Görmeyen Kim?!
Ayşe Reşad

Ayşe Reşad

Görmeyen Kim?!

25 Temmuz 2009 - 18:50

Görme engelli olmalarına rağmen, parmaklarındaki dokunma hissi ile Kur\'an okuyan  öğrenciler,

 

\"Parmaklarımız aracılığı ile Kur\'an okuyup Rabbimize kalbimizi açıyoruz\" diyorlar.

 

 

Nefise Aktaş onlardan biri, diyor ki:

 

\"Kursa geldikten sonra Braille alfabesi ile Kur\'an-ı Kerim okumayı öğrendim. Parmaklarımla ayetlere her dokunuşumda Rabbim ile konuştuğumu hissediyorum.Okurken O\'nunla baş başa kaldığımı düşünüyorum. Her dokunuşta Allah\'a daha yakın olduğumu idrak ediyorum.”

Efendim, haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz,

http://www.haber7.com/haber/20090723/Kurani-parmaklariyla-ogreniyorlar-GALERI.php 

 

Ben sadece, bu haber, gören(!) ama okumayan bizlere ibret olsun istedim..

 


En son ne zaman, Kur\'an okumuştuk sahi?

En son ne zaman, gözlerimizle Kur\'an okuyup Rabbimiz\'e kalbimizi açtık?..

En son ne zaman, gözlerimiz ayetlerle her buluştuğunda Rabbimiz\'le konuştuğumuzu hissettik?..

 

En son ne zaman, okurken O\'nunla başbaşa kaldığımızı düşündük.


En son ne zaman, her bakışta, okuyuşta Allah\'a daha yakın olduğumuzu idrak ettik?

Tıpkı haberdeki sadece \"dış gözleriyle göremeyen\" Nefise Aktaş, Halime Arabacı, Cengiz İlkbahar gibi..

En son ne zaman?

Rahmetin sağanak sağanak indiği iklimlerdeyiz, gözümüz görürken, şükür ile okuyalım inşaAllah..

 


 

Yıllar oldu, pek sevgili anneciğim vefat etmişti. Hemen yarım kalan hatimimi tamamlamak için okumaya başladım..

Hem ayetler, gönlüme bir serinlik oluyor hem gurbet içre gurbet beni kucaklıyor, hem de Anneciğim\'e takdim edebileceğim en makbul hediye olması beni rahatlatıyordu..

Çünkü Anacığım hep derdi;

”Kızım! Ardımdan oku!.. Kabirde beni yalnız bırakma!..Kabrimi ışıksız bırakma!” ve anlatırdı, evliya hikayelerinden; Hani kabirde azap çeken birisinin, oğlu Kur’an öğrenmeye başlayıp ta besmele çekince, azabı kaldırılmış, duymuşsunuzdur..

Tâziye için gelen Filistin’li bir komşumdan Kur’an okuyup, annem için dua etmesini rica ettim. O, “Ölüye Kur’an gitmez” dedi.. Biliyorum bu ve başka konulardaki katı tutumlarını..

“Tamam” dedim.. “Sen oku, sana gitsin” :) Anlamadı..

Dedim; “Sen şimdi okuyunca bundan istifade etmeyecek misin?. Kendin için oku, anneme de dua et o aydınlıkta..”

Güldü.. “tamam” dedi ve birlikte okuyup, annem için dualar ettik..

Bu konuya bakarken mânâ planında da bakmak lazım..

Gönülle de düşünmek lazım..


 

Nette çokca dolaşan bir resim var, görmüşsünüzdür:

 

Kur’an’ı yüksekçe bir yere asmışlar, çocuk merdivenle çıkıp almak istiyor ama tek tek aile fertleri şiddetle karşı çıkıyorlar ve bağırıyorlar:

 

“Abdesti var mı bu sıpanın!! İn ordan çarpılırsın!! Sen anlamazsın!”

 

Hep böyle yapmışız..Kur’an’ı yaldızlar, satenler içinde yüksek yerlerde saklamışız. Halbuki hayatın içine almalı değil miydik?

 

Böyle seve seve, hürmet ede ede nasıl da uzaklaştırmışız hayatımızdan, terketmişiz Kur’an’ı subhanAllah..

 

Efendim, Kur’an okurken çocuğunuza da bir Kur’an verin ya da küçük bir dua kitabı “Gel okuyalım” deyin..

 

Bırakın O da okur gibi yapsın, mırıldansın. Günahı yok bunun! Zaten de çocuklar büluğ çağına girene kadar Kur’an’ı abdestsiz tutabilirler, sakıncası yok..

 

Hatta ben diyorum ki çocuklar için özel Kur’an basılsın!

 

Şöyle rengarenk, cıvıl cıvıl olsun, harfler büyükçe olsun tane tane, görsel hafızayı beslemesi için..

