Aşure
Ayşe Reşad

Ayşe Reşad

Aşure

26 Aralık 2009 - 03:41

 

Küçüklüğümden beri çok severim aşureyi..

 

Eskiden Anacığım yaptığında, sürekli ocak etrafında dolanır, tadına bakar, hep de azar işitirdim.. “Kızım yemeği -ya da her neyse- ... yapma “derdi Annem :)  

 

Pişince hemen bir tabağa koyar, ağzım yana yana yerdim.. Sıcak severdim küçükken, ama büyüdükçe her iki halde de yemeye başladım,

 

Müthiş bir tad aşure..

 

Herkesin yaptığını beğenmem ama..Kimi tarçın-karanfil koymaz, kimisi de vanilya..Bazıları portakal kabuğu rendelemez, bazıları çok şekerli yapar vs. \"Aşure dediğin benimki gibi olmalı\" diyeceğim ama fazla abartmadan :) öncelikle hatırlatalım;

 

Pazar günü 10 muharrem..

 

–Türkiye’de \"Cumartesi\" diyorlar ısrarla nedense? Burada resmen ilan edildi Pazar olduğu-

 

İnşaAllah Pazar ve Pazartesi ya da Cumartesi -Pazar ardarda iki gün oruç tutuyoruz efendim..İsteyen günleri üçleyebilir de.. Böyle olunca da gün ihtilafı kendiliğinden ortadan kalkacak.

 

Aşure orucu, hadiste* geçtiği üzere, ramazan orucundan sonra en sevaplı oruç ve de 1 yıllık günahlara keffarettir, inşaAllah elden geldiğince tutmaya gayret edelim..

 

Çok yerlerde ve şu an nette dolaşan maillerde okumuşsunuzdur aşure günü yapılacak işleri; İlim öğrenmek, gusletmek, selam vermek, özel duası, alışveriş vb.

 

Bir madde daha var orada “hediyeleşiniz” diye.. İnşaAllah sevdiklerinize, eş ve çocuklarınıza hediyeler alın o gün, sürprizler yapın..Komşularınıza da mesela, muhabbeti pekiştirmek için küçük ama unutulmayacak hoş sürprizler yapabilirsiniz..

 

“Sadaka verin” Bu da sıralanan maddelerden birisi, ihmal etmeyelim inşaAllah..

 

Hele ki “Allah’ın Ayı” Muharrem’de her yapılan iyi iş çok faziletli..Neden Allah’ın ayı denmiş, Allah’ın Ayı olur mu hiç?

 

Olmaz tabii ama Allah bu ayda çok çok affettiği, lutfettiği, tevbeleri kabul ettiği için öyle denmiş. Aynen Recep Ayı’na dendiği gibi..

 

Hem de Muharrem ayı, 4  haram aydan biri ve de her yapılan iyi ve kötü iş katlanıyor, akılda olsun..

 

Arabistan’da pek bilmiyorlar aşureyi..İlk zamanlar hayret etmiştim.

 

Sadece Suriyeli bir komşum yapmıştı, o da pirinçle ya da buğdayla sütü kaynatıyor, içine gül suyu, hel –kakule- üstüne de “mukesserat” dedikleri her çeşitten fındık, fıstık, badem vs. koyuyor..

 

Diğer Araplar ise bilmiyorlar hiç..

 

O zaman diyorum, bu aşure kesinlikle Osmanlı mutfağından..

 

E bizden başka bu mükemmel tarifi bilen olmadığına göre ;)

 

Ve Osmanlı yemeklerini ve o değişik damak tadlarını denedikçe hep dediğim şu sözümü söylüyorum:  

 

“Atalarımız ağızlarının tadını biliyorlarmış” :)

 

Gerçekten, o binbir çeşit şerbetler, helvalar, tatlılar, pilavlar.. Meyvelerle etin o lezzetli uyuşumu..

 

Hele o güllaç, müthiş bir tad..

