Dilek Akın - Hizmet sektörü ve insan ilişkileri
Bugun...

Hizmet sektörü ve insan ilişkileri


Dilek Akın
prajans@dilekakinpr.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 06-10-2013 08:11

Sevgili Şanlıurfalılar;

Hani Atalarımız derler ya ‘’Bir kadın kocasını vezir de eder rezil de’’, ben de bunu şöyle çeviriyorum, ‘’Bir eleman kurumunu vezir de eder rezil de’’.  Eğer o kurum, hizmet sektörüyle insan unsuru daha büyük önem taşır. Bir kamu dairesindeki arşiv memurunun insan ilişkileri becerisi olmasa da olur ama insanlarla yüz yüze iletişim halinde bir mesleği icra edenlerin üslubuna da insan ilişkilerine azami dikkat etmesi gerekiyor. Çünkü, kurumu marka bile olsa kurtarmaz, o kişi,  üslubuyla o markaya gölge düşürür.

Bir otel düşünün genel müdürü marka üniversite bitirmiş, birkaç yabancı dil biliyor, insan ilişkileri süper ama  kapıdaki kominin insan ilişkileri becerisi yoksa kapıdan giren müşteride ilk olumsuz intibayı yaratıverir. Bu nedenle kapıdaki görevli bile seçilirken bir genel müdür seçer gibi özenli davranmak gerekir. Bir lokantaya giden yemekleri süper, nam salmış ama garsonu beceriksiz, üzerinize başınıza yemek döküyor,  o kuruma karşı izleniminiz ne olur?

Şanıurfa Piazza AVM’deki basın danışmanlığı görevim nedeniyle şu ana kadar 3 farklı otelde konakladım. Bu otellerden ikisi marka olmuş ve oteller zincirinin birer halkasıydılar. Hiçbir otelin ismini vermeden edindiğim izlenimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Otelin birisi belli ki resepsiyondan komisine kadar görevlilerini Şanlıurfa dışından seçmiş. Çünkü, şivelerinden insanların hangi yöreden olduğunu anlayabiliyorsunuz.  Ama güler yüz hiç yok.  Valiz taşıyorsunuz yardım bile etmiyorlar. .  Bir şey soruyorsunuz cevabını almak için elinizde mıknatıs bulundurmanız gerekiyor. Sanki lütfen cevap veriyorlar. Odanın anahtarını elinize tutuşturup eşlik bile etmiyorlar.  Hani zaten çok büyük markalar ya hiç müşteriye ihtiyaçları yok, çünkü yer ayırtmak için haftalar önceden rezervasyon yapmanız gerekiyor . Yine bir keresinde yine aynı otelde konaklamak zorunda kaldım, yerimin ayrılmadığını söylediler. Oysa ayrıldığından adım gibi eminim.  Sabahın 05.00’inde otele gelmişim, yorgun ardın bir an önce odaya çıkmak istiyorum beni dakikalarca bekletiyorlar. Rezervasyon arıyorlar. Böyle kurumsallık olur mu? Sonradan anlıyoruz ki görevi devreden rezervasyonu kayıtlara girmemiş, cezayı müşteri çekiyor. Elinize anahtarı tutuşturup eşlik etme gereği bile duymuyorlar. Hatalı olmalarına rağmen özür de dilemiyorlar. Halbu ki uygun bir dille özür dilese, ‘’buyurun oturup bekleyin. Kusura bakmayın’’ deseler anlayacağım. Ama onu bile söyleme gereği duymuyor resepsiyon görevlisi.

Güler yüz, nezaket ve sorunu anlatma tarzı düzgün olsa kızmayacağım.

Otel görevlisinin bu davranışı bana bir padişah hikayesini  hatırlattı.

Zamanında dönemin padişahı ‘’bana bir müneccim getirin’’ demiş. Müneccim gelmiş, ‘’söyle bakalım’’ demiş Padişah ‘’Benim geleceğimi nasıl görüyorsun’’. Müneccim, ‘’Üç tane çocuğunuz var, üçünün de öldüğünü göreceksin’’ demiş. Padişah ‘Alın bu uğursuzun kellesini’’ demiş. Ardından Padişah’ın fermanıyla bir başka müneccim daha bulunmuş, getirilmiş Padişahın huzuruna. Padişah sormuş, ‘’anlat bakalım ne olacak benim geleceğim?’’.  Müneccim, akıllı, işini biliyor, üslubu da düzgün. ‘’Devletli padişahım, öyle sağlıklı, öyle uzun bir ömrünüz olacak ki hiçbir çocuğunuz sizin öldüğünüzü göremeyecek’’ demiş.  Padişah, onu altınlara boğmuş, küfeler dolusu altın vermiş.  Oysa her iki müneccim de sonuçta aynı şeyi söylemiş, ama üslup farkıyla.

Yine Şanlıurfa ziyaretimde bu kez yine marka olan bir başka otelde konakladım. Kapıdaki görevlinin Şanlıurfa’nın yerlisi olduğunu daha kapının girişinden anladım. Arabadan iner inmez koşarak geldi, valizimi aldı. Odaya kadar çıkardı, başka bir isteğim olup olmadığını sordu. Öyle güler yüzlü ve sempatikti ki içimden ‘’iyi ki bu otele gelmişim’’ dedim. Çünkü güler yüz hizmet sektörünün olmazsa olmazıdır. Çok geç bir saatte otele gelmiştim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra perdeleri açıp bir şehir manzarası görmek istedim. Bavulumu açtım, yerleştim. Bilgisayarımı da açıp haberlerimi hazırlamaya başlayacaktım ki internet bağlantısının olmadığını gördüm. Resepsiyonu aradığımda görevli o güler yüzlü elemanı sorunu çözmesi için odaya gönderdi.  Ancak, bulunduğum odanın konumu nedeniyle internet bağlantısının sorunlu olduğunu o güzel Şanlıurfalı şivesiyle anlattı bana. Acil haber yazmam gerektiğini söyleyince odayı kullanmış olmama rağmen başka bir odaya anında naklettiler. Sonra da bir başka isteğimin olup olmadığını sordular.  O odadan internetin rahat çektiğini söylediler. Gerçekten de öyle oldu, hiç sıkıntı yaşamadan neredeyse sabaha karşı yazılarımı bitirebildim. Eğer o odada da internete bağlanamasaydım hiç de kızmayacaktım. Çünkü, iyi niyetle ellerinden geleni yapmış olacaklardı. Sabah otelden ayrılırken de yine beni güler yüzle uğurladılar. Şimdi her Şanlıurfa ziyaretimde o otelde konaklamak ister oldum.  Hizmet sektöründe olup da insan ilişkilerinden, üsluptan habersiz olanlara duyurulur.

BUYURUN AÇILIŞA

Sevgili Şanlıurfalılar;

Buradan size bu vesile ile bir de davette bulunmak istiyorum. Bir çoğunuzun bildiği gibi Şanlıurfa toplam 242 milyon TL’lik bir yatırıma ev sahipliği yapıyor. Rönesans Holding’in kente kazandırdığı Piazza Alışveriş ve Yaşam Merkezi 10 Ekim Perşembe günü saat 11.00'de kapılarını halka açıyor. Bu ne demek? Yöreye istihdam demek, ekonomiye katkı demek. Memleketini seven her Şanlıurfalı’yı göz alıcı mimarisiyle kentin sembolleri arasına girmeye aday olan alışveriş merkezimizin açılışına bekliyoruz.

Saygılarımla

Dilek Akın

Şanlıurfa Piazza Alışveriş ve Yaşam Merkezi Basın Danışmanı

 


Bu yazı 14015 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI