BİLLURLAR KIRILMASIN!
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

BİLLURLAR KIRILMASIN!

08 Mart 2014 - 10:10

8 Mart Kadınlar Günü vesilesiyle kadını anma adına ona “özel bir gün” tahsis etmek, kadın haklarının korunması açısından yalnız başına yeterli bir adım değildir. Kadın ve erkeğin hatta bütün insanlığın yegâne savunucusu olan Kur’an, kadına  “cinsiyet”gözüyle değil “insiyet” (insan oluş)nazarıyla bakar.

 

8 Mart 1857de New York’ta meydana gelen bazı olaylar, kadın üzerinden yine kadınların vurulmaya çalışıldığının en açık göstergesidir. Pek çok konuda mağdur olan kadınlara sadece bitimlik bir anma tertip ederek onları sorunlarıyla baş başa bırakmak, sahte bir pırlanta takısıyla kadının gönlünü almağa çalışmak misali gibidir.

 

Kadını alabildiğince önce sömüren sonrada sus payı amacıyla ona verilmeye çalışılan bir rüşvet niteliğindeki sözde modern! tüm yapay yaklaşım ve girişimler inandırıcılıktan yoksundur.

 

Erkekler için kadını “haz nesnesi” haline getiren mantalitenin kadını özgürleştirmek bahanesiyle onu insan türü içinden çekip çıkararak ayrı bir kategoriye koymaya çalışması kadına en büyük haksızlıktır.

 

Kadın ve erkeğin birbirine karşı “kategorik cinsiyet” üstünlüğünü reddeden Kur’an, kadın ve erkeğin  bir araya gelince bir bütün oluşturan eşit iki yarım gibi olduklarını  “Ba’dukum min ba’d(birbirinizdensiniz)” şeklinde dile getirmektedir.

 

“İnsan” kelimesinin üretildiği kök ile kadın anlamına gelen “nisa” kelimesi aynı gözede buluşur.“İnsan türünün temeli” anlamı taşıyan kadının, “erkek mi üstün, kadın mı üstün?” demagojisiyle ontolojik üstünlük iddialarına kurban edilmemesini Kur’an işaret etmektedir.

 

Bakara Suresi;“Erkeğin kadın üzerinde hakları olduğu gibi, kadının da erkek üzerinde benzer hakları vardır” demekle kadın ve erkeğin birbirine devredilemeyecek hukukuna işaret etmektedir. Salih amel sahiplerinin ilahi mükâfatlara nail olacaklarını müjde veren Kur’an; “Kadın olsun erkek olsun, fark etmez” demekle kadın ve erkeğin ortak şeref paydasını göstermektedir.

 

Müslüman kadına “kamusal alan” baskısı yapanlara göz yuman hatta açık ve gizli bu zulmü icra edenlere destek veren sahte kadın hakları savunucularının içinde bulundukları paradoks utanç vericidir.

 

Allah’ın emri olduğu için örtünmüş kadınlara “haddini bildirme” nefreti taşıyanların aslında ilahi otoriteye başkaldırdığını unutmaması gerekir. Kadının başörtüsüne kin kusanların kendilerince izin ve destek aldıkları beşeri bir otoriteleri ve gafil destekçileri olsa bile bu dünyadan ayrılıp gitmeleri, onları kabir sorgusuyla yüzleştirecek ve ilahi hesaptan kurtaramayacaktır.

 

Üzerine kadınların bindiği deve kervanını hızlı hareket ettiren Enceşe’ye yavaş olmasını emrederek kadınların rahatsız edilmemelerini hatırlatan Hz.Muhammed SAV’in söylediği şu manidar söz İslam’ın kadınlara verdiği eşsiz değeri anlatma noktasında yeterli bir gerekçedir:

 

EY ENCEŞE! YAVAŞ OL. BİLLURLAR(kadınlar)KIRILMASIN…

 

Kadınları kırılmaması gereken  “billurlar” olarak tanımlayan Hz. Peygamber SAV’in kadın haklarının gerçek temsilcisi ve savunucusu olan din ve davetinin tüm erkeklere ve tüm kadınlara ulaştırılması dileğiyle Allah’a emanet olun, esen kalın.

 

Kadın hakları  kadını da,erkeği de var eden Yüce Allah'ın gösterdiği yolda ve davada korunabilir.

 

Sadece1 gün değil, kadınlara adanmış dünya ve ahirette mesut bir yaşam dileğiyle bu misyonu taşıyanlara selam olsun...

  

Bu yazı 16086 defa okunmuştur .

Son Yazılar