izin ver Mevla
E.Fikriye Beledli

E.Fikriye Beledli

Emine Fikriye Beledli

izin ver Mevla

15 Mayıs 2015 - 21:54

~                                 İZİN VER MEVLA

Ruhum ruhuna süzülse,
Olabilir mi ya Nebi,
Yapabilir miyim?

Seni hak ettiğin kuvvette sevebilir miyim?
            Ruhumun buna tâkâti var mı?

Mevla doldurur mu tüm varlığımı sevginle?
            Sımsıkı,
Ağzına kadar,
Doldurur da taşırır mı?
Başkalarını da irşad edebilir miyim?
            Olur mu?


Sen ne  istersen olur,
İzin ver Mevla...

Ayette buyurduğun gibi,
Mallarıyla, canlarıyla, açlıkla imtihan ettin,
Babasız, annesiz,
Sonra dedesiz,
Sonra eşsiz,
Sonra amcasız,
Çocuksuz...

Bir tek can bıraktın ona,
Fatımatüs Zehra...

Ümmetin övüncü,
Masum, günahsız,
Hiç şikâyet etmeyen,
Benzemek istediğimiz,
Canımızı canına katmak istediğimiz…

Ruhların en muhteşeminin,
Sevinci benim sevincim,
Sıkıntısı benim sıkıntımdır dediği,
Onu seven beni sevmiştir,
Onu inciten beni incitmiştir,
Onu gücendiren beni gücendirmiştir dediği,
Vücudumun bir parçasıdır diye nitelendirdiği,
Benzersiz yakut...

Fatımatüs Zehra...
Babasına âşık babasına hayran…


Allah’tan razı olan,
Allah ‘ın da ondan razı olduğu,
içeri girince peygamberler peygamberinin,
Ayağa kalkıp yerini verdiği…

Fatımatüs Zehra...
Benzersizliğin gizi...


            Bir bebekken Resul’ümüz,
Evrenin en huzur verici ışığı olan Ay,
Parmağıyla işaret ettiği yöne gider,
Oynardı onunla…


Daha güzel öterdi kuşlar onu görünce,
Daha hızlı açardı güller kokuları ona gitsin diye,
Toprak ayağa kalkmak isterdi o geçerken,
Serilip yattığı için utanç duyardı belki,
Tüm yaratılmışlar hayrandı ona,
Seyrederdi taşlar, çöller, bulutlar,
Çiçekler gülümserlerdi,
Yağmur ona değmek isterdi,
Kar yağmamak isterdi onu üşütmemek için…


Ağaçlar kökünden çıkıp önüne gelirlerdi,
O gel deyince,
Develer  başlarını kapısına vururlardı,
Sahabelerin kapıyı çaldıkları gibi,
Açardı tüm yaratılmışların dostu,
Şikâyet ederdi develer sahiplerinden,
Haklarını isterlerdi…


Senin kapın hiç kapanmadı ki ya Nebi,
Hâlâ sana muhtacız,
Ve sen hâlâ  isteyene kapını açıyorsun,
Bilinmez yoğunlukta hudutsuz  bir ışık,
Vuruyor yüzümüze gönlümüze…

Seni aracı kılıyoruz dualarımızda  Yaratan’ımıza,
Ümmetim dedin doğduğunda,
Ümmetim dedin dünyayla vedalaştığında,
Ümmetim diyeceksin mahşer gününde,
Ümmetim diyeceksin,
Rahmet taşacak gözlerinden,
Kâinat seninle birlikte ağlayacak,
Ya Rabb diyeceksin hepimizi en çok sevene,
Bağışla onları…
Kevserimden ikram etmeme izin ver,
Mahmut soframda ağırlamama izin ver,
Ümmetim onlar  ey şefkati en yüce olan  Rahim,
Ümmetim onlar ey bağışlaması sınırsız olan   Rahman,
Ümmetim onlar Ey iyilik sever olan   Kerim,
Ümmetim onlar ey merhameti sonsuz olan,
Beni sen yarattın bu fıtrat üzere,
Benliğimi ümmetimin sevgisiyle doldurdun,
Nasıl gireyim cennete onlar olmadan,

Sana layık olacak mıyız ya Nebi…

Mevla,
Yarattığın en güzel Resul siyahı  bakışlar,
Senin rahmetinle, merhametinle, aşkınla doludur,
Yarattığın en güzel sesi duysun kulaklarımız izin ver,
Yarattığın en güzel yüzü görsün gözlerimiz…

Yarattığın en ince, en sevgi dolu, en sabırlı yüreği,
Tanısın yüreğimiz,
Huzurunda dinlenelim dünya yorgunluğundan…

İzin ver ...

 

Bu yazı 10602 defa okunmuştur .

Son Yazılar