HAKLIYSANIZ GÜÇLÜSÜNÜZ!
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

HAKLIYSANIZ GÜÇLÜSÜNÜZ!

15 Aralık 2014 - 09:00 - Güncelleme: 11 Ocak 2015 - 12:00

Kâinatın sahibi Allah’tan ve insanlığın değişmez değerlerinin adı olan İslam’dan kuvvet alarak değişmesi gereken her şeyi aslıyla buluşturarak pozitif değişimi hedef edinen 1. Halife Hz. Ebubekir seçildiği gün yaptığı tarihi konuşmasıyla insanlığa şu mesajları vermiştir;

 

"Sizin en hayırlınız olmadığım halde başınıza yönetici olarak seçildim. Eğer iyi şeyler, hayırlı icraatlar yaparsam siz de bana destek verin. Eğer istikameti kaybedersem sizin içinizdeki zayıf biri hakkını benden alıncaya kadar benim yanımda güçlü birisidir. Size göre güçlü sayılan biri, gücünü kullanarak gasbettiği bir hak kendisinden alınıncaya kadar benim gözümde zayıf birisidir."

 

Dudaktan tekrarlanan bir nakarat değil asil bir yürekten çıkan Hz.Ebubekir’e ait bu sözler "güçlüyseniz haklısınız" mantığını imha edip "haklıysanız güçlüsünüz" mantığını tesis etmektedir.

 

Halife Hz. Ebubekir’i dinleyenlerden biri korkusuz tavrıyla "eğer sen yanlış yaparsan seni kılıçlarımızla düzeltiriz" mukabelesinde bulunmasına rağmen bu tavır hakperset bir yönetici olan Hz.Ebubekir tarafından ödül ile karşılık bulmuştur.

 

Adil Halife Hz. Ebubekir’in temsil ettiği bu ruh sayesinde Kur’an’ın söz sahibi olduğu toprakların büyüklüğü Batı Avrupa'ya kadar ilerlemiştir.Dünyevi makamları "ihsan-ı şâhâne" olarak telakki edip menfaat kapısına çevirmek yerine bir ehliyet ve liyakat makamı olarak görenler Hz. Ebubekir gibi sorumluluk bilinciyle Hakk’a ve Halka hizmet etmeye kendilerini mecbur bilirler.

 

Aklını ve şahsiyetini Kur’an Vahyi ile bütünleştirenler, dünya görüşünü Hz. Peygamber Aleyhisselam’ın sünneti ile aydınlatanlar Hz. Ebubekir'in baktığı gibi bakarlar ve halkına öyle muamele ederler.

 

Tasavvurunu Kur’an vahyi ile inşa etmeyenler “tevhidi dikey duruşu” ve Rabbe karşı esas duruş bilincini kaybetmenin yanında Bid’aların(günahların)  kasırgaları karşısında "rüzgârgülü" durumuna düşeceklerdir.

 

Fırtınalı kışların cennet-asa baharlara yerini terkettiği "soluklanma atmosferi"nin şahsi beklenti ve adavetler yüzünden tekrar şubat soğuklarının zemherir fırtınalarına dönüşmemesi için akl-i selim ile harekete mecburuz.Denge ve istikamet insanı olmanın gereği "müsbet hareket " ederek her türlü "öfke ve akıl tutulmalarına " fırsat vermemeliyiz.

 

Tarihçe-i hayatıyla zalime hasım(düşman),mazluma hısım(akraba)olduğunu ispat eden Merhum Mehmet Akif Ersoy’un zülme karşı direnişini gösteren şu ifadeleriyle yazımızı noktalıyoruz:

“Zülmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem

Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam

Hele bak namına haksızlığa ölsem tapamam

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim

Onu dindirmek için kamçı yerim çifte yerim

….

Bu yazı 19024 defa okunmuştur .

Son Yazılar