Doğu İçin Gönül Seferberliği
Ayşe Reşad

Ayşe Reşad

Doğu İçin Gönül Seferberliği

26 Mart 2008 - 01:36

DOĞU için GÖNÜL SEFERBERLİĞİ

 

“Doğulu İnsan Öcü değil!” Kampanyasına daha doğrusu Gönül Seferberliğine tabii ki katılıyor, destekliyorum..

 

Ama sözle olmamalı! Mutlaka fiiliyata geçmeli..

Herkes durumuna, konumuna göre bir şeyler yapmalı, gayretinde olmalı!

 

Benim elimden gelen yüreğimce yazmak, bazı işaretler vermek..Sesimizi yüreklere ulaştıracak ancak O’dur..

 

Bismillah..

 

“Doğulu İnsan öcü değil!” Evet değil..Ama son yıllarda yaşananlar, seçmece-kapmaca kareleri inatla dimağlara taşıyan, başta televizyon ve gazeteler olmak üzere tüm medya, bunun aksini ispatlama, ortamı olabildiğince germe gayretlerindeler..

 

Özellikle de “Her kürt PKK lıdır” söylemini..

 

Öyle midir? Asla!

 

Her kürt PKK lı değil, her PKK lı da kürt değil!

 

Alevlenen bu terörist, bölücü fikirler-saldırılarla, zaten ezelden beri koyu bir hüznü sırtlamış mazlum ve mağdur Doğu İnsanı, iyice yıpratılmıştır..Muzdariptir ve her yönüyle ona uzanacak dost ellere, gönüllere muhtaçtır..

 

Geçenlerde gördük, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın bölgeyi ziyaretleriyle nasıl moral bulduklarını, nasıl çoşku ve umutla Ankara’yı bağırlarına bastıklarını, devlet halk kucaklaşmasını nasıl hasretlerle alkışladıklarını..

 

Bu devam etmeli..Artık, “unutulmuş-ihmal edilmiş-terkedilmiş Bölge” söylemleri silinmeli kafalardan..

Ankara’dan hep açık bir yol olmalı Doğu’ya..Yaraları artık sarılmalı samimi gayretlerle..

 

Efendim bana göre doğuyu pençesine alan üç büyük hasmı-düşmanı var;

 

Eğitimle aklanacak CEHALET

Ekonomik yapılanmayla aşılacak FAKR-U ZARURET

Bu ikisinin halli ve ek iki oluşumla, baş edilebilecek İHTİLAFLAR

 

Bunları açarsak;

 

Yaşanan kültür ve coğrafyanın insan şahsiyetinin oluşmasında büyük etkisi vardır malum..Doğu İnsanı da batının aksine “ben” yerine “biz” diyebilen, dış çevreyle uyum içinde yaşamayı bilen, çatışmalardan kaçınan, teslimiyetçi, zamanı sindirerek yaşayan, dindar ve muhafazakar bir yapıya sahip özünde..

 

Ama özellikle son yıllarda bu asli yapıda bir çözülme olduğu da yadsınamaz bir gerçek..

 

Peki sebep nedir, suçlu kim?

 

Yıllardır doğu üzerine ne planlar yapıldı, ne oyunlar oynandı tarih şahidtir! Hala da sahnedeler maalesef..

 

Bölücü terör örgütünün sadece dağda, şurda-burda silahlı eylem yapmadığı, aynı zamanda halk arasında materyalizm-komünizm propagandası yaparak beyin yıkamaya çalıştıklarını unutmayalım evvela!

 

Amaçları tabii ki, özünde sevgi dolu, şefkatli-merhametli, güzel ahlaklı yetişmiş gençler yerine; materyalist kafalı gençler koymak! Çünkü ancak böylelikle yandaş toplayabilirler ve ancak böylelikle aslen dindar ve muhafazakar olan bir toplumda yıkımı gerçekleştirebilirler!..

 

Bu, çözülme sebeplerinden bir tanesi sadece!.. Diğerleri de yine bu beyin yıkama faaliyetleriyle bağlantılı olarak sistemli-planlı çalışan; Televizyon, internet kısaca medya..

 

Efendim, yıkım-düşüş noktasını böylece tespit ettikten sonra buraya terkiz ile, aksi yönde yapım-yeniden ayağa kalkma çalışmalarına odaklanmak, ilk hasım CEHALETin giderilmesi, Bölge’nin en acil ihtiyaçlarındandır..Bu, geçiştirilecek bir konu değil!.. Hemen müdahele edilmezse yarın çok geç olabilir!

