Fatih Atlaylı\'ya Açık Mektup
Barış Durak

Barış Durak

Fatih Atlaylı\'ya Açık Mektup

21 Kasım 2010 - 17:10

Mezopotam\'ya da topraklarında insanı insan yapan en büyük değer saygıdır. Ne olursa olsun insan olduğu için insana saygı duyarlar. Kaldıki bir ölen insanın arkasından ağza alınmayacak şeyler konuşmak,yazmak en aşağlık bir olaydır. Anlamadan, düşünmeden, irdelemeden duygularımıza yenik düşüp hemen “öteki”leştiririz çok sevdiklerimizi bile.Ahmet Kaya bunun örneğidir. Ahmet Kaya için yazı yazan daha önce değer verdiğim bir zamanlar aynı kuruluşta beraber çalıştığımız Fatih Altaylı\'ya yakıştıramadım ve resmen iğrendim. Hem bir gazateciye yakışmayacak uslup,hem insanlığa sığmayacak kelimeler,sözler.İnsan olan bu lafları kimse için demez. Suçu ne olursa olsun,daha önce yaşadıklarından ötürü,söylediklerinden ötürü bile olsa.Kaldı ki daha önce söylenmesi bile ülkeyi karıştıran sözleri Devletin en tepesindekiler rahatlıkça söyleyebiliyor,açıklayabiliyorlar.  Ama hala bazı şeyleri içine sindiremiyen insanların da olduğunu görebiliyoruz. Tahammülsüzlüğün örneğini Fatih Altaylı ağzını bozarak göstermiştir. Kimsenin bu tahammülsüzlüğe saygı duyacağını ve destekleyeceğini sanmıyorum. Onurlu herkesin bu olayı kınayacağından da eminim. Onuru varsa ve gururu varsa Fatih Altaylının hemen özür diler tüm kamuoyundan ve en başta Ahmet Kaya\'nın eşi ve çocuğundan.


İŞTE ALTAYLI\'NIN ZEHİR ZEMBEREK YAZISI
Kusura bakmayın ama son zamanlarda “bazılarınca” pek makbul hale geldiği için biraz ağzımı bozacağım bugün.
Çünkü bugün konu edeceğim “yavşakları” başka türlü tariflememe imkân yok.
Daha doğrusu var ama öyle yazsam daha da beter olacak.
O yüzden “yavşaklar” diyeyim. Siz içinizden geldiği gibisini anlayın.
Kırk yıllık hurmaların tırmaladığı yavşaklardan söz edeceğim.
Bir Ahmet Kaya\'cılıktır aldı başını gidiyor.
O günlerde, yani Ahmet Kaya\'nın kimilerince eleştirilip kimilerince linç edildiği günlerde “tırsıp” suspus olanlar, aradan 10 yıl geçince birden celalleniverdiler.
“Ahmet Kaya\'ya nasıl bunları yazdınız” diye.
Baktım ne yazmışım diye.
Fazlaca bir yazı yok doğrusu. Çünkü Ahmet Kaya\'ya karşı hiçbir tavrım olmadı. Hatta severdim. Birilerini kızdırdığı günlerde televizyona çıkarmış, hatta bir de program yapmasına aracılık etmiştim.
Ona “çatal bıçak” fırlatanlardan olmadım asla.
Ama hakkında çok ağır bir yazı yazdığım doğru.
Ama ne zaman yazdım, neden yazdım?
Ahmet Kaya, Türkiye\'yi terk edip gitmişti. Ve gittiği yerde, yanlış hatırlamıyorsam bir PKK toplantısında, “Şerefsizlerin memleketini terk edip geldim” diye bir konuşma yapmış, konuşma gazete ve televizyonlara haber olmuştu.
Ve ben de Ahmet Kaya için, “Şerefsiz sensin” diye bir yazı yazmıştım.
Çünkü ben, “şerefsizlerin ülkesinde” yaşamıyorum. Şerefsiz değilim.
Elbette benim ülkemde de her ülkede olduğu kadar, bazen daha fazla, bazen daha az şerefsiz var ama burası asla ve asla şerefsizlerin ülkesi değil.
Başkalarını bilmem ama ben bu lafı yalayıp yutamazdım. Yutkunup oturamazdım.
O yüzden de “o şerefsizliği” çok da ağır bir yazıyla kendisine iade ettim.

Bu yazı 13716 defa okunmuştur .

Son Yazılar