BU GİDİŞAT NEREYE?
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

BU GİDİŞAT NEREYE?

29 Nisan 2015 - 10:58

Sevinciyle, hüznüyle, derdiyle, dermanıyla, ihtiraslarıyla, bitmek bilmeyen tutkular içinde bocalayan insan, büyük gelgitler yaşamakta, çetin imtihanlara maruz kalmaktadır.

Değişen sadece dünyanın şekli mi, yoksa insanlar mı?

Değişen sadece asır mı? 

Değişen ne o zaman?

Kur’an’ın Tekvir Suresi 56.Ayeti “Fe eyne tezhebun“ der.

Allah’ın buyurduğu gibi bu gidişat nereye?

Asr Suresi kendine gelme adına zirvelerde bir düşünce ufku açarak insana şöyle der:

“Ve'l asr! İnnel-insane lefî husr…”

Yani "Asr'a yemin olsun ki, insan muhakkak büyük bir hüsrân içindedir."

 Aslında insan büyük bir şey aramaktadır.

Kaybettiği yitik malını, hikmeti aramaktadır.

Kaybettiği yitik sevdasını bulmağa en layık bir Misafir-i Rahman’dır insan.

Peki, insan bu arayışın neresinde?

İnsan zamanın neresinden tuttuğuna, altın fırsatları yakalayabildiğine ve Allah’a layık-ı vechi ile bir kul olup olmadığına kilitlenmesi gerekirken nedir onu hüsrana uğratan?

Kırılacak cam parçalarını pırlantalara tercih ettiren zahirperestliğinin elinden ne zaman kurtulacak?

Aynayı cam parçası olduğu için değil aynada tezahür eden güzellikler hesabına sevmesini bilmiş Hak Aşığı Üveys el-Karânî'ye sormuşlar;

"Seni sabaha kadar uykusuz sabrettiren Nedir?" 
Zamanı aşan, mekâna taşan Üveysi bir cevap geliyor, 
"Daha Rahmân'ı(Allah’ı) zikredemeden secdemde gece tükeniyor!" 

Kifayet etmeyen, tükenen zaman değildir aslında.

Yüreğimiz tükeniyor, benliğimiz,özümüz eriyor hakikat-i halde.

Bütün letafetiyle, cazibesiyle, güzellik ve ihtişamıyla kendisine yaklaşan dünyaya

İLEYKİ ANNİ”diyebilmek…

Yani Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın dünyayı elinin tersiyle iten “İleyki anni” ruhuyla faniyata,levsiyata,zailata,ğayrullaha yani Allah’tan başka her şeye hayır diyebilmek…

Altmış üç yıla yüz yirmi dört bin peygamberin bereketini sığdıran Hz.Muhammed Aleyhisselam’ın ahlakına, hayatına kısacası sünnetine ulaşmayı hedef edinmeyenler ve bu ulvi hedefe kitlenmeyenlere ilahi bir uyarı Tekvir Suresi’nin dilinden geliyor;

Fe eyne tezhebun(bu gidişat nereye?)

Ticareti, eğitimi, trafiği, sosyal ilişkileri, aile huzuru kısacası hayatının tüm kareleri manevi depremler yaşayan insanın çıkışına imdat olacak Kur’an Vahyinin asırlara meydan okuyan ilahi reçetesinden başka bir yol yoktur.

İbadetin iliği, özü olan dua ile manevi huzura gelin kanat açalım;

Ey Cemil-i Mutlak olan en güzel Allâh'ım!
Şu dünya imtihanını başarıyla aşıp Zât'ına varabilmeyi, 
Huzuruna Hz. İbrahim gibi “munib, selim ve mutmain bir kalp ile” ulaşabilmeyi nasip et! 
Senin için yaşayıp sevgine ve sana ulaştıracakların sevgisine ulaşanlardan olmayı ihsân et! 
Şüphesiz Sen ihsanı, ikramı ve lütfü bol olan, Sana yöneleni ve sana sığınanı Sensiz bırakmayansın…

Bu yazı 18287 defa okunmuştur .

Son Yazılar