İsraf
Ayşe Reşad

Ayşe Reşad

İsraf

19 Mayıs 2009 - 20:49

Ödül almış bir video...
 
http://www.cultureu nplugged. com/play/ 1081/Chicken- a-la-Carte

 

Yukarıdaki linke girip filmi izleyin mutlaka efendim..

 

Sonra düşünün..Sorgulayın kendinizi..

Düşünelim ve sorgulayalım inşaAllah hep birlikte..

 

Uzakdoğu\'da çekilmiş bir film, ama bizde bunun alası var..İsrafın boyutları o kadar geniş ki, hangisinden bahsetse, insan şaşırıyor maalesef..Üstelik de müslümanız. En çok da can yakan bu işte.

 

Ayete bakalım: “Şüphesiz ki Allah israf edenleri sevmez”

 

Sonra başta ülkemiz olmak üzere tüm müslüman ülkelere bakalım..

 

Sonuç içler acısı değil mi? Maalesef.

 

Dünya Ekonomik Forumu’nun yaptığı bir araştırmaya göre ülkemiz OECD ülkeleri arasındaki en müsrif ülkeymiş..Artık bilemiyorum Arap Ülkeleri kaçıncı sıradadır? Gözlemlediğim; Bizden daha müsrifler her konuda maalesef.

 

İsraf! Hem maddeten hem manen ele almalı bunu..

 

Ama önce manasını özümsemeli.. Nedir israf peki?

 

İsraf, bize verilen tüm nimetleri dengesizce harcama! Haddi aşma..

 

Yeme-içmede yapılan israfı yazmaya sayfalar yetmez..

 

Sonra giyim-kuşamda, ev eşyalarında israf, zamanda israf, sevgide israf vb. vb.

 

Hiç tükenmeyecekmiş gibi dünyayı tüketiyoruz arsızca..

Bizden başkasını düşünmeden acımazsızca..

Bize verilenlere şükürsüzce..

Vurdumduymazca!

 

Oysa ne demişti Rabbimiz: “Şükrederseniz, nimetlerimi artırırım. Nankörlük ederseniz, azabım çok şiddetlidir.”  İbrahim-7

 

Gelin şöylece bir düşünelim:

 

Yeryüzünde fakirlik, açlık çeken bunca insan varken, bize verilen nimetlere şükretmediğimiz, üstelik de israf ettiğimiz için bir bedel ödüyor olmayalım sakın, hem de çok pahalı bir  bedel?!

 

Nasıl mı?

 

Yeme-içmedeki israfın boyutlarına baksak yeter!

 

Çok yemenin, mideyi çok doldurmanın zararları malum..Can boğazdan gidiyor; şeker, kolestrol, obezite, tansiyon vb. Ve efendim bırakın başka şeyleri sadece ülkemizde yapılan ekmek israfıyla, bir yıl daha tüm ülkenin doyabileceğini söylersem ne dersiniz?!

 

İşte biz böyle israf ederken, açlık çekenlerin hakkını bir anlamda gasbederek, haddi aşıyoruz ya? İhmalimiz, israfımız-şükürsüzlüğümüz bize geri dönüyor bir çok sağlık problemleriyle..Bedelini hem hastalık çekerek ödüyoruz hem de bereketsizlik olarak.

 

Hani bilirsiniz bizde çok saçma bir adet vardır: Birisi bir davette vs. eğer tabağındakilerin hepsini bitirirse, kendisine, “görgüsüz” ya da “aç gözlü” vb.  denmesinden, böyle yakıştırmalardan korkar. İlla bir şeyler bırakılmalıdır tabakta! Üstelik de bu görgü kuralı gibi uygulanıyor hep..Ne saçma! Ben her zaman tabağıma ne almışsam son kırıntısına kadar bitiririm..Ne oluyor o kalanlar sonra? Tabii ki direk çöpe!

 

Yiyeceğin kadar al ve tabağındakilerin hepsini bitir! Bunu her yere yazmalı belki de ;)

 

Çocuklarımı büyütürken çok şuurlu yetiştirmeye çalıştım şükür.. En büyük oğlum daha ilkokul 1. sınıfa giderken ki o zaman 5,5 yaşındaydı, erken başladı.. Öğretmenine demiş ki:

 

-Öğretmenim ben bu arkadaşlarımdan şikayetçiyim.. Evden getirdikleri sandöviçlerinin, meyvelerin yarısını yeyip, çöpe atıyorlar, günahtır, israf oluyor. Söyleseniz de eve götürseler, acıkınca yeseler olmaz mı? Canım benim ya bakar mısınız? :)

 

Öğretmeni daha sonra bana anlattı ve: \"İnanın Ayşe Hanım küçücük çocuğun bu hassasiyetinden ben utandım\" dedi..Ben de gurur duydum tabii yavrumla.

