Tılfındır Tepesi
E.Fikriye Beledli

E.Fikriye Beledli

Emine Fikriye Beledli

Tılfındır Tepesi

19 Nisan 2015 - 14:03

 

 

~~
                                                       Tılfındır Tepesi
 1921…
 Rejim değiştirmiş olan  Ruslar, yapılan anlaşma gereği terkediyor doğu Anadolu’yu.
Götüremedikleri cephaneler  uzun zamandır bu hayali kuran ermeni çetelerinin eline geçiyor. Kasıp kavuruyorlar  ortalığı. Çoluk çocuk kadın ihtiyar, komşu, hatır demiyor. Kızıl bir rüzgâr gibi doğu Anadolu’yu baştan başa geçiyor. Güneye, güney doğuya iniyor. İkinci şiddetli kasırga Urfa’da başlıyor. Peygamberler diyarı mübarek güzel Urfa...
Urfalılar gözlerini bir gece önce sohbet ettikleri, kahvede tavla oynadıkları komşularının ihanetiyle açıyorlar. Türkler, Kürtler ve Araplar şaşkın, Ne olduğunu, neden olduğunu kavrayamıyorlar. Bilinen, Ermeni terörünün Müslüman halka namlusunu çevirdiği...
 Yürekler ağzına kadar kırgınlıkla dolu. Öfkenin zemini hazırlanıyor gönüllerde. Tırfındır tepesine karargah kuran Ermeniler. Urfalıları makineli tüfeklerle yaylım ateşine tutuyorlar. Yerler, ne olduğunu anlayamadan dünya değiştiren çocuk, kadın  ve yaşlılarla doluyor. Genç erkek yok çünkü. Asker hepsi…
 Vatanın muhtelif bölgelerinde nöbetteler, çarpışmadalar.
 Herkes şaşkın. Yüreklerine duvarlar devrilmiş.
-Daha dün gece diyorlar. Dostumuz değil miydi bunlar. Sırdaşımız değil miydi ?
Ne oldu karanlık gecenin içinde? Ne oldu ki böyle canavara kestiler?
 Ermeni evleri çoktan tünellerle birbirine bağlanmıştı oysa. Cadde ortalarına, şehir dışına çıkan geçitler kazılmıştı. Bir gecenin bir yılın işi değildi bunlar…
Sokaklar kışın hükmü altında. Keskin, dondurucu bir rüzgar insansız sokaklarda sesini yükseltmiş esmekte. Metrelerce uzayan kar düşman çizmeleri altında ezildiği için utanmada.
 Bey Kapısı...
 Çizme sesleri yaklaştıkça yüreği kanayan bir kadın mavi mavi ağlıyor. Ağzı nokta, yüreği çayır, perçemleri tül.  Canına kıyamadığı Allah yasağından.
 Karların içine gömdüğü iki küçük çocuğun ağrısı ruhunda, bekliyor. Saniyeler asır gibi....
 Ve kapı tekmelerle açılıyor. Genç kadın ardındaki duvara daha sıkı yaslanıyor. Duvar açılıp onu içine alacakmış gibi. Dudaklarında gül gibi açılan Allah adı...
 Zerafetin insanlığın timsali Fransızlar tiksindirici bir sırtlanlıkla eğiliyorlar kadının üstüne...
 Hançereyi yırtan keskin çığlıklar, karların altındaki iki küçük yüreği dağlıyor.
Karların içinden çıkarsanız hakkımı helal etmem demiş anneleri. Çivi ile çakılmış gibiler yerlerine.
 Kara yürekli Fransız subayı oyuncaklarıyla oynayan yavrularını seyreden bir baba gibi şefkatle bakıyor askerlerine. Onlara bu fırsatı verdiği için mutlu.
 Usandıkları zaman askerlerden birinin bıçağını kapıp  kanlar içinde şişmiş ve morarmış bembeyaz tene yaklaşıyor.
 Bıçağı açıktaki sol göğsüne sokup aşağı doğru çekiyor...
 Ölemiyor genç kadın. Taşları bile harekete geçirebilecek haykırışları Fransızların yok vicdanlarına ulaşamıyor...
 Terlemiş Fransız subayı zafer kazanmış tarihi bir kumandan edasıyla doğruluyor. Zarı ile beraber çıkardığı sekiz aylık bebeği yukarı kaldırıyor Çocuğu dipçiğe takıp kapıya saplıyor.
            Acı tırnaklıyor annenin yüreğini, kesiyor, biçiyor.Yaş bebeklerinde toplanıyor.
          Akamadan gözleri duruyor oğlunun  asılı olduğu noktada...

 

Bu yazı 11595 defa okunmuştur .

Son Yazılar