 Ekim 2009 - 04:00

Bizim forumda “Ayetlerin iniş sebepleri ve Meal okumaları” başlattık..Hergün içimizden birisi, seçtiği ayetleri ve iniş sebeplerini ekleyecek ve konuşacağız üzerinde inşaAllah..

 

Okuyoruz, okuyoruz anlamıyoruz hep..

 

Biz istiyoruz ki; Okuyalım ve anlayalım Kitab’ımızı..

 

“Henüz inmemiş ayetler” varsa içimize, indirelim..

 

Her ayeti o an “bana indi” diyerek okuyalım..

 

”Rabbim bana ne diyor” diye okuyalım, anlayalım ve hayata geçirelim..

 

Acaba ayetler, boğazdan aşağı ve dahî hayatımıza, dünyamıza inmediğinden mi  bu haldeyiz :(

 

Çok basit bir örnek olacak belki ama; Size sevgilinizden bir mektup gelse, ya da en değerlinizden..Alıp satenler, kadifeler içinde duvara asar, merak etmez misiniz içinde ne yazdığını?

 

Edersiniz tabii ki..

 

Okuma bilmeseniz dahi, bir okuma bilen bulur, illa ki okutursunuz tekrar tekrar..Hani filmlerde olur ya, bakkala gidip okuturlar mektuplarını köylerde falan ;)

 

Kur’an da bize indi..Yerin-Göğün Sahibi O Yaratıcı’dan!

 

Ne dediğini bilmiyoruz çoğumuz, garip değil mi?

 

“Yaratan bilmez mi?” Bilir, biliyor ve İnsanın kataloğunu göndermiş işte..

 

“İnsan iki dünyada nasıl mutlu olur?” un açılımı mevcut Kur’an’da, her boyutuyla..

 

Ama okumaz, anlamazsak :(

 

Biraz gayret bizden, gerisi gelir, Rabbim açar yolları, kolaylaştırır elbet..

 

Biraz gayret..

 

Şimdiye kadar hep “Allah için” dedik okuduk,

“Hasan Amca, Ayşe Nine’nin ruhu için” dedik okuduk,

“Çok sevap” dedik, öteler için okuduk belki..

 

Şimdi de gelin, o hep dediklerimiz mahfuz kalmak şartıyla kendimiz için okuyalım yahu :)

 

......

Bakın Metin Karabaşoğlu ne diyor, aynı başlıklı yazısında:

 

“......Elde mikrofon sokağa çıkıp rastladığımız insanlara,

‘Meâric sûresi deyince zihninizde ne beliriyor?

Fussilet sûresinden hatırınızda ne kalmış?

Gâfir sûresinden hangi iz duruyor hafızanızda?”

 

Diye sorsak, bırakalım lâdinîleri, dindar insanlardan dahi ‘birşey belirmiyor, hatırlayamadım, bir iz çıkaramıyorum’ cevabı almamız mukadder gibiydi.

“Yanlış düşündüğümü düşünen dostlar varsa, buradan çağrı: Ben bu kanaatimin test edilmesine razıyım. Ve yanıldığımın ortaya çıkması, kanaatimin doğrulanmasından daha çok memnun edecek beni. Gelin görün ki, hiç ama hiç sanmıyorum”

 

......

Efendim, sizler de katılabilirsiniz tabii ki, aşağıda link vereceğim..

 

Bir kişi bile faydalansa kardır :)

 

Bu okumalarda dün Nur 11- 26. ayetleri aldık..

 

Nur 22, her zaman beni çok duygulandırıyor ya, Hz. Ebubekir’in duruşu sebebiyle inmiş ayet, bakın:

 

İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar; feragat göstersinler. Allah’ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.”

Bu konuyla ilgili bildiklerimden bazı şeyler yazdırıp arattım Google\'den ve buldum aradığımı, Özellikle Hz. Aişe ile olanı müthiş..

 

......

Nur Suresi’nin 22. Ayeti Hazreti Ebubekir Sıddık (radıyallahü anh) hakkında nazil olmuştur. O’nun ne kadar büyük bir insan olduğunu bizlere bildirmektedir. Zira onun için “fazilet sahibidir” buyuruluyor ayette.

Hazreti Ebubekir (radıyallahu anh) ın, muhacirlerin fakirlerinden olan bir teyze oğlu vardı. Bedir Savaşı\'nda bulunan ve adı Mıstah olan bu Zat’a, Hazreti Ebubekir, küçüklüğünden beri para yardımı yapmaktaydı.

Hz.Ebubekir Ayşe Validemiz’e atılan iftira hadisesinde Mıstah’ın da alakası olduğunu öğrenince bir daha ona yardım etmeyeceğine dair yemin etti.

Mıstah her ne kadar özür beyan ettiyse de kabul etmedi. Böylece Mıstah ihtiyaç içinde ve müşkül bir durumda kalmış oldu. İşte bunun üzerine bu ayet-i kerime indi.


Hazreti Ebubekir sıddık bu ayeti duyar duymaz derhal Mıstah’ı çağırarak, bundan sonra iki kat vereceğini bildirdi ve yemini içinde keffaret ödedi.

 

......

Ayşe Validemiz’in de radıyallahu anha, bir cariyesi vardı. Bir gün bu cariye vefat etti. Ayşe Validemiz çok ağladı.

Dediler ki: “Niçin bu kadar ağlıyorsun cariye mi yok?”

 

Ayşe Validemiz: “Evet cariye çok ama bunun gibi bulunmaz.”

Sordular: “Nasıldı?”

Ayşe Validemiz: “Yat” desen kalkardı, “kalk” desen yatardı.”

Dediler: “Bunun nesine heves ediyorsun?”

O zaman Ayşe Validemiz:

“Bu, bana böyle muhalefet ettikçe ben onu görmezlikten gelirdim. Rabbimin şu ayeti ile -Nur 22 -benim amel etmeme sebep oluyordu” buyurdular.

......

 

Ağlattı beni Ayşe Annem..

 

Bizler de muhasebe yapalım mı?

 

......

 

Bekleriz efendim herkesi, muhabbetle

 

 

http://www.ebedi.com/forum/index.php?PHPSESSID=c45spm48jiudeghu6p6qseufs6&topic=5275.m

 

 

hüzün, teşekkürler kardeşim;)

Bu yazı 2945 defa okunmuştur .

Son Yazılar