HAYIR İÇİN EVET
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

HAYIR İÇİN EVET

27 Mart 2014 - 08:07

İnsan şu gök kubbede boş bir sada değil hoş bir sada bırakmakla ölümsüzleşir, iyilik ve hayır yaparak geçici ömrünü daimi bir yaşama çevirebilir. Yaşamı boyunca iyilik ve "hayır yapmağa evet" diyen bir insan, kalplerde yaşayarak kıyamete kadar amel defterine aktif kesintisiz sevapların yazılmasını sağlayabilir.

 

İnsanlığın hizmetine bırakılan güzel eserler ile Hz. İbrahim gibi “yâd-ı cemil” duasına mazhar olup geride kalanlar arasında hayırla ve rahmetle anılmak isteyenler eliyle ve diliyle hiç kimseyi incitmemelidir.

 

Dağlar büyüklüğünde olan bir kar yığınını yağmur nasıl eritip yok ediyorsa, dağlar azametinde işlenen günahlar bile iyilik ve hayırla telafi edilebilme imkânına kavuşur.

 

Kur’an’ın Tövbe Suresi’ne göre “Rauf ve Rahim” olan Hz. Muhammed SAV; Komşusu aç iken kendisi tok olarak geceleyen bizden değildir” demekle komşu, hısım ve akrabaların korunup kollanmasını bizden istemektedir.

 

Hakiki aşkın zirve isimlerinden biri olan Yunus Emre, fani dünyaya aldanılmaması ile ilgili olarak şöyle demiştir; ''Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi. Mal da yalan mülkte yalan, var biraz da sen oyalan.''

 

Örnek insan, Yaratandan dolayı yaratılanı seven kişi olmalıdır. Muhtaçlara yardım ederek sıkıntılarını gideren, hataları Allah için affeden, öfkesini yutkunan, iyilik ve hayır yapmada öncü olan kimselerin kılavuzluğuna tüm insanlığın acil ihtiyacı vardır.

 

Güneş gibi kalplere sevinç kaynağı olan insanlar, kendilerine yapılan kötülükleri ve kendilerinin başkalarına yaptıkları iyilikleri unuturlar. Başkalarının kusurlarını görmektense kendi işlediği günahların derdi ile meşgul olurlar.

 

Bizden önce Ahiret yurduyla tanışmış olan geçmişlerimizin bizlerden Fatihalar, Yasinler beklediklerini ve ruhlarının şad olması için iyilik ve hayırları intizar ettiklerini asla aklımızdan çıkarmayalım.

 

Bakara Suresi, yapılan iyiliklere “minnet ve eza(sıkıntı)”eklenmesi halinde işlenen hayrın boşa gideceğini anlatır. Bu konuyla ilgili olarak ibretlik şu hadiseyi anlatarak yazımızı noktalıyoruz:

 

Adamın birisi yağmurlu ve çok soğuk bir günde dışarıda olan birisine şemsiyesini vermiş. O adamı gördüğü her yerde; ''Ben şemsiyeyi sana vermeseydim, halin ne olurdu'' deyip dururmuş. Bir gün çok yağmurlu başka bir günde karşılaştığı o adama yine minnet ederek; O gün şemsiyemi sana vermeseydim halin nice olurdu? deyince bu sefer adam dayanamamış ve buz gibi suyun içine onu atıvermiş. Sudan sırılsıklam bir şekilde çıkan minnetçi adama; ''O gün şemsiyeyi bana vermeseydin işte bu hale düşerdim demiş.

 

İyiliğe ve hayra evet diyerek Hakk’a taraf olmayı Allah cümlemize nasip etsin. Aksi halde bertaraf(yok)olacağımızı unutmamalıyız. Bu temenni ile iyilik ehline ve istikrar için çalışan hayırlı insanlara selam olsun.

Bu yazı 13962 defa okunmuştur .

Son Yazılar