“Zaman geçmek bilmiyor” mu?
Ayşe Reşad

Ayşe Reşad

“Zaman geçmek bilmiyor” mu?

19 Haziran 2009 - 10:27

Efendim, İslam alimlerinin zamanı iyi değerlendirme kaygıları hakkında iki örnek okudum çok etkilendim..İnanıyorum ki okuyunca sizler de etkileneceksiniz.

 

Öğrendim ki, o güzide şahsiyetler hayatları boyunca, yemek gibi, uyku gibi olmazsa olmaz hayati konularda bile çok dikkatli davranmışlar hep.. Az yemişler, çünkü çok yemenin uykuyu da beraberinde getireceğini biliyorlarmış..

 

Hep zamanı boş yere harcamayalım, zamanlara adres bırakalım diye gayret etmişler, özen göstermişler hayatları boyunca..Hep kısa tutmuşlar kendilerine ayırdıkları vakitleri. 

 

Ebul-Vefa Ali Bin Akil, milyonlarcasından biri, bakın ne demiş:

 

\"Yemek yediğim vakti kısaltmak için, elimden geleni yapıyorum. Ekmeği çiğneyerek vakit kaybetmemek için, yemeğin içine ufalayıp yemeği tercih ediyorum. Zira ikisi arasında, çiğnemede kaybedilecek zaman farkı vardır. Böylece kitap mütaalasına ve yazmaya daha fazla vakit ayırıyorum.\"

 

Yine bir başkası, Davud et-Tai, “ekmeği bölerek yemekle ufalayıp, tirit yaparak yemek arasında 50 ayet okuyacak kadar vakit olduğunu” tespit etmiş.

 

SubhanAllah, çok etkilendim okuyunca..

Bu nasıl saygıdır böyle zamana?
Bu nasıl saygıdır Yaradan\'a ve Zamanın Sahibi\'ne?
Bu nasıl adres bırakmalardır anlara ve dahî gelecekteki yüreklere?

Bu nasıl dizginlemektir zamanı, kendi lehine ötelerce?..

Bu nasıl hevesle üretmeye talip olmaktır böyle?


Şaşmamak mümkün mü?

Bu ve binlercesi örnekleri okuyunca nasıl da küçülüyor insan değil mi? Film gibi geçiyor kendi hayatı, gözlerinin önünden ve zamanı nasıl hoyratça tükettiğini farkediyor birden utançla!..

 

Size öyle olmadı mı şimdi okuyunca?

 

Ben öyleyim şu an şahsen..Un ufak oldum bu muazzam tablo karşısında..

 

Bazılarının, yaşadıkları yıl sayısından daha fazla kitabları var subhanAllah..

 

Bir ânı dahî boş geçirmemiş, üstelik de katlamışlar zamanı, niyetleriyle bereketlendirmişler!

 

Çağlar ötesinden bize ulaşan kokularına, örnekliklerine bakın!.. İliklerimize kadar bizi hala titretmelerine..

 

Anlayalım işte hedeflerinin büyüklüğünü ve meydan okumalarını! Nefse-zamana!..İdeali olan işte böyle meydan okur çağa ve eskimez öğütülmez asla!


Geleceğe ışık tutan, çağları aydınlatan, nefslerini hiçe sayarak kendilerini insanlığın hizmetine, yüce amaçlara adayan, adananlar.. Allah  onlardan razı olsun.

 

●     ●     ●     ●

 

Şimdi hep görüyoruz kendilerini ve zamanı umarsızca tüketen insanlar -dolayısıyla nefslerine zulmedenler- hep yakınıyorlar;

 

\"Ah sıkıldık vah sıkıldık\" \"Ah canım sıkılıyor, zaman bir türlü geçmek bilmiyor, ne yapsak ki, nereye gitsek ki \"  “Akşam da olamadı bir türlü” “Zaman geçmek bilmiyor”

 

Bakar mısınız, bazılarına zaman yetmiyor, bazıları da zamanı tüketemiyor :)

 

“Alelade bir insan zamanı nasıl bitireceğini, akıllı bir insan ise zamanı nasıl kullanacağını düşünür”müş ya, aynen öyle.

 

●     ●     ●     ●

 

Bir de eşyaya kul-köle oluşlarımız var.. Yok mu?

 

Olmaz mı şu tüketim çılgınlığı çağında hem de.. Evlere bakın hep hizmet bekleyen bir yığın eşya ile dopdoludur..

 

Ev hanımı sabah kalkar bir tören edasıyla, bu eşyaya sunar tüm vaktini ve gücünü..Adanır adeta.

 

Öyle odaklanır ki etrafına bile bakmaz, zaman ayırmaz. Ayırsa da gücü kalmaz zaten..Ömür törpüsü bir kısır döngü..Hergün hergün..

 

Rüyalarında bile halı yıkayan, pencere silen hanımlar tanıyorum ya ben, siz ne diyorsunuz? :))

 

Ama hani ya eşya bize hizmet edecekti?

 

Nedir ki bu gönüllü kölelik?

Nedir bu, zamanı ve eşyayı kendi lehimizde, hizmetimizde kullanamama?

Nedir bu acziyet?

 

Efendim, biliyoruz ki zaman, ötede hesaba çekileceklerimizin ilklerinden ve de bir an öncesini bile geri getirmek elimizde değil. Giden gidiyor, ya gaflette ya da lehimize..Zamanlara adres bırakmayanlar, zamanın kıymetini bilemeyenler ötede pişman olacaklar ama ne çare..

 

Kıymet bilmeyen, kıymetinin bilineceğini sanmasın hiç!

Ya Rab zamanı ve eşyayı bize hizmetçi kıl, ömür dakikalarımızı sevap makinasına dönüştür, amin.

 

Muhabbetle efendim

 

Ayşe Reşad

Bu yazı 4679 defa okunmuştur .

Son Yazılar