Berat olunacakların listesinde sizin adınız da olsun!
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

Berat olunacakların listesinde sizin adınız da olsun!

21 Mayıs 2016 - 16:35

Milenyum modernitesinin sayılamayacak imkânlarına rağmen yaşamımızın maddi ve manevi dengesi malesef bozulmuş durumdadır.

“Dünyevîleşme sendromu” ile fani hayata tapınacak dereceye gelen ”maddiyunluk” hastalığımız, ruh sağlığımızı ciddi olarak bozmaya başlamıştır.

İnsanın maddî ihtiyaçları kadar ruhi, kalbi, akli gereksinimlerini de dikkate alan Yüce dinimiz İslam, kulun devamlı bir surette kerim olan yaratıcısıyla(c.c.) irtibat halinde olmasına büyük önem vermiştir.

Tüm ilahi dinlerin özü İslam, dünya ve ahiret, madde ve mana dengesini te’sis edip onu muhafaza edebilmeyi Müslümanlara en büyük hedef olarak göstermiştir. 

Yollarda güvenli ilerlemeye yardım eden işaret taşları olduğu gibi insanın da hayatında istikametine ve doğru yolda ilerlemesine yol veren mühim işaretler ve ipuçları vardır.

Hayatının her anını mühim bir fırsata çevirmek isteyen mü’minler, özellikle hususi gün ve vakitlerde, manevi feyzinden istifade edebileceği “mübarek gecelerin nurlu kandillerini”, ahirete yapılacak en büyük karlı bir kazanç olarak bilirler.

Kur’an’da “Berae” kökünden kaynağını alan “Berâet” kelimesi, kişinin herhangi bir yükümlülükten azade olup kurtulması veya yükümlülüğün ortadan kalkması manasını taşır.

Şanı Yüce Allah’ın affedip bağışlaması, günah, borç ve cezadan necat bulmak gibi ulvi anlamlar, bu gecenin bağrında taşıdığı değerlerdendir.

Manevi hayatın kanser virüsleri olan günahlardan temizlenme ve Cenab-ı Allah’ın rahmet ve mağfiretine ulaştıran bu mühim fırsatları asla kaçırmamak gerekir.

Kur’an’ın ifadesine göre “kulun işlediği günahı bir yazan ama işlediği iyilikleri on yazan Yüce Rabbimiz”, ibadına(kullarına) ihsan ettiği bu büyük müjdelerden dolayı hicri aylardan Şaban ayının onbeşinci gecesini “Berat Gecesi” ilan etmiştir.

İman, ibadet ve hayatımızın diğer alanları bakımından kendimizi iman ile tecdit edip yenilememiz, mazide yaptıklarımızı muhasebe etmemiz, istikbalimizi Allah’ın rızası dâhilinde planlayarak ve ümitlerimizin yeşermesi için bu gece azim bir fırsattır.

Kur’an’ın ifadesine göre iyilik ve kötülük potansiyeli taşıyan insan, kulun ibadetiyle iftihar eden ilham meleğinin manevi sesine kulak vermeli ve işlediği kötülüklere “Nasuh”(günaha dönüşe izin vermeyen) bir tövbe ile tövbe etmeli, kendisi, tüm Müslümanlar ve insanlığın selameti için Allah’a dua ve niyazda bulunmalıdır.

Günahların “hacaletli”(utanç veren)yüzü ve “sıkletli”(kalbe ve ruha ağır gelen)yükü altında, “yeis”(umutsuzluk)hastalığının manevi hayatı bitiren pençesine yakalanan insanoğluna özellikle Beraet gecesinde Yüce Allah, Kur’an’da kullarının rahmetinden asla ümit kesmemesini ve onları affedeceğini  “Zumer” Suresi’nde şöyle müjdelemiştir:

“De ki, Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 

Bu mübarek, feyizli gece ile ilgili olarak “ibadetin zirve ismi Hz.Muhammed”(s.a.v.)bir hadisinde şöyle buyurmuştur;
“Şaban ayının 15. gecesi olduğunda o geceyi ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece güneşin batışından fecre kadar olan sürede dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve ‘Tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim! Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim! Şifa isteyen yok mu, şifa vereyim! Başka isteği olan yok mu, ona da istediğini vereyim” der.

Başka bir ifadeyle gönüller sultanı Efendimiz(s.a.v.) ise "Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geriye çevrilmez. Bunlar Recebin ilk (cuma) gecesi, Şaban’ın ortasında bulunan gece, Cuma gecesi, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı geceleridir.

Beraat gecesini gaflet uykusuyla heba etmemeliyiz.Mutlaka yatsı namazını camide cemaatle kılmalı,manevi hayatımızı harekete geçirecek vaz-u nasihatlara bu gece iştirak etmeliyiz.Tilavet-i Kur'an,Hatm-i Şeriflerle,Rasulullah sav'in örnekliğindeki zikrullah ile kalbimizi cilalamalıyız.Bu gece kabrin ve kalbin sönmez nuru olan Teheccüd namazını kılmalıyız.Günahlara nasuh tevbe ile format çekip istiğfar ve tevbeye yoğunlaşmalıyız.Sadaka ve infaklarla Berat Kandilinin ateşini gür bir meşaleye çevirmeliyiz.Ardındaki gündüzünü hadisin ifadesiyle oruçla süslemeliyiz.Güç yetirdikçe kaza ve nafile namazlarla bu gecenin ibadet okyanusunda yelkenleri açmalıyız.Kısacası bu geceyi ömür fırsatının son gecesi gibi idrak etmeliyiz.

Ben-i Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları bu gecede bağışlayacağını va’deden “rahmeti azabını aşmış” rabbimizin, iliklerimize kadar bize bağışlanma için umut verdiği bu geceyi hakkıyla değerlendirerek, cehennem azabına karşı inşaallah “beratımıza” vesile olacak “Beraet Gecenizi”i can-u gönülden tebrik eder, sıhhat ve afiyet dilerim.

Bu yazı 18024 defa okunmuştur .

Son Yazılar