“Stickerini seç, tarzını belli et!”
Ayşe Reşad

Ayşe Reşad

“Stickerini seç, tarzını belli et!”

02 Ekim 2009 - 01:53

Geçen gün mail kutumu boşaltıyorum, epeydir bakamadım dolmuş çok..Çoğu da spam mailler..

 

Şöyle genel bir bakış, başlık taramasından sonra hiç açmadan siliyorum her zamanki gibi..

 

Birden elimde olmadan irkildim!

 

Bir mailin konu başlığında aynen şöyle yazıyordu:

 

“STiCKERINI SEÇ, TARZINI BELLİ ET ! “  

 

Heyecanlandım bir anda.. İçim titredi, gözlerim doluverdi hemen.. Aklımdan neler, ne sahneler geçti..

 

Biliyorum aslında bu da reklam maillerinden bir tanesiydi kesin, ama işte dediğim gibi başlık cezbetti beni, hem de nasıl!

 

Kafamda binbir çağrışım, açtım heyecanla..

 

Hani erenlerden bir tanesi varmış, yolda giderken “Üç Güzeller” diye bir şarkı söylendiğini duymuş..Şarkı tamamen dünyalık, bildiğimiz güzellerden bahsediyormuş..Ama o Zat’ın algısına bakın ki, döne döne ağlamaya başlamış..

 

Sormuşlar “Erenler neden ağlarsın?” Demiş:

 

“ Baksanıza 3 Güzellerden, bahsediyor nasıl ağlamam: Ömer Osman Ali

 

Aynen öyle oldu bana da ya, oluyor bazen böyle ;) 

 

Kişi kendisine sunulanı, rengi ve çeşidi ne olursa olsun kendi çapınca, kendi derdince-kalıbınca algılıyor ya, ondan belki de..

 

Mevlana hazretleri de  öyle der ya: \"Sen ne kadar anlatırsan anlat, kişinin anladığı algısıncadır\"

 

Neyse evet o başlık dizüstü bilgisayarlar içinmiş meğerse; “Yeni trend laptop stickerlar stoklarımızda vs.vs.” diyor!

 

Ama benim gözüm hala başlıkta ve bana çağrıştırdıklarında;

 

“Stickerini seç, tarzını belli et!”

 

Efendim, herkesin kafa ve yüreğindekiler dışına-yaşamına da yansır ya bir şekilde, bu da öyle;  Seçtiklerimiz biziz!

 

Arkadaştan, konuştuğumuz kelimelerden, kullandığımız eşyalardan, evlerden, giysilerden tutun da, taa soyut alana varıncaya dek aynalarda yansıyan biziz hep!

 

Stickerlerimiz bizi deşifre ediyor bir anlamda..

 

“Stickerini seç, tarzını belli et!”

 

Efendim, Ebu Muslim–i Saftar, evliyanın büyüklerinden bir Zat. Bir gün gemiyle yolculuğa çıkar. Gemi oldukça kalabalıktır. Denizde yol alırken aniden bir rüzgâr çıkar, dalgalar yükselir. Gemi batacak gibi olur. Gemide olan yükü denize atarlar. Ebu Muslim anlatıyor:

 

\"Bizimle beraber gemide kim olduğu bilinmeyen bir garip kişi vardı. Bu garibin yanında bir mushafı vardı. Fırtınanın en şiddetli anında bu garip oturduğu yerden kalktı ve mushafı elinin üzerine koydu ve şöyle yalvararak dua etti:

 

\'Ya Rabbi! Eğer bir kimsenin elinde dünya sultanından bir mektup bulunursa, hiç kimse ona saldıramaz, zarar veremez, belalardan emin olur.\'

 

Sonra Mushafı iyice havaya kaldırdı ve:

 

\'Ya Rabbi! Bu senin kitabındır, bunu bize verdin. Ellerinde senin kitabın bulunan kullarını suda boğmak keremine yakışmaz. Bizi tehlikeden kurtar.\'

 

Derhal dalgalar döndü ve deniz süt liman oldu ve gideceğimiz yere sağ-salim gittik.

 

“Stickerini seç, tarzını belli et!”

 

Derler ki; Yûsuf köle pazarında mezada çıkarıldığında alıcılar arasında sıraya giren bir acûzeye sordular:

 

“Ey acûze, sepetinde birkaç tutam paçavradan başka şey yok iken hangi cür’etle Yûsuf gibi bir güzele müşteri olabiliyorsun?”

 

O acûze de şöyle cevap verdi;

 

“Hâlimi biliyorum ama bilinsin ki, ben de Yûsuf’un güzelliğini fark etmiş olanlardan biriyim! Bırakın Yusuf’u sevenler divanında adım yazılsın”

 

“Stickerini seç, tarzını belli et!”

 

Efendim hikaye edilir ki Harun Reşid her yıl köle, cariye ve hizmetçilerine çeşitli hediyeler dağıtır, onların gönüllerini alırmış..

 

Bir keresindeyse tek tek dağıtmamış, biraz da onları bir muhabbet sınavından geçirmek gayesiyle belki, herkesi altın, gümüş, yakut gibi çok değerli taşlar, kumaşlar, kokular ve bu tip çeşitli hediyelerin olduğu bir odada toplayarak demiş ki:

 

-Hadi şimdi herkes sevdiği-istediği-beğendiği şeyi seçsin ve üstüne elini koysun, o şey onun olacaktır!

 

Bunu duyanlar, ordan oraya koşuşmaya başlamış heyecanla; seçenler, seçim yapmakta zorlananlar, son anda seçtiklerini değiştirenler..Bir hengâme ki sormayın..

 

Bu esnada içlerinden baştan beri hiç kımıldamayan, ses etmeyen bir cariye gelmiş ve Harun Reşid’in başının üstüne elini koymuş..

 

Şaşırmış tabii Harun Reşid ve sormuş: -Ne yapıyorsun?

 

Cariye : “Efendim siz, “herkes sevdiği şey üzerine elini koysun” buyurmuştunuz.. İşte ben de sizi seviyorum deyince Harun Reşid çok duygulanmış ve demiş ki:

 

-Madem ki sen beni tercih ettin, o halde ben de, malım-mülküm de senindir.

 

Ahh.. “Cennet cennet dedikleri bir kaç köşkle bir kaç huri

            İsteyene ver onları, bana seni gerek seni..”

 

Sen de O’na talip ol ey nefsim!

 

O’na ve O\'nun sevdiği herşeye!

 

O\'nun içinlik kat sana, içine..Tarzını belli et sen de!  

 

Yûnûsca, Mevlanaca.

Yusuf’a müştak o ihtiyarca..

Harun Reşid’e talip olan o cariyece, O’na talip ol

 

O’nu iste..

 

O’na talip olursan bil ki, O dünyayı ayaklarının altına serer.

 

O öyle bir padişahtır ki, yerde gökte ne varsa hep O’nun.

 

“Ol” deyince oldurur.

 

Herşeye gücü yeter, tüm yaradılmış O’nun emrindedir..

 

Sen O’nun emrine girersen, tüm yaradılmışı sana hizmetçi eyler.

 

Muhabbetle efendim..

 

Ayşe Reşad

 

 

 

 

Bu yazı 3060 defa okunmuştur .

Son Yazılar