 

Ve yine böyle Kur’an’daki kıssalar çok özel kağıtlara 1. hamur basılıp, olabildiğince albenili, resimlendirilerek ayrı ayrı basılsa ne iyi olur..

 

Çocuklarımız bizim kahramanlarımızla büyüsünler, onları içselleştirsinler..Bilemiyorum epeydir takip edemiyorum belki de vardır böyle çalışmalar? İnşaAllah vardır..

 

 

Zafer Dergisi\'nde okumuştum;

ABD nin Florida eyaletinde ki Akbar Kliniğinde, Arapça bilmeyen ve müslüman olmayan 210 kişiye, Kur’an’la alakası olmayan Arapça cümleler aynen Kur’an gibi tecvidle okunarak bir deneme yapılmış, arkasından da Kur’an okunmuş..

Denekler her ikisini de dinlemişler ve adalelerindeki kas gerilimleri ve elektrik potansiyelleri özel monitörlerde gözlenmiş.

Ayetlerden olmayan, fakat Kur’ana benzetilerek tecvidle okunan metinler, kişilerin %35 inde stres azaltıcı etki yapmış..

Görüyor musunuz Arapça\'nın lisanlara üstünlüğünü?..

Kur’an ayetlerinin okunmasıyla bu %35 lik oran birden % 65 e çıkmış..

Ve ilginçtir; Cenneti ve mükâfatı va’deden ayetlerin, cezayı va’deden ayetlerden daha çok rahatlatıcı olduğu görülmüş..

Demek ki gönüllere de bakmak lazım..

İşte bunun içindir ki; ümmîlerden bile evliya vardır..

Kurbiyetin AŞK boyutudur bu..

Kur’an okurken, her ne kadar çoklarınız onaylamasa da, inci inci ağlayan müstesna gönüller vardır, anlamaz ama ağlar..

Bunlardan birine sorulmuş; “Anlamıyorsun neden ağlıyorsun?..”

Ne demiş biliyor musunuz;

 

-Yüreğim anlıyor. Allahu ekber!..

İşte bizler, Kur’anı her iki anlamda da çözenlere + böyle yüreklere talibiz..

 

 

 

Birgün nette bir kızımız bana şöyle dedi:

 

\"Hep okuyun okuyun\" diyorsun ablam da, Kur´an-ı Kerim’i okuyoruz ama anlamını bilemezsek bana biraz da olsa faydasız olur gibi geliyor! Biz bir insan olarak bir mümin olarak Allah ile irtibat kurmus oluyoruz ve O’nunla konusuyoruz ama ne dedigimizi bilmezsek biraz durum anormal olmuyor mu!?

 

Dedim ki: Okuduğunun manasını bilmek \'nurun ala nur\' dur ablam, gereklidir ve bizler ister Arapca öğrenerek, istersek de tercüme ve tefsirler yardımıyla, o manalardan bir manaya ulaşma gayreti icinde olmalıyız muhakkak..Fakat senin dediğin gibi dersek olmaz.Neden?

Çünkü çok hadisler var, bak mesela: \"İçinde Kur\'an okunan her ev, semâ ehline yıldızların dünya ehline göründüğü gibi görünecek.\"

 

“Gerçek, bu Kur’an Allah’ın ziyafet sofrasıdır..Gücünüz yettiği kadar O’nun ziyafetini kabul edin..Muhakkak ki Kur’an, Allah’ın kopmaz ipidir..Apaçık nurdur.. Şifadır..Kendisine yapışana tam bir koruyucudur..Uyana kurtuluş yoludur..Çok tekrar edip okumakla eskimez..”

“Siz Kur’an’ı okuyun.. Allah sizi, her harfinin okunmasına karşılık 10 hasene ile mükâfatlandırır..Ama ben, elif – lam – mim bir harftir demiyorum; Belki, elif bir harf, lam bir harf, mim de bir harftir.” Yani;

 

Kur\'an okuduğun zaman ibadet etmiş oluyorsun aynı zamanda ablam.

 

Normal zamanlarda her harfine 10 sevap, namaz içinde, özel gün ve gecelerde ve ise yüreğine göre milyonlara çıkıyor ecri..Bunu da unutmamak lazım ;)

   

Bir hoca ; \"Kur\'an okuyan kişi; \'Vallahi ben Allah\'la konuştum\' dese yeminine keffaret lazım gelmez\" diyordu..

 

Kur\'an okuyoruz yani Allah ile konuşuyoruz daim. Ah bir bilebilsek!

 

Kur’an, tabii ki sadece papağan gibi okunup kaldırılmak, süslü kaplarda muhafaza edilmek için, mezarlıkta ölülere okunmak için gönderilmedi..

 

O insanın kataloğu..
Adım adım hayatımıza, yolumuza ışık tutan rehber..
Her alanda başvuru kitabımız..

İçinde dünya hayatımıza dâir herşey var..

 

Rabbinin ne dedigini merak etmeyen yoktur herhalde?

