Direnen Emekçinin Zaferi!
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

Direnen Emekçinin Zaferi!

30 Nisan 2014 - 10:17

Zariyat Suresi 56.Ayet, cin ve insanların yaratılış gayelerini Yüce Yaratıcı’ya karşı İbadet etmek olarak belirtmektedir. İslam dinine göre ibadet vazifesini yerine getiren bir insanın çalışması da ibadet olarak kabul edilmiştir. Bu yüzden çalışan kişinin emeği kutsal kabul edilmiştir.

 

Gönüller Sultanı Peygamber Efendimiz SAV “Hiç kimse kendi elinin emeğinden daha temiz bir kazanç elde edemez” buyurmuştur. Allah’ın peygamberi olmasına rağmen kendi alın teriyle geçimini temin eden Hazreti Davud’u Hüsn-ü Misal(Güzel bir örnek)olarak gösteren Rasûl-ü Ekrem Efendimiz, bu konuda zirve bir adresi işaret etmiştir.

 

Ekmeğini kazanmak için evinden çıkan bir insanın evine varıncaya kadar Allah yolunda cihadta olduğunu söyleyen Hz. Muhammed SAV, kimseye muhtaç olmamak ve çoluk-çocuğunu da başkalarına el açacak duruma düşürmemek için çalışan birinin her adımında ibadet sevabı alacağını müjde vermiştir.

 

Hazreti Muaz ile musafaha eden Hz.Peygamber SAV Muaz’a: “ellerin nasırlaşmış!” deyince cevaben Muaz: “Evet, ya Rasûlallah, kazma elimde toprakla uğraşıyor ve bu şekilde çoluk çocuğumun nafakasını kazanıyorum” dedi. Bunun üzerine Hz. Muhammed SAV efendimiz, edebiyle ve haysiyetiyle çalışan bütün işçilerin alnını öpercesine Hazreti Muaz’ı öpüp şöyle buyurdu: “Bu eli Cehennem yakmaz.”

 

Kendisi ve âilesinin aç olduğu söyleyerek Allah Rasûlü SAV’den dilenerek yardım isteyen genç bir fakirin durumunu öğrenmek için Allah Rasûlü SAV, bu adamın evine Hazreti Ali’yi gönderir. Adamın evinde çocuklar üzerine örtülmüş yırtık bir kilim ve bir tencereden başka bir şey olmadığını gören Hz. Ali, durumu Efendimiz SAV’e bildirir. Bunun üzerine, Rasûlullah SAV, Hazreti Ali’ye o kilim ve tencereyi pazarda satmasını ve onun parasıyla da ip almasını söyler.

Hazreti Ali söyleneni yaptıktan sonra parayı Peygamber Efendimiz SAV’e getirir. Peygamber Efendimiz SAV ise ipi fakir adama doğru uzatarak, “Bunu tut, dağlara git, odun toplayıp satarak para kazan. Kırk gün evine hiç gelme. Bu süre zarfında evin bütün ihtiyaçlarını biz karşılayacağız” buyurmuştur. Kırk gün geçtikten sonra kazancıyla Rasûlullah SAV’in huzuruna fakir adam gelir. Hz. Peygamber SAV, ona bir ticâret yeri açtırır ve adam bu şekilde geçimini sağlamaya devam eder. Bu olaya binaen Peygamber Efendimiz SAV şöyle buyurmuştur: “Sizden birinizin urganını omuzuna alarak dağdan odun toplaması, sonra da onu sırtına alarak pazara götürüp satarak geçinmesi, herhangi bir kimseye gidip ondan bir şey istemesinden daha hayırlıdır.”

 

İşçilerin haklarının korunması, ücretlerinin eksiksiz olarak zamanında verilmesi ve onlara güzel davranılması hususunda pek çok tavsiyede bulunan Hz. Muhammed SAV, işçi haklarını savunarak onların gerçek bir avukatı olarak Hayat-ı Seniyeleri’nde örnek bir duruş sergilemiştir.

 

İşçi haklarını ihlal edenleri ciddi olarak uyaran Hz. Peygamber SAV’in şu hadisleri, bugün işçi hakları savunucularından daha ileri bir noktada atılan adımların ayak seslerine işarettir.

 

Rasûl-ü Ekrem Efendimiz SAV konu ile ilgili şöyle buyurmuştur:

“Çalıştırdığı işçiden verim aldığı halde, onun ücretini tam ödemeyenin öteki hayatta düşmanı Allah olacaktır!”

“Üç kimse, kıyamet gününde Beni karşısında bulacaktır: Benim adımı kullanarak haksızlık eden; hür bir insanı satıp parasını yiyen; bir işçiyi çalıştırıp da ona ücretini vermeyen!”

 

Çalışanlar, namaz ve oruç gibi farz ibadetlerini, mensup olduğu dinin vecibelerini yerine getirme hakkına sahiptirler. İşçi de bu hakkı istismar etmeden hem kulluğunun hem de işçiliğinin hakkını yerine getirmek zorundadır.

 

Allah’ın istediği tarzda bir sosyal adalet sistemi meydana getiren İslam dini, zenginliği de, fakirliği de bir imtihan vesilesi olarak kabul etmiş, işçilerin sömürülmesini asla kabul etmemiş ve hukuki anlamda sınıfsız-imtiyazsız bir toplum anlayışı geliştirmiştir.

 

Kur’an’da üstünlük takvâ iledir. İlim ve amel bakımından ileride olan Allah indinde üstündür.

 

Sorumluluk makamında bulunanlar, halkın geçimlerini sağlayabilecekleri “iş imkânlarını temin etme yükümlülüğünü” aksatmadan, adilane bir şekilde yerine getirmeleri gerekmektedir. Rüşvet, fâiz ve kumarı kapsama alanının dışına çıkaramayan yönetim mekanizması, halkına müreffeh bir hayat sunma imkânını kaybeder.

 

İşçinin alın terinden ultra-deluxe hayat sürenler işçilerin gerçek temsilcisi olamaz. İşçileri çatışmanın, kavganın, kaosun, istikrarsızlığın malzemesi olarak gören yaklaşımlar işçilere imdat simidi olamaz.

 

 

İşçinin emeğinin, maneviyatının, dünyasının ve ahiretinin korunması ve zarar görmemesi noktasında işçi haklarını savunan ve temsil eden küresel ve ulusal organizasyonların Kur’an ve Hadis referanslarıyla hareket etmesini istiyor bu bilince hizmet eden tüm gayretleri yürekten kutluyoruz.

 

 

Bu yazı 16071 defa okunmuştur .

Son Yazılar