O, yok artık!
Ayşe Reşad

Ayşe Reşad

O, yok artık!

29 Haziran 2011 - 07:16

Dün bir kadın öldü..Bir anne.

 

Anneler de ölüyormuş anladık ah!..

 

Gençti.

 

Daha 40 yaşındaydı..

 

3 tane de can tanesi, ciğer pâresi vardı.

 

Daha görecek günleri, gülecek anları vardı hesapta..

 

Ama olmadı.

 

Bizim hesabımız başka, Yaradan’ın hesabı başkaydı..

 

“Onların ecelleri gelince, ne bir saat geri kalır, ne de ileri gider” Nahl-61

 

“Gel” dedi..

 

Ve gitti.

 

...

 

Hiç gitmeyecek gibiydi oysa..

 

Daha o gün tam karşımda oturuyordu beyaz bluzu, başında örtüsüyle..

 

Hayat doluydu O da, senin gibi, benim gibi..

...

 

Ama durup dururken hastalandı birden,

 

Yoğun bakımda geçirilen bir 15 gün..

 

Ve..dün haberini aldık..

 

Sessizce gidivermişti..

 

...

 

İnnâ lillahi ve innâ ileyhi raciûn- O’ndan geldik, dönüşler de O’nadır.

 

Rabbim kucağında uyuta, kalanlarına sabırlar vere..

 

Şahidiz en iyi hallerine ya Rab..

 

Kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe eyle..

 

Can tanelerini muhafaza eyle ya Hafîz.

 

...

 

Her ölüm erken ölümdür ya, bu da çok erkendi işte..

 

Hepimiz ölmeyecek gibiyiz ya, O da öyleydi işte..

 

Ölüm hep başkaları içindir, kondurtmayız hiç, kendimize-yakınlarımıza ya,

 

Bu da yine öyle oldu işte..

 

...

 

Artık uyanmalı ama!..

 

Bir bir çağrılıyoruz işte, şakası yok, dönüşü de..

 

Vakti gelen gidiyor.

 

Gören göz görmez oluyor, tutan el tutmaz.

 

O bakmalara kıyamadığımız yüzümüz de toprak olacak yarın.

 

Ecel tamam olunca ne çocuk engel, ne yaş..

 

Ne de hiç yaşanmamışlıklar.

 

...

 

Ateş düştüğü yeri yakmasın, bize de dokunsun..

 

Gelin üstümüze alınalım ölümü..

 

Öleceğiz çünkü.

 

...

 

İşte gitti.

 

40 yaşındaydı..

 

Gençti.

 

Kimbilir ne umutları vardı yarınlara dair..

 

Yaşanmamış, ötelere sakladığı mutlulukları..

 

Yapacak ne çok işleri vardı kimbilir, hep ertelediği..

 

...

 

Bizim de yok mu?

 

“Yarın yaparım” dediklerimiz?..

 

Dünyaya ve ahirete dair hiç olduramadıklarımız?

 

“Namaz kılacağım ama gelecek yıl..”

 

“Örtüneceğim ama daha erken..”

 

“Kur’an öğreneceğim, ama şimdi çok meşgulüm belki daha sonra..”

 

Ve.. ve.. ve daha neler?

 

Ya hep ertelenen mutluluk rüyalarımız?

.

.

 

Peki ya yarın yoksa?!!

 

...

 

Ne çok öteliyoruz, öteleri?

 

Halbuki öteler yakın.

 

Bir nefes kadar. Alırsın, veremezsin, o kadar işte!

 

Ölüm meleği her an karşımıza çıkıp “merhaba”,  “haydi!” diyebilir..

 

Hepimiz ölecek yaştayız yahu!..

 

Peki neden uzaklarda, hep başka hülyalardayız?

 

...

 

Gelin ötelemeyelim hiçbirşeyi..

 

Ne yapacaksak bugün, hemen şimdi!

 

Yarın belki yok! Sana da, bana da.

 

 “Gel” denecek belki az sonra, gideceğiz itirazsız.

 

Belki okunacak bir ezanımız daha olmayacak..

 

Kılınacak namazımız da..

 

Belki bir ramazan daha tutamayacağız..

 

Ya da vedalaşamayacağız “seviyorum” dediklerimizle..

 

Kırdıklarımızdan özür dilemeden gideceğiz belki..

 

“Yaşadığın günü son günün imiş gibi yaşa”nın sırrı, bu olsa gerek..

 

“Yarın ölecekmiş gibi ötelere çalış”ın anlamı da..

...

 

Ey nefsim ve ey sen!

 

Boynun kıldan ince olsun “lebbeyk” de, her emrine..

 

Elinde vuslat meş’alesi, düğünün olsun ölüm.

 

Vakit geldiğinde “merhaba” demek için, gülerek,

 

Yarın ölecekmiş gibi yaşa hep.

 

Kalmasın üstünde sakın, hak-hukuk.

 

Gönül kırma, incitme sakın cânı.

 

Sakın sen olma, bu dünyanın hep aldananı.

 

Ölüm var heyy!..

 

Öleceğiz.

 

Belki yarın, belki yarından da yakın.

 

Not: Adı Serpil..

Bir Fatiha, bir hayır duası yollayın lütfen bu câna.

 

A.R

 

Bu yazı 8766 defa okunmuştur .

Son Yazılar