DÜNYA BARIŞI İÇİN TAHAMMÜL VE SAYGI
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

DÜNYA BARIŞI İÇİN TAHAMMÜL VE SAYGI

10 Ocak 2015 - 21:49 - Güncelleme: 20 Ocak 2015 - 08:46

Aynı atmosferin altında yeryüzünde birlikte yaşamaya mecbur olan toprak mayalı Hz.Adem’in çocukları olarak birbirimizin farklılıklarına tahammül ve saygı göstermek zorundayız.

Adaleti, özgürlüğü ve insan haklarını sadece kendileri için düşünen ve kendi inançlarından başkasına hayat hakkı tanımayan bencil anlayışların, savunuculuğunu üstlendiği evrensel değerleri gereğince temsil etmesi mümkün değildir.

Alanı 510 milyon kilometrekare olan yeryüzünün neredeyse tamamına yakını sosyal, ekonomik, kültürel ve dini ayrışmaların ve anlaşmazlıkların neden olduğu küresel bir kaos yaşamaktadır.

Dünyanın başka bir yerinde binlerce, milyonlarca insanın katledildiği ve mağdur edildiği pek çok olaya seyirci ve sessiz kalanların kendilerinden birileri aynı duruma düştüğünde dünyayı ayağa kaldırmaları gösteriyor ki insan haklarının küresel ölçekte bir standardı teorik olarak varsa da pratik değeri bulunmamaktadır.

Adını “Selm” yani barıştan alan Yüce İslam Dininin Kur’an kitabında yer alan Maide Suresinin ifadesine göre “bir tek insanı bile haksız yere öldürmenin tüm insanlığı öldürmekle eşdeğer olduğu” göz önüne alındığında insanın hayat hakkının ve şerefinin mutlaka korunması önemle anlaşılmaktadır.

Kâinatın incisi ve gül goncası olmakla birlikte aynı zamanda insanlığın iftihar tablosu olan Hz. Muhammed Aleyhisselam’a hiçbir şahsın, anlayışın, teşekkülün, kurumun hakaret etmeye ve onu küçük düşürmeye asla hakkı yoktur. Bu amaçla yapılan tüm girişimleri bir insan ve Müslüman olarak kabul etmemekte ve gür bir sesle kınamaktayız.

Hz.İsa’ya,Hz.Musa’ya,Hz.Davud’a ve diğer tüm peygamberlere yapılan tüm hakaret ve saygızılıkları da aynı hassasiyetle kabul etmiyor ve şiddetle red ediyoruz.

Kur’an’ın Saf Suresinde Hz.İsa’nın diliyle adı “Ahmed” olarak müjdesi verilen Hz.Muhammed Aleyhisselam’a hiç kimsenin hakaret etme hakkı kesinlikle olamaz. Böyle bir girişim Hz.İsa’ya ve Hz.Musa’ya yapılmış olan aynı densizliğin ve haddini aşmanın kesiştiği karanlık çizgilerdir.

Hz.Muhammed Aleyhisseelam’ın ahlakını ve insanlığa sunduğu evrensel barışı 1400 yılı aşkın bir süredir hakkıyla temsil edenler olduğu gibi onun doğru İslamiyetini ve İslamiyete layık doğruluğu hakkıyla temsil edemeyenler de maalesef mevcut olmuştur.Bu imtihan dengesi belki de kiyamete kadar devam edecektir.

Her din ve anlayış için geçerli olduğu gibi İslam’ı hakkıyla temsil edemeyenlerin bıraktıkları yanlış imaj İslam’a yani işin kaynağına mal edilemez.

Kuantum fiziğinin “etki-tepki” kuralı sosyal hayata uyarlandığında istenmeyen ve beklenilmeyen tepkilerin açığa çıkmaması için gereksiz ve anlamsız etkilerin, tahriklerin olmaması gerekmektedir.

Trafik kazalarına karışan araçlar için düzenlenen bilirkişi tutanaklarından anlaşılacağı üzere asli kusurlu ile beraber kazada yer alan tali kusurlular da vardır.

İnsan olmamızdan dolayı “asgari müştereklerimiz”in yanında “a’zami birlik bağlarımız”ın olduğu da unutulmamalıdır.İnsan hakları ve inançlara saygı konusunda uygulanan çifte standart uygulamaların meydana getirdiği ağır faturaları insanlığa yüklemeye kimsenin hakkı yoktur.

Hayatın içinde birbirini imhaya çalışan birer rakip değil, birbirini anlayarak yardıma koşan birer ekip olabilmek ve hayattan ders alabilmek dileğiyle barış içinde huzurla esen kalın.

Bu yazı 19959 defa okunmuştur .

Son Yazılar