Bir Türkümüz Olmalı
Ayşe Reşad

Ayşe Reşad

Bir Türkümüz Olmalı

05 Ocak 2014 - 01:54

 

Efendim, az önce Bülent Akyürek’in  “Sakal-ı Şerif’in Kıymetini Bilelim” başlıklı yazısını okudum, “Peygamber efendimizin bir tek sakal teli bizi yan yana getirebiliyor. Müslümanların birbiriyle çatıştığı, beddua ettiği bir çağda peygamber efendimizin sakal teli yürekleri yumuşatıyor, barıştırıyor.” Diyor, hoş.. Bana eski bir yazımı çağrıştı, sizlerle paylaşmak istedim yeniden.

 

Bir Türkümüz Olmalı

 

Aklımda televizyonda izlediğim eski bir diziden hoş, çarpıcı bir kare var. Kısaca: Aynı işte çalışan iki kardeşin hikayesi bu anlatacağım bölüm..Para konusunda hiç anlaşamıyorlar.Çaktırmadan birbirini dolandırıyor ve sürekli kavga ediyorlar..

  

Ama, yüreklerini aynı frekansta titreştiren, bir anda her şeyi unutturan,silip götüren, tebessümleri, sevgiyi getiren ortak bir türküleri var onların…

  

Böyle şiddetle kapıştıkları anlarda, kardeşlerden birisi, o meşhur, kıvrak türküyü söylemeye başlıyor hemen :) Diğeri o kızgınlık ve öfkeyle:

 

“Yapma! Söyleme!” falan diyor ama, sanki karşı koyamadığı sihirli bir güçle, birden tüm vücuduyla, tüm benliğiyle türküyle bütünleşiyor ve ikisi karşılıklı oynamaya başlıyorlar :)

  

Dargınlıklar, kırgınlıklar, şiddet, öfke…Her şey bitiveriyor..

Buharlaşıp uçuyor sanki..

  

Öyle hoş bir an ki..Sarsılıyorsunuz.

  

Ve düşünmeden edemiyorsunuz..

Keşke bizim, hepimizin de böyle türküleri olsa..

Ev, cami, okul ve iş yerlerimizden tutun da, taa ülkeler arası ilişkilere kadar..

Keşke olsa.

  

En zor anlarımızda aniden söylemeye başlasak..

Ve kinler, öfkeler, nefretler, kızgınlıklar sevgiye dönüşşe.

Sarılsak en içten duygularla birbirimize..

 

*

Böyle derken yine düşünüyorsunuz..Sahi yok mu bizim türkülerimiz?.Bizi bize döndürecek, bize bizi hatırlatacak, bizi tek ses, tek bilek, tek yürek halinde aynı frekansta birleştirecek?..

 

Yok mu sahi? Olmaz mı? Var tabii..

Hem de, asla “keşke” demeyecek kadar, ne “Türkü”lerimiz var bizim..

Fakat… Ya söylemesini bilmiyoruz ya da dinlemesini..

Veyahut o frekansta titreşecek yürek yok bizlerde..

 

İşte bu yüzden her gün duyduğumuz, her gün söylediğimiz “Türkü”ler ayni etkiyi göstermiyor. İşittiğimizde herşeyi unutup sarılamıyoruz birbirimize..

 

Maddeten ve manen “O Kucağa” taşıyamıyor bizi..

Gönül kapılarımız açılamıyor..

Bütünleşemiyoruz “Türkü”lerde..

  

Halbuki ne kadar da ihtiyacımız var “Türkü”lerle bütünleşmeye..

 

Özellikle şu günlerde ne kadar da muhtacız yeniden O iklimlerde dirilmeye..

  

“Geceler ta subholuncaya dek inletir bu dert bizi..”

 

 *

Mısırlılar’ın çok hoşuma giden bir adetleri var: Nerede olursa olsun insanlar tartışsa, hatta yaka-paça kavga dahi etseler o anda birisi çıkıyor ve: “Sallu an Nebi! Sallu an Nebi!” diyor..

  

Yani: “Peygambere salavat getirin!”

 

Ve çoğu kez taraflarca salavat getiriliyor ve anlaşmazlıklar hemen sona eriyor :)

  

Bu da, hoş değil mi? :)

  

Çıkıp avaz avaz haykırsak mı acep tüm dünyaya, yüreklerce:

  

Sallu an Nebi Ya Nas!

Sallu an Nebi!

  

Ayşe Reşad

  

Not: Yazıda geçen "Türkü” bize ait olan kavramlarda mecaz anlamda kullanılmıştır.

Kasıt: bizi ötelere taşıyan-taşıyacak olan “her şey”dir, muhabbetle;)

 

Bülent Akyürek’in yazısı burada: http://www.peppug.com/sakal-i-serifin-kiymetini-bilelim-bulent-akyurek.html

Bu yazı 6133 defa okunmuştur .

Son Yazılar