ANNELER GÜNÜNE SIĞMAYAN KUTLU ANNELER
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

ANNELER GÜNÜNE SIĞMAYAN KUTLU ANNELER

13 Mayıs 2013 - 08:50

 

Çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılan milyonlarca ana, her mayıs ayında ikinci pazar gününün evrensel bir gün özelliğinden dolayı “Anneler Günü”nde saygıyla yâd edilmektedirler. Amerika'da annesini kaybeden Jarvis isimli bir kızın girişimleri sonucu dünya çapında kabul gören bu gün, ülkemizde 1955 yılından bu yana kutlanmaktadır. Anneler Gününde her evladın annesine bir demet kır çiçeği armağan ederek, bir güzel sözcükle elinden hatta mümkünse ayağından öpmesi sembolik bir anmanın en güzel çekilmiş bir fotoğrafı olarak kabul edilebilir.

Annelik duygusu sadece insanlara mahsus bir özellik değildir, hayvanlar da annelik vasfına sahiptirler. “Şefkat madeni olan anneler”ine hakkıyla evlad olamayan gafil insanlara, parmak ısırtacak mükemmellikte ve hassasiyette vahşi timsahların, aslanların, gorillerin anneliği, ibret verici birer canlı örnektir.

Güçlü çenesi ve iri cüssesiyle tehlikeli, ürkütücü ve yırtıcı bütün özelliklere sahip vahşi hayvanların, yavrularına karşı merhametli ve şefkatli bir anne olma çabası, akıl, fikir ve şuur sahibi olan insana bu konuda verilecek en etkin bir ders niteliği taşımaktadır.

Hayvanlarla insanların ortak noktası “annelik duygusu” dur. Hayvanlar fıtratları gereği hissiyatlarıyla hareket ederken insanlar ise akıl, fikir ve duygularıyla hareket ederler. Anneliği biyolojik annelik seviyesine indirmemek lazımdır. İnsana yakışan gerçek annelik; büyüten, terbiye veren, doyuran ve “ebede edeple hazırlayan annelik” tir.

Aile kurumunun feshedilmesi anlamını taşıyan “Boşanma”ile eşlerin birbirine karşı zevc-zevce(karı-koca) bağları ortadan kalkmış olur. Ancak hiç kimseyi annelikten ve evlatlıktan boşamak mümkün değildir. Günümüzde çarpık yaşamın ikileştirdiği “doyuran ve doğuran anneler” ayırımı, anneliği iyi tanımlamanın ve tarif etmenin gereğini ortaya koymaktadır.

Kur’an’da anlatıldığı üzere, Hz. Musa’ya firavunun karısı Asiye’nin  “ana”lık etmesiyle Asiye’nin ve Hz.Musa’nın hayatlarnda yepyeni sayfalar açılmıştır. Bu özel durum, kötü gibi görünen “an”lardan çıkan güzelliklerin varlığına verilebilecek en güçlü bir delildir. Doğurmadığı halde “doyurduklarına annelik yapan “ana”lara Asiye en güzel bir örnektir.

Cenneti anaların ayakları altında adres ve referans gösteren Hz.Muhammed Aleyhisselam’ın, annesi Hz.Amine’ye ve sütannesi Hz.Halime’ye gösterdiği saygı ve ihtiram”, tarihte emsal kabul etmez bir “değer birimi”ne dönüşmüştür.

Ana ve babasına sevgi ve saygısından yoksun yetişen günümüzün evlatları, annelerinin ayakları altındaki cenneti kazanması yerine, ana ve babalarının üstüne cehennemler yağdırması ciğerleri dağlayan en acınaklı bir durum değil midir?

Kur’an’ın İsra Suresinde ana ve babaya “of”bile demenin yasaklanması ve onlara “kevl-i kerim”(gönül alıcı sözle)hitap edilmesinin anlatılması, meselenin önemi açısından en açık bir uyarıdır. Ayrıca evlada yapılan bu ilahi ikazın İsra Suresinde geçmesi, “manen yükselip cennet bahçelerinde bir isra yürüyüşüyle ulvi bir mi’rac’a merdiven dayamak isteyenlere dolaylı bir mesaj” niteliğindedir.

Özellikle yaşlılığında evladını yanında görmekle huzur bulacak ana ve babalarını, gizli bir huzursuzluğa terk etmek üzere adı huzur evi olan yalnızlık mekânlarına ana ve babalarını terk eden evlatların, aynı akibeti belki daha kötü bir sonucu kendi eliyle kendisine de hazırlamış olduğunu unutmaması lazımdır.

Varlık sebebimiz olan anne ve babalarımızı, sadece yılda bir tüketim ekonomisinin dayattığı harcama reklâmlarıyla hatırlamayalım. Hadisin ifadesine göre sadece yüzüne bakmak suretiyle ibadet sayılan simalardan biri olan anne ve babalarımızın yüzüne bakmanın da bir sevap olduğunu asla unutmayalım.

Servetimizi, kariyerimizi, kabiliyetlerimizi en samimi arkadaşımız bile kıskanabilir, haset edip elimizden çıkmasını isteyebilir ama anne ve babamız bizden bir şeylerin bırakın yok olmasını istemesi bizim için “yok olmayı” bile göze alan samimi fedakâr ve ihlâslı fedailerdir.

Abese Suresi’ne göre mahşerde birbirinden firar edip uzaklaşacak “evlat-anne” profilinden olmamak için, annemize ve babamıza bu dünyada yaklaşalım, buradaki yakınlığımızı, ahiretteki komşuluğumuzu temin edecek terbiye-i İslamiye dairesinde fedakâr ve hürmetkâr evlatlar olmaya çalışalım.

365 yıl dünya ömrünün yanında 1 gün bile sayılamadığı “Cennet ebed ömrünü” kazanmağa mühim bir vesile olan annelerimizi, 365 günde hatırlayarak, hatırlarını sayarak, hatıralarına saygı duyarak, hatırı sayılı evlatlar olmak dileğiyle anneler gününü kutluyorum. Arz-ı muhabbetle baki selamlar…

 

Bu yazı 30776 defa okunmuştur .

Son Yazılar