ÇOKLUK DEĞİL KALİTE ÖNEMLİ
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

ÇOKLUK DEĞİL KALİTE ÖNEMLİ

17 Şubat 2014 - 09:30

Kemiyet, sayıcı çokluğu ifade eder. Keyfiyet ise kalite anlamına gelir. Örneğin, binlerce ton kömür sayıca çok olmasına rağmen bu çokluk kendisinden çok daha az bir altına denk gelemiyor. Dine hizmet maksadını taşıyan manevi bir oluşuma iftiharla müntesip olduğunu beyan etmekten çekinmeyen Nur müellifi Bediüzzaman Hazretleri On İkinci Mektupta bu mevzu ile alakalı şöyle demiştir;


"Kemiyetin keyfiyete nisbeten ehemmiyeti yok. Asıl ekseriyet, keyfiyete bakar. Meselâ, yüz hurma çekirdeği bulunsa, toprak altına konup su verilmezse ve muamele-i kimyeviye görmezse ve bir mücahede-i hayatiyeye mazhar olmazsa, yüz para kıymetinde yüz çekirdek olur. Fakat su verildiği ve mücahede-i hayatiyeye maruz kaldığı vakit, sû-i mizacından sekseni bozulsa, yirmisi meyvedar yirmi hurma ağacı olsa, diyebilir misin ki, "Suyu vermek şer oldu, ekserisini bozdu"? Elbette diyemezsin. Çünkü o yirmi, yirmi bin hükmüne geçti. Sekseni kaybeden, yirmi bini kazanan zarar etmez, şer olmaz…” 

Ankebut Suresi’ne göre kavmini gece ve gündüz, açık ve gizli bir şekilde 950 yıl Hakk’a davet eden Hz.Nuh’a yaklaşık 80 kişinin iman ettiği rivayetine rastlamak mümkün iken Kur’an’ın ifadesine göre Allah’ın izniyle ölüleri bile dirilten Hz.İsa’ya sadık Havarilerinin iman ettiğini kitabi kaynaklardan anlamaktayız.Bir tek ümmeti olan yahut hiç ümmeti olmayan peygamberlerin var olduğunu Allah Rasulu SAV, Miraç müşahedelerinden bize anlatmaktadır. 


Calut’la mücadele savaşarak Ürdün Nehrini 313 askeriyle aşan imanlı Hz.Talut’un sayıca azlığına rağmen keyfiyet başarısını Yüce Allah Bakara Süresi’inde şöyle dile getirmektedir;”Nice azları varki çoklarına Allah’ın izniyle galip(üstün)gelmişlerdir.”

 
Tebliğ ve irşad,iman ve Kur’an  hizmetinde bulunanların  kemiyetten(sayısal çokluktan) ziyade keyfiyeti(kaliteyi)esas almaları gerekmektedir. Sayısal çokluğa ve parasal güce aldanarak“Tekasür Sendromuyla”malul olanlara Abese Suresi ilahi tehdit ve te’dip(edeplendirme) tokadı olarak inebilir.


Şeytanın şerrinden Allah’a sığındığı gibi beşeri bulaşık siyasetin şerrinden de Allah’a sığınan ve sığınılması gerektiğini ısrarla söyleyen Bediüzzaman Hazretleri yegâne davasının iman kurtarmak davası olduğunu söylemiştir. Efendimizin(SAV)"Taif merhametinden"hisse alarak karşısındaki müthiş yangında tutuşan imanların kurtulmasını ise en büyük gaye olması gerektiğini Bediüzzaman Hazretleri nurlu temel eserlerinde belirtmiştir.

 

Yazımızı kelamların en üstünü ve güzeli olan Kuran’ın En’am Suresi 116.Ayetiyle bitiriyoruz;  “Yeryüzündekilerin çoğuna uysan, seni Allah yolundan saptırırlar”

Bu yazı 15488 defa okunmuştur .

Son Yazılar