 

Bu yüzden efendim, herkese mutlaka tefsir derslerine gitmelerini tavsiye ediyorum..Gidilemiyorsa, internet uzerinden de dinlemek, okumak mümkün, yeter ki istesin insan..

 

“Yârânım Kur’an’dır” diyenler, tabii ki hem çok okuyacak hem de ayetleri hayatına geçirecek. Bakınız Hz. Ömer gibi bir dâhi, sadece Bakara Sûresini –yanlış hatırlamıyorsam- 10 yılda ezberlemiş..

Ki o zaman hafızalar, kafa ve gönüller süfliyâtla – bugünkü gibi- dolu değildi; ne internet ne tv, ne sinema vs. yoktu. Kafa ve gönüller tertemizdi..

Ve o zamanın bereketi ve ol Resûlun himmeti, İbn-i Mes’ud gibi bir şahıstan -ki deve çobanıydı- müthiş bir âlim çıkarıyordu..

Ve işte o koca Ömer radıyallahu anh, neden on yılda ancak ezberleyebildiğini soranlara, hayret edenlere demiş ki;

 

“Ben her ezberlediğim ayeti uyguluyor, o ayetle amel ediyorum”

 

Bakar mısınız subhanallah?! işte budur!

 

Eğer bugün biz, Kur’an’ı sadece orjinalinden okuyor, anlamıyor, yüreklerimizi vahiyle inşa edemiyor, ayetleri tek tek uygulamıyor en azından gayretinde olamıyorsak; Kur’an metruk kalmış, terkedilmiş demektir, bir anlamda..

İngilizce, bilgisayar öğrenmek için ne kadar zaman, para harcanıyor. Neden dinimizin dili Arapça’yı öğrenmek için çaba sarfetmiyoruz?..

Bakınız Yusuf İslam’a. Bir zamanların Cat Stevens’i..

Müslüman olur olmaz, dininin dilini yani Arapça’yı öğrendi, ki biz kaynağın içinde büyümüşüz.. Hiç bir özlemimiz yok dinimizin dilini öğrenmek için.. Neden?..

En azından namaz sûrelerinin ne dediğini öğrensek. çoğunlukta o da yok. Gaflet perdeleri, ülfet perdeleri yırtılmalı!. Yeni bir şuurla Kur’an’a yeniden yönelmeliyiz. Yönelelim inşaAllah.

 

 

Bir de konu açılmışken şunu belirtmek lazım ki dikkat çekicidir, ibret vericidir;

 

 -Bu yazacaklarım meşhur Mısırlı Âlim merhum Mütevelli Şa\'ravi\'nin Kur\'an Mucizesi adli kitabından-

Cenab-ı Hakk buyuruyor;

“Kur’an’ı biz indirdik ve onu elbette biz koruruz”

Burada bir mesele var ki, sanırım hepinizin dikkatini çekmiştir;

Görmekteyiz ki Kur’anın tatbiki ve onunla amel etmek azalmakta ama buna karşın aradan zaman geçtikçe Kur’anın korunması hayret verici bir şekilde artmaktadır..BU ALLAH’IN MUCİZELERİNDENDİR..

Öyle ki her iş yerinde, her arabada, her evde, hatta hanımların çocukların boyunlarında hemen her yerde Kur’ana rastlıyoruz..

Bazen Kur’ana inanmayanlar bile, o’nun süslenmesinde olmadık emekler harcıyorlar..

Bakıyorsun bir Alman, Kur’anın tamamını bir sayfaya yazmış ve süslemiş. Belki bu işi yapan kişi, hayatı boyunca Kur’an okumuş değildir.

Yine bakıyorsun; Japonlar öyle Kur’anlar basıyorlar ki san’at şâheseri..

Niçin diğer kitaplara bu emeği vermezler dersen, derim ki;

Onlar bu işe musahhar kılınmışlardır..

Çünkü Kur’anı koruyan Yüce Allah’tır..

Gördüğün tüm bu korumalar Allahın işidir.. İnsan işi değil..

Yanında Kur’an bulunduran kişiler, belkide namaz kılmıyorlar, Kur’anın emrine itaat etmiyorlar, o halde neden Kur’anı evde bulunduruyorsun desen; sana vereceği bir cevap bulamayacak veya bereketiyle bereketlenmek için diyecektir..

Bundan şunu çıkarıyoruz; Günlük hayatımızda Kur’anın mesajından gafil kalmamız, Kur’anın korunmasıyla uyum içinde değildir..”


 

 

Efendim, İnandığımız yürek devletini kurabilmek için,

 

Hem madde planında -çok okumak-

Hem mânâ planında - çok okumak anlamak, amel etmek-

 

Kur’an’a sahip çıkalım..

O’nu metruk bırakmayalım..

muhabbetle

 

Ayşe Reşad

Bu yazı 4636 defa okunmuştur .

Son Yazılar