 

Bu konuda devlet desteği mühimdir ama gönüllü sivil toplum kuruluşlarının da desteği gerekir..Eğitime çok yönlü hız vermek tek çare.. Okullarda devlet eliyle ve yardımıyla, televizyon, radyo ve diğer medya çalışmalarıyla evlerde, halk eğitim kurslarıyla, doğuda son yıllarda sayıları katlanan kahvehanelerin, kıraathanelere dönüştürülmesiyle bir eğitim seferberliği mutlaka yapılmalı..

 

İkinci hasım fakr-u zaruret dedim. Efendim, malumdur ki doğunun coğrafi yapısından-ikliminden de kaynaklanan konumu itibariyle geçim kaynakları sınırlıdır..Bu sebeple insanlar işsiz ve âtıldırlar..Terör olayları esnasında yakılan-yıkılan köyler, ormanlar vb. hayvancılığı da bitirmiş durumda şimdi..İşte eli-gönlü boş olan insanlar, bölgenin potansiyel bombalarıdır..Bu yüzden acilen ekonomik bir plan yapılmalı, her ne şekilde olursa olsun bu acziyet sonlandırılmalı..Bu, hem devlet eliyle olmalı, hem de özel gönüllü çalışmalarla desteklenmeli..

 

Üçüncü hasım İhtilaflar.. İlk iki düşman altedildiğinde, bölgedeki ihtilaflar büyük ölçüde giderilmiş olacak aslında..Çünkü cehalet ve zaruret hali, selim düşünmeyi imkansız kılar malum..

 

Toplumsal ve kültürel birlikteliğin oluşturulması için, din unsuruna sarılınmalı..Bu yönde gayret edilmeli..Peygamberlerin çoğunun doğuda ortaya çıkması asla tesadüf değil! Bu bir mesajdır ki doğunun kalkınması din ve din kültürünün ihyasıyla olacak..

 

Ayrıca ortak paydalarda yoğunlaşmak, ihtilaf unsurlarını kaşımamak, bölge halkıyla empati de, toplumsal birliktelik için önemli..Dikkat edilmeli..

 

İhtilafları önlemek için iki önerim daha var;

 

İlki siyasi bir oluşum..Dindar, muhafazakar, bölge halkını birleştirecek, etnik ayrımcılıkları sıfırlayacak, tüm halkın yürek sesi olacak yeni bir parti kurulması..Böyle bir siyasi parti kurulursa, şimdi meydanlarda gördüğümüz bu insanların, var olan partiye-DTPye- mecburiyetten meyilleri önlenmiş olur, bir seste birleştirir onları..

 

İkincisi de; Yine dindar ve muhafazakar, batı ve doğuyu çok iyi bilen, özünde sentezleyebilen sivil toplum örgütlerinin mutlaka kurulması gerekliliği ve aşkla-şevkle çalışmaları..Böylelikle de efendim, bölge halkının yanlış kişilerce yönlendirilmesinin önüne geçilecek..

 

Tedavi konusunda önerilerim bu kadar..Dilerim ki sesim, icabeden yerlere ulaşır, yankı bulur yüreklerde..Çünkü malum tüm bu çalışmalar, baş koyup, can koyup aşkla yapılacak işler..

 

Son olarak bir şey anlatıp bitireceğim inşaAllah; Bir arkadaşım var Doğulu, kürt kökenli..Candan mı candan, mert, fedakar, gözü-gönlü tok, misafirperver, şefkat abidesi, hisli-duygulu, nazik kocaman bir yürek, sevilesi bir can..Doğu İnsanının bir kopyası yani tüm özellikleriyle..

 

İşte O anlattı geçenlerde; Bir yakınlarının oğlu, yaşını büyütmek için uğraşıyormuş..

 

Neden biliyor musunuz?

Askere gidebilmek için!

 

Hem de ne zaman! Elleri kınalı, davulla-zurnayla askere uğurlanan Can tanelerinin, vatan için kurban olduğu o zor zaman! “Şehidler ölmez!” ağıtlarının yakıldığı, ana yüreklerine kor düşüren haberlerin, yürekler ağızda beklendiği zaman! Çok duygulanmıştım :(

 

İşte Doğu İnsanı budur! Başka söze gerek yok!

 

muhabbetle

 

Ayşe Reşad

 

Bu yazı 1929 defa okunmuştur .

Son Yazılar