FAKİR İLE ZENGİNİ BULUŞTURAN ZEKÂT KÖPRÜSÜ
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

FAKİR İLE ZENGİNİ BULUŞTURAN ZEKÂT KÖPRÜSÜ

29 Temmuz 2013 - 16:17

İnsanlığın dünya ve ahiret saadetini hedef edinerek getirdiği esaslarla mutlak faydalar sağlayan İslam’ın 5 temel unsurundan birisi de zekât müessesesidir. İnsanlar arasında yardımlaşma ve dayanışma ile kardeşlik duygularının kökleşmesini kullarından isteyen Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “İyilik ve takvada yardımlaşınız. Günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayınız.”

 

Kur’an’ın canlı şahidi ve tercümanı olan sevgili peygamberimiz(s.a.v.) : “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.”buyurarak mü’minlerin yardımlaşmaya, maddi ve manevi dayanışmaya vermesi gereken ehemmiyeti dile getirmiştir.

Toplumsal bir yardımlaşma ve dayanışma sistemi olan “zekât” sayesinde bir malın belirli bir kısmını belirli bir zaman sonra, zekât almaya müstahak Müslümanlara Allah rızasını gözeterek verme imkânı ortaya çıkar. Mülk Suresi’ne göre ”mülkün elinde olduğu Allah”, inananlara zekâtı farz kılmış ve mali bir ibadet olan zekât ile mali varlığımızın, bize verilen maddi nimetlerin şükrünü edaya bizi bu cihetle muvaffak kılmıştır.

Günümüz insanı evini, işyerini, arabasını ve diğer şeylerini sigortalayarak koruma altına almaya çalışmaktadır. Zekât ise malın muhafazasını, koruma altına alınmasını, sağlayan “manevi bir sigorta”nın ta kendisidir. Zengin ile fakirin buluşma ve kaynaşma merkezi olan Hz. Peygamber(s.a.v.),zekâtın manevi bir sigorta olduğunu şöyle dile getirmektedir: “Mallarınızı zekâtla muhafaza altına alınız. Hastalıklarınızı sadaka ile tedavi ediniz. Bela dalgalarını dua ve tazarru ile karşılayınız.”

 

Hz. Muhammed(s.a.v.) bizzat yemin içerek zekât vermekle malın eksilmediğine bilakis ilahi bir koruma ile malın bereketlenerek artığına işaret etmiştir. Tüm zamanların vahiy zirvesi Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah bu gerçeği şöyle dile getirmektedir. “Kim bir hayır ve hasenat işlerse, Allah ona on katını ihsan eder.”

 

Sadece Allah rızası gözetilerek fakirlere verilen zekât mukabilinde on katıyla mükâfata nail olunacağı müjdesini veren Allah Resulü(s.a.v.),Bakara Suresindeki infak ile ilgili ayete dikkat çekerek zekât ve sadakanın “yedi yüz misliyle” katlanarak geri döneceğini müjdelemiştir.

 

Zekâtın hakkıyla verildiği bir toplumda, hırsızlık, dolandırıcılık, yağmacılık gibi olumsuz sosyal hadiseler vuku bulmaz, zengin ile fakir arasındaki düşmanlık yerini muhabbet ve şefkate bırakır, zenginin malında fakirin “hased gözü” olmaz. Zenginle fakir arasındaki pek büyük olan uçurum, zekât ile doldurulmağa çalışılır. 

Haşir suresine göre nefsini “şuhh”olan cimrilikten kurtaranlar “muflihun”(kurtulmuş)olanlardır. Cimriliğe karşı açılan bir jammer(sinyal kesici)olan cömertlik duyguları ile dindeki ihlâs ve samimiyet  “hakikat aynası” olarak tezahür etmektedir.

Nurlu temel eserlerin ifadesine göre bu dünya imtihan yeridir, lezzet, ücret ve mükâfat yurdu değildir. Kur’an vahyinin ifadesine göre ise bir oyuncak ve oyalanmaktan ibarettir.

Zekât vermeğe muktedir olduğu halde zekâtını Allahın verin dediği yerlere vermesi gerektiği kadar vermeyenleri Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de uyararak şöyle buyurmaktadır ; “Onlar ki altın ve gümüşü (her çeşit malı) yığıp biriktirirler de onları Allah yolunda harcamazlar. (Zekât vermezler, hayır ve hasenata koşmazlar.) İşte bunlara acıklı bir azabı haber ver.

 

Mal-ı emlakimizin, mülk-ü servetimizin herhangi bir felakete, musibete duçar olmasını istemiyorsak zekâtlarımızı hakkıyla verelim. Sadakalarımızı asla ihmal etmeyelim. Amellerin mizana konulacağı ahirette kesbedip kazandıklarımızdan “nereden kazandın, nereye harcadın?” dendiğinde verebileceğimiz hesabımızın olması için dünyada hayat fırsatını çok iyi değerlendirelim.


Allah aşkıyla sermest olan âşık Yunus’un bu konudaki manidar ve ibretli sözlerine kulak verelim.

Mal sahibi-mülk sahibi 
Hani bunun ilk sahibi 
Mal da yalan, mülk de yalan 
Var biraz da sen oyalan.

 

Kabir durağında bize refakat edecek ve uhrevi âlemde, cennette bizlere yar olacak, yoldaş olacak yanımızda götürebileceğimiz “refik ve salih ameller” işleyerek cimrilikten uzak, zekâtımızı vererek cömert ve hayırhah olmayı Allah cümlemize nasip etsin. 

Bu yazı 45567 defa okunmuştur .

Son Yazılar