 

Kimin aklına gelir ya, nişastadan ince plakalar yapılıp, sütle ıslatılıp, böyle müthiş bir lezzetin ortaya çıkacağı..Hem de ne kadar kolay yapması.

 

Osmanlı nasıl, her çeşit milleti, kültürü, kafayı-yüreği bünyesinde topladıysa aynen sofrasında da toplamış..

 

Her mutfaktan esintiler görmek mümkün ama alınanlar direk değil, diğer mevcut tatlarla birleştirilip harika lezzetlere ulaşılmış..

 

Aşure de böyle bir tatlı..

 

İçinde tatlı-tuzlu her çeşit var, birleşmiş tüm tatlar..

 

Lezzetler elele-başbaşa, o bildiğimiz müthiş görüntü ve tad oluşmuş:

 

Buğday, nohut, fasulye, pirinç, kayısı, incir, ceviz, fındık, portakal, elma, ayva, tarçın, karanfil, vanilya, şeker.. Say sayabildiğince..

 

Biri eksik olsa tat bozulacak.

Biri eksik olsa görüntü ve lezzet değişecek.

 

Tuzlu da var içinde, tatlı da, ekşi de, ama birleşmişler “aşure” olmuş..

Tuzu da ekşisi de tada karışmış..

 

Hani  olur ya farzedin, bir yoklama yapılsa: “Aşure!” dense,

Kuru fasulye de nohut da şeker de “Burda!” Diyecek :)

 

Birini çıkarsan görüntü de  lezzet de değişecek..

Bir tanesi bile lüzumsuz değil.

 

Ama tek başlarına da “Aşure” değiller!

 

Keşke, keşke diyorum biz tüm dünya müslümanları “aşure”den ibret alsak..

 

Aşure olsak!

 

Cem etsek tüm manaları “aşure” gibi..

 

Cem etsek aynı anda secdeye giden ve aslında kardeş olan tek tek yürekleri..

 

Hoş görsek, sevsek, sevilsek hep..

 

Yaratıcıları,  Sahipleri, Taptıkları, Rızıklandıranları,

Peygamberleri, dinleri, kıbleleri,

Köyleri, şehirleri, devletleri, memleketleri ,

 

Bine kadar, yüze kadar, ona kadar hep “bir” “bir” “bir” olan, bu kadar ortak noktaları olan bunca insan, bunca müslüman neden ayrı-gayrı?! Neden kanlı-bıçaklı?

 

Ya Rab! Şu mubarek ay ve günler hürmetine topla bizi!

 

Sev bizi! Birbirimize sevdir bizi n’olur!

 

Bizim apartman Birleşmiş Milletler gibi :) Her milletten kimi ararsan var: Karşımda Filipinliler var, onlar müslüman değiller, yakındaki bir hastahanede çalışan sağlıkçılar..Onların altında Sudanlı bir aile..Daha alttakiler Yemenli.. En alt kat Suutlu. Bizim taraf da; altımda Suutlular, bir altta  Eritiryalı, en alt kat da Yemenliler.

 

Dün alt komşumda kahvedeydik hepimiz, hatırlatıyor; “Muharrem ayı da geldi, aşure vakti” :)  Her muharrem ayında kocaman bir tencere aşure yapıp dağıtıyorum onlara, alıştılar, bekliyorlar..Bakalım bu yıl daha yapamadım, ya nasib.

 

Bu da böyle bir aşure sohbeti oldu efendim, Rabbim hayırlara vesile kıla, dağınıklıklarımızı toplaya..Bizi seve, sevdiklerine sevdire, sevdiklerini bize sevdire amin..

 

Muhabbetle

 

Ayşe Reşad

 

*“Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah\'ın değer verdiği ay olan Muharrem ayında tutulan aşure orucudur…”

 

Muslim

*“Aşure günü orucunun, bir önceki yılın günahlarına keffaret olmasını Allah\'tan umarım.”

 

Tirmizî

Bu yazı 8142 defa okunmuştur .

Son Yazılar