 

Çocuklarıma bir iktisat prensibi vermeye gayret ettim hep..O da şu: İhtiyacın varsa canın pahasına kısma, kullan! Ama ihtiyacın yoksa, israf etme..

 

Mesela odaların ışıkları, su, klimalar –burda klima olmazsa olmazlardandır- Derdim ki çocuklarıma: \"odadan çıkınca kapatın ışıkları\" “diş fırçalarken musluğu!” kapatmazsanız israftır. Ama sen odada terlerken ya da karanlıktayken ışığı ya da klimayı açmazsan o zaman da cimriliktir.

 

Elhamdulillah güzel yetiştiler, \" Allah israf edenleri sevmez\" bilincini kafa ve yüreklerine işledim, uygulamada güzel örnek de oldum..Umarım benden sonraki hayatlarında da öyle devam ederler, çünkü annenin ektiği tohumlar asla zayi olmaz, temeldir, asıldır, binanın ana direkleridir.

 

Evde birlikte eşyalarını onardığımız çok olmuştur..Ayakkabı , terlik, evdeki eşyalar, okul çantaları, yıpranan kitapları vs. Eşyanın değerini,  kendimizden yukarı değil aşağıda olanlara bakmayı, şükretmeyi yardım etmeyi vs.. Öğrettim şükür..

 

Efendim bu konuda işin özü şu: Biz nasılsak yavrularımız da öyle olacak! Bunu hiç akıldan çıkarmayalım  e mi ;) Her konuda da bu böylecedir. Geleceğe modellik ediyor her anne-baba! Biz nasılsak yavrularımız da öyle olacak! Rabbim tutsun yüreklerimizi ve emanetlerimizi muhafaza eylesin, bizleri bu mukaddes vazifelerimizde muvaffak kılsın, amin..

 

İsraf, bize verilen tüm nimetleri dengesizce harcama, haddi aşma.. demiştik ya başta,  bu bağlamda vücudumuzu düşünelim.. Allah’ın yasak ettiği yerlerde kullanırsak bize verilen her organı..Yine zaman, ömür, sevgi, ilgi, ilim, söz, söz söyleme, yazma, çizme her türlü san’at gibi nimetleri de;

 

1-Yanlış yolda kullanırsak,

2- Bize verilmiş kabiliyetleri kullanmayıp, çürümesine sebep olursak..

 

Her iki halde de israf etmiş sayılır ve “...Allah israf edenleri sevmez” ayetinin muhatabı oluruz Allah muhafaza.. Rabbim bizi emanetlerimizde emin kılsın..

 

Tam “son” diyecekken aklıma Sanki Yedim Camii geldi, yazmadan edemedim :)

 

Efendim çoğunuza malumdur, vaktiyle bir muhterem Zat’ın, canı bir şey istediğinde almayıp-yemeyip “sanki yedim” ya da “farzet ki yedim” diyerek parasını  sürekli bir kenarda biriktirdiği ve bu paralarla yaptırdığı bir camiidir. Yaklaşık 300 sene önce yaptırılmış.. Bugün İstanbul Fatih’de halen içinde namaz kılınan bir camii Sanki Yedim Camii..

 

Büyüklerimiz hani ne güzel demişler: “Mideye doldurulan yemek; tuvalete yatırım olur. Sadaka verilen ise; cennete sermayedir.” Maşaallah var böyleleri..Hala da vardır diye umut etmekteyim ben ;)

 

Efendim gelin bir hadisle noktalayalım yazımızı ve açtığımız pencerelerden herkesi tefekküre, bir iç seyahate davet edelim:

 

Kıyamette herkes, şu dört suale cevap vermedikçe hesaptan kurtulamaz:


1- Ömrünü nasıl geçirdi?
2- İlmi ile nasıl amel etti?
3- Malını nereden, nasıl kazandı ve nerelere harcadı?
4- Cismini, bedenini nerede yordu, hırpaladı? –Tirmizi-

 

Ya Rab Senin verdiğin nimetlerle sana isyan etmekten yine sana sığınırız.

Tut yüreklerimizi ya Rabbi..

Bizleri emanette emin eyle.

 

Ayşe Reşad

 

 

 

 

Bu yazı 3723 defa okunmuştur .

Son Yazılar