GENÇLİĞE ARMAĞAN EDİLECEK GERÇEK BİR BAYRAM
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

GENÇLİĞE ARMAĞAN EDİLECEK GERÇEK BİR BAYRAM

20 Mayıs 2013 - 10:36

 

Evrenin en seçkin ve şerefli varlığı ve diğer canlılardan üstün olarak yaratılan insanın en verimli olduğu dönem gençlik çağıdır. Gençlik nimeti ise çok iyi ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi gerekli olan nimetlerin başında yer almaktadır.

Konuyla ilgili olarak Peygamber Efendimiz(s.a.v.), kişinin gençliğini nerede ve nasıl geçirdiğimeselesinin kıyamet gününde insanın sorguya çekileceği beş şeyden biri olduğunu önemle dile getirmiştir. Kıyamet gününde arşın gölgesi altında gölgelenecek yedi sınıf insandan birinin de “gönlü Allah’a bağlı ve Allah’a ibadet ederek yetişen gençler” olduğunu Efendimiz’in vahiyden ilham alan beyanlarında görmek mümkündür.

Gençlik, Allah’a ibadet etme, rızık kazanma, evlenip aile kurma, topluma faydalı olma gibi hususlar açısından yaşamın en verimli dönemidir. Eşsiz bir nimet olan gençlik, dünya ve ahiret hayatının huzura ve kurtuluşa kavuşması için en bereketli dönemdir.

Bedenen ve ruhen çok zinde ve aktif olan gençliğin bu yönünün olumlu ve doğru yönde kullanılması gerekir. Gençliğin eğitimi ve istikbalinin temin edilmesi konusunda başta aileler olmak üzere, eğitimcilere, dini otoritelere, medya organlarına, sivil toplum kuruluşlarına büyük sorumluluklar düşmektedir.
Gençlerin “Hararet-i Gariziye” denilen çok aktif vucüt enerjilerini olumlu yönde kullanmadıkları taktirde uğrayacakları akibetleri, ya kabristanda azap çekmek ya da hapishanelerde mahpus olmak ya da hastanelerde çeşitli hastalıkların elemiyle baş başa kalmak olduğunu gönül dünyasının mimarları nurlu eserlerinde anlatmaktadırlar. Manevi hayatı kemiren zararlı alışkanlıklar ve birçok olumsuz tutum vedavranışlar, gençler arasında maalesef manevi bir kansere dönüşerek sıradan eylemler haline dönüşmüş durumdadır.

Maddi ve manevi hayatlarının temin edilmesi için gençlerimizin, İslamî, ahlakî ve evrensel değerlerle yetiştirilmesi gerekmektedir. Hayatın her alanında olduğu gibi özellikle gençlik döneminde İslam Dini’nin, aort(şahdamar)hayati bir rolü vardır. Gençlerimizin dünya menfaatleri ve hazları karşısında sağlam bir karaktere ve manevi bir kişiliğe ve “hulukin azim”den(peygamberimizin ahlakından) ilham alan güzel ahlaka sahip olması için yakın takip ve rehberliği esas alan “Kur’an’i hizmetler”in çok önemli bir rolü vardır.

Toplumları ayakta tutan önemli bir unsurun, sağlam karakterli ve kişilikli, güzel ahlaklı gençler olduğu sosyal bilimciler tarafından da kabul edilen bir gerçektir. Son zamanlarda cinnet ve cinayetleri netice veren kaos ve huzursuzlukların temelinde de manevi terbiye kazandırılmamış ve “zamanın sillesiyle edeplenmeğe mecbur kalan gençliğin”olduğu unutulmamalıdır. İstikbalimizi ve ikbalimizi emanet edeceğimiz gençlerimizi İslamî, insanî, ahlakî ve evrensel değerlerle beslersek geleceğimizden de –biiznillah- o kadar ümitvar olabiliriz. Gençlerimizi içki, kumar, uyuşturucu, fuhuş, sigara gibi zararlı alışkanlıklardan, her türlü haramlardan ve günahlardan korumak insanlık damarı taşıyan her kesin asli görevi olmalıdır.
Kur’an’ın Ahzab Suresi’ne göre her konuda ve her bir adapta rehberimiz olan “örnek insan” Hz.Peygamber Efendimiz (s.a.v.de mübarek hayat-ı seniyeleri boyunca gençliğe her konuda gereken ihtimam ve önemi vermiş ve İslam’ı bir anlamda , “gençlik hareketi” olarak aleme ilan etmiştir. İlk Müslümanlardan birkaçı elli yaş civarında, birkaç kişi otuz beş yaşın üzerinde, geri kalan çoğunluk ise otuz yaşın altında olan gençlerden müteşekkil idi. Genç yaşta İslam’ı kabul edenlerden Hz. Ali, Zeyd b. Hârise, Abdullah b. Mes’ud ve Zübeyr b. Avvam, Talha b. Ubeydullah, Abdurrahman b. Avf, Erkam b. Ebi’l-Erkam ve Sa’d b. Ebî Vakkas, Mus’ab b. Umeyr hayatının en kiymetli yıllarını, “Nam-ı Celil-i Muhammediye” ve “İ’lay-ı Kelimetullah”ın güneşin üzerine doğup battığı her yerde Şehbal açıp dalgalanması ve hayata hakim olması için canla, başla mücadele etmişler, gerektiğinde ”şehadet” şerbetini tatmayi bile ulaşılabilecek en aziz bir şeref bilmişlerdir.

Gençler adına tertip edilen tüm bayram ve etkinliklerin sembolik, yüzeysel ve şekilden ibaret boyutu kalıcı izler taşımaktan yoksun olmaktadır. Ebedi şebabete(gençliğe) namzed kılan, dinine, vatanına, toplumuna, insanlığa faydalı olacak ve Allah’tan korkacak ümit neslinin yetişmesine ortam hazırlayan “nurlu Kur’an hizmetleri”nin gölgesinde ve himayesinde altın nesillerin yetişmesini istememek mümkün mü? Bu temennilerle genç kardeşlerimizin gençlik bayramlarını kutlar, kabirde hesabı verilemeyecek gençliğin şerrinden Allah’a sığınırız. Rabbim gençlerimizin yar ve yardımcısı olsun inşallah.  

 

Bu yazı 25532 defa okunmuştur .

Son Yazılar