Mir'âc'da Resulullah
Emine Fikriye Beledli

Emine Fikriye Beledli

Mir'âc'da Resulullah

05 Haziran 2013 - 09:24

 

Zifiri karanlık bir geceydi...

Gökyüzünde tek bir yıldız bile yoktu.

O gece, saadet ve ikbal gecesiydi.

Rabbin huzuruna kavuşma gecesiydi.

Birden bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı.

Allah resulü amcasının kızı Ümmü Hani’nin evindeydi

Ve, muhteşem Cebrail Aleyhisselam, yanındaki yetmiş bin melekle Resulullah’a göründü. Yeşil bir hülle giymiş, yetmiş kısma ayırdığı saçlarına yaş inciler takmıştı. Göğsünde Lâ ilâhe illallah Muhammeden Resulallah yazılıydı.

İlerleyip alemlerin Resul’ünü kucakladı.

-Ey Allah’ın Resul’ü Rabbin selam gönderdi seni çağırıyor…

Muhammed ül Emin’in (s.a.v), içi daha önce hissetmediği bir sevinçle dalgalanıyor.

Önce Zemzem kuyusunda abdest, ardından İbrahim makamında iki rekât namaz…

Ardından Mikail ve yanında gelen sayısını ancak Allah Teâlâ’nın bileceği meleklerin katılımı…

Ve ikiye bölünmüş saçları, altın teline benzeyen, gözleri yıldızlar gibi gecenin karanlığını aydınlatan, Allah Teâlâ ’nın her bir uzvunu kıymetli mücevherlerden yarattığı Burak’a biniş…

Tur ı Sina dağında iki rekât namaz…

Kendisinden önceki bütün peygamberler, Hz. İsrafil ve sayısını ancak Allah Teâlâ’nın bileceği meleklerin kendisini karşıladıkları Beytü’l Mukaddes…

Onlara imam olarak kıldığı iki rekât namaz.

Allah nidası Kur’an ı Kerim…

Allah Resul’ü daha sonra Abdullah b. Abbas’a şöyle diyecektir.

“Mirâc bir merdivendir. Sahra taşı üzerinden en üst göğe kadar dikilmişti. İki tarafı beyaz kumaştandı. Ortasında ayak basacak, çeşit çeşit kıymetli taştan derece denilen yerleri vardı. Bunlar ayna gibi parlıyor ve görüntüyü aksettiriyordu. Niteliğini Allah Teâlâ’dan başkası bilmez… Mi’râc’a çıkarken hiç yorulmadım. Kuş gibi uçup yukarı çıktım…”

Her gök katında sayısını yalnızca Allah Teâlâ’nın bildiği meleklerle iki rekât namaz ve akıllara durgunluk veren olaylar…

Yer ile gök arasında asılı yaratılan Yeşil Deniz, Hayat denizi, Nuh Tufanı’nın verildiği deniz, Rızık denizi, Yer ile gök arasını kaplamış, budakları sayısız, yaprakları hesapsız ömür ağacı, Berk denizi, Allah Teâlâ ’nın kendi nurundan yarattığı deniz, Beyt’ül Ma’mûr, Sidretü’l Müntehâ, her biri farklı bir meleğin rehberliğinde geçilen yetmiş bin hicab,

Hz. İsmail. Hz. Âdem, Hz. İsa, Hz. Yahya, Hz. Yusuf, Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. Musa, Hz. İdris Ve İbrahim Halilullah…

Ey, Alemlerin Rabbinin suret gözünü, gönül gözüne çevirdiği Resul,

Ey, Allah Teâlâ’nın didarını gönül gözüyle net olarak gören habib,

Ey, Hak Teâlâ’nın doksan bin sözünü işiten Nebi,

Ey, ”Allah Teâlâ’nın sedasını işitince Aklım başımdan gitti, Vücudum ikiye ayrıldı sandım” diyen Muhammed ül Emin,

Senin, gece Mekke’den Kudüs’e götürülmende ve oradan Mi’râc’a çıkarılmanda ve senden naklen söylenen sözlerde, imtihan olunma ve tecrübe edilme gibi hikmetler vardır. Bu olay Allah Azze ve Celle’nin kudretini, hâkimiyetini, otoritesini gösteren bir iştir. Onda aklın özüne sahip olan kimseler için ibretler vardır. İman eden, tasdik eden ve Allah Sübhânehu ve Teâlâ’nın işinden yakin üzere olan kimseler için hidayet, rahmet ve sebat vardır.

Subhânehu ve Teâlâ, ayetlerinden murat ettiği şeyleri sana göstermek için dilediği şekilde seni gece huzuruna çıkarttı. İstediğine hâkim olduğunu ve murat ettiği şeyleri ayan beyan bir şekilde sana gösterdi. Emir ve kudretinin büyüklüğünü sana müşahede ettirdi.

Ey âlemin Seyyid’i, insan ve cinnin imamı, Ademoğlunun efendisi, Allah’ın Resulü Muhammed (s.a.v),

Cebrail aleyhisselamın Ya Muhammed, (s.a.v) gönlünden cehenneme ibretle bakmayı geçir. Hikmet ile nazar et. Eğer heybetle bakarsan cehennemin yedi katını da söndürürsün dediği Muhammed i Zî Şân,(s.a.v) bütün peygamberlerin, mukarreb meleklerin ve ruhanilerin ve Arş’ı taşıyanların kılavuzu sensin. Hepsi senin eteğine tutunmuşlardır.

Allah Teâlâ’nın izni ve yardımıyla yetiş bize…

 

Bu yazı 4579 defa okunmuştur .

Son Yazılar