Fasulye Torbası, Akıllı tahta ve Tabletler
Ayşe Reşad

Ayşe Reşad

Fasulye Torbası, Akıllı tahta ve Tabletler

09 Şubat 2012 - 00:24

Hatırlıyorum da eskiden okullarda “el yazısı” diye bir ders vardı, şimdi var mı bilmiyorum..

 

Öğretmenimiz gelmeden önce kara tahta boyunda bir sicim ipin her tarafına bolca tebeşir sürerdik, sonra iki kişi tahtanın iki yanında, ipi gererek dururdu, hocamız da gelip ipi kendine çeker, hızlıca bırakırdı tahtaya doğru, bunu alt alta bir kaç kez tekrarlardı :)

 

Böylece kara tahtada rahatça yazı yazılacak düzgün çizgilerden bir sayfa oluşurdu..

Sonra da örnek harfleri,  o gün yazılacak cümleleri yazardı buraya.

 

Ya da dersimiz müzikse, aynı yöntemle 5 çizgi dört aralık yapılırdı tahtaya :) Baş tarafa sol anahtar yapıp, o gün öğreneceğimiz şarkının notalarını yazardı sevgili öğretmenimiz..

 

Coğrafya dersinde mutlaka seçilmiş 2 kişi olurdu, öğretmen gelmeden gidip, o günkü dersle ilgili haritayı getirir, tahtaya asarlardı. “Harita kolu” diye bir kol vardı okullarda bir de..

 

Sonra; “Kitaplık kolu” “Temizlik kolu” ”Kızılay Kolu” daha bir sürü kol :) Hangi koldaysanız bezden yapılmış, üstüne kolun adı yazılı altı çıtçıtlı bir kolluk takardınız mutlaka. Ne günlerdi :)

 

Daha eskiye inersek, ilkokula..

 

Her öğrencinin olmazsa olmazı fasulye torbasıydı :)

 

Annemizin diktiği küçük kesecikler içinde mutlaka çantamızda dururdu fasulyelerimiz, matematik dersi fasulyesiz olmazdı çünkü :) Sonra babalarımızın ince ince yonttuğu odundan çubukları da unutmayalım, onlar da vazgeçilmezlerimizdendi :)

 

-Abaküsü falan çok sonraları gördük biz ama hiç kullanmadık..-

 

Daha sonra fasulyenin de, çubukların da plastikten olanları çıktı ama yetişemedik ;)

 

Ne çok kitap defterimiz vardı. Okul başladığında onları kırmızı ya da mavi ince özel bir kağıtla kaplar, çabuk eskimesin diye de üstüne, ince şeffaf naylon torbalardan kestiğimiz parçalarla kılıf yapardık :)

 

Çantalarımız tıka-basa dolu olurdu kitap ve defterlerle, zor taşırdık..Bazen karda ve çamurda çok zor olurdu taşımak çantaları, bazen de kızak yapar altımıza koyar kayardık kış günleri :)

 

Bir de beslenme saatinde kocaman kazanları sınıfa getirip, süt tozundan yapılmış süt dağıtırlardı, herkes yanında bardağını, kakaosunu getirirdi.

 

Sonra sınıf tahtasında bir uçtan bir uca asılı bir ip olurdu, öğretmenimiz bunun üzerine, bir bölümü düzgünce arkaya katlanmış uzun bir kartona yazılmış fişlerimizi asardı, sonra kelime kelime, harf harf kesilmiş kartonları, ip üzerinde birleştirir, cümle yapardık onlardan :)

Kırmızı kurdele faslını unutmayalım :) Sınıfta okumayı sökenlere alkışlarla kırmızı kurdele takılırdı, şeref madalyası gibi göğsümüzde taşırdık gururla, hey gidi günler :)

 

Şartlar zordu, ama güzeldi, hoştu..Yaşandı ve bitti.

 

Dün okullarda “Fatih Projesi”nin uygulanmaya başladığını öğrenince sevindim..

 

http://www.fatihprojesi.com/

 

Böylece bir devir kapanıyor. Akıllı tahta ve tablet müthiş bir atılım..

 

Nerdeeen nereye gelmişiz bakar mısınız ;)

 

Gelecek adına umutlandım.

 

Şimdi daha bebeklerin, ağızlarında biberonla bilgisayar karşısına oturduklarını düşünürsek çağa da uygun..İlk alışma devresi belki biraz zaman alacaktır ama kendilerini sürekli yenileyen, idealist öğretmenlerin, meraklı ve araştırmacı ruha sahip öğrencilerin elinde sihirli bir değneğe dönüşebilir, neden olmasın?

 

Umarım bu projenin kıymetini bilir, dört elle sarılır, araştırmalar yapar ve geleceği bize armağan ederler. Öğretimde ne kadar etkili olduğunu zaman gösterecek elbet, biz sadece herşey iyi olsun diye dua edelim..

 

Bilgiye ulaşma ve geleceği ışıtma adına bu projenin faydalı olmasını, hayırlar getirmesini diliyor, projenin her aşamasında emeği geçen herkesi de tebrik ediyorum.

 

Muhabbetle efendim.

 

Ayşe Reşad

Bu yazı 14583 defa okunmuştur .

Son Yazılar