BİR VE BERABER OLMALIYIZ
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

BİR VE BERABER OLMALIYIZ

12 Ağustos 2013 - 14:55

Dünyanın her bir sesinin her yerden duyulduğu ve her şeyin her yerden görüldüğü  milenyum çağımızda aynı atmosferin altında yaşayan kozmopolit insanları birbirine bağlayan birçok sebep varken ayrılıklara dolayısıyla huzursuzluk ve mutsuzluğa götürecek gereksiz ve önemsiz her unsuru bertaraf etmek zorundayız.

 

Kendi türüyle birlikte yaşamaya muhtaç ve mecbur olan İnsanlar,"hayat imecesi"ne göre birbiriyle teşrik-i mesai (birlikte çalışma) ile maddi ve manevi ihtiyaçlarını ancak bu surette giderebilir. Günümüzün bilimsel araştırmaları, hayvanların bile birlikte yaşamaya muhtaç olduklarını hatta uyum içinde yaşam sürmek için kendi aralarında bir takım kurallara uymak zorunda olduğunu göstermektedir.


Kur'an'ın ezelden gelip ebede namzed ifadesine göre insanın,"Eşref-i mahlûkat" ve "Ahsen-i Takvim" olan en mükemmel bir donanımda yaratılmış olması belli kurallar ve normlar içinde yaşamasını gerekli kılmaktadır. İnsan için gerekli bu kural ve kaidelerin en önemlisi birbirlerine ve çevresine zarar vermeden yaşamasıdır.


İnsanın "saadet-i Dareyn" denilen her iki hayatta başarılı ve mutlu olması, Kur'an'ın ve gönüller sultanı Hz. Peygamberimiz'in(s.a.v.) getirdiği,  din ve davetin ihtiyaç gördüğü "birlik ve beraberlik" içinde dayanışmaya dayalı bir hayatın gerçekleşmesidir.


Bizi birbirimize bağlayacak mühim bağlar içinde evvela din kardeşi, sonra aynı vatanın ve aynı dünyanın vatandaşları olduğumuzu, en nihayet hepimiz ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem'in evlatları olarak hilkat ve yaratılıştan dolayı insanlıkta kardeş olduğumuzu önceleyerek, birlik ve beraberlik içinde yaşamanın hazzını tatmalıyız.


Nebiler sultanının emrettiği ve tavsiye ettiği şekilde kendimiz için istediğimizi başkaları için de istediğimiz, kendimiz için istemediğimiz şeyleri başkaları için de istemediğimiz zaman, genel ve geçerli mutlu bir hayatın hepimiz için var olacağını asla unutmamalıyız. "Maddiyunluk" tabir edilen menfaat üzerine kurulu bir hayatın mahkûm ettiği insanlar, maddi çıkarlar için, birbirlerine her türlü zulmü reva görerek birbirlerinin evlerini, sahip olduklarını yağmalamaktan bile geri kalmamaktadırlar.


Tüm insanlığa Beşir ve Nezir(müjdeleyici ve uyarıcı)olarak âlemlere rahmet kanadı şeklinde gönderilen sevgili Peygamberimiz,  aynı inançtaki insanları kardeş yaparak, farklı inanç sahiplerini ise vatandaşlık ve dostluk anlaşmaları ile birbirlerine yakınlaştırarak, yaşanabilir ve mutlu bir toplum ortaya çıkarmış, tarihin bir daha emsaline ulaşamayacağı Asr-ı Saadet'i(saadet asrını) beşeriyete takdim etmiştir. 


Al-i İmran Suresi 103.Ayetin ifade ettiği şu hakikat anlatmak istediğimize en açık bir delil ve en muazzam rahmani bir beyandır. 
Kur'an'ın dile getirdiği ilahi gerçek ise şöyledir;"Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o, kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz."


Yazımızı az sözle çok şey anlatan  "cevamiul kelim"sahibi Hz.Peygamber Aleyhisselam'ın şu hadis-i şerifi ile bitiriyoruz;  
"Müslüman, müslümanın kardeşidir. 
Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. 
Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. 
Kim bir müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter. "

Bu yazı 35234 defa okunmuştur .

Son Yazılar