HELAL KAZANÇ
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

HELAL KAZANÇ

22 Temmuz 2013 - 14:27

Kur’an’ın zirvesi sayılan Bakara Suresine göre yeryüzünde var edilen her şey insan için yaratılmıştır. İnsanoğluna yetecek kadar tüm nimetleri ihsan eden Allah, kullarının üzerine “yağdırmak” suretiyle hesapsız lütuflar ikram etmiştir. Avrupa kâfirleri ve Asya münafıkları ve beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla Allah’ın takdir ettiği oranda her kes “rızk-ı hakiki”sine ulaşmaktadır.

 

Hud Suresi 6.ayet, rızkın ilahi bir taahhud(koruma) altında olduğunu şöyle dile getirmektedir:  “Yerde rızkı Allah'a ait olmayan hiçbir debelenen yoktur”.Fıtrat dini olan İslam, insanın emek sarf ederek kimseye muhtaç olmadan çoluk çocuğunun nafakasını temin etmesi maksadıyla meşru yoldan çalışıp mal kazanmasını erdemli bir davranış ve ibadet olarak kabul etmiştir.

 

Gönüller sultanı Peygamber Efendimiz(s.a.v.) emeğin kutsallığına işaret ederek şöyle buyurmaktadır: “Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir şey yemiş değildir.” Hz. Peygamber Efendimiz, büyük bir emek ile alın teri akıtılarak, haram katmadan yapılan ticareti “rızkın onda dokuzu” olarak tarif etmiştir.

 

Resulullah(s.a.v.) Tebük seferi dönüşünde Sa’d b. Muaz ile tokalaşmış, ellerinin nasırlanmış olduğunu görünce bunun nedenini sormuş, o da “çoluk çocuğumun nafakasını temin için çalışıyorum.” cevabını vermesi üzerine Hz. Peygamber Sa’d b. Muaz’ın elini öpmüş ve “İşte bu eller Allah’ın sevdiği ellerdir.” diyerek helal lokmaya “hal ve kal” dili ile muazzam bir mesaj vermiştir.

 

Allah indinde tek din olan İslam, emelsiz kazanç demek olan faiz, haksız kazanç elde etme yolları olan hırsızlık, rüşvet, gasp,  ölçü ve tartıda hile, kumarı haram kılarak bu şekilde elde edilen kazancı da değersiz ve hukuken korumasız mal olarak kabul etmiştir.

Günümüz insanı için manevi bir hastalık belirtisi olan “başkasına yük olma ve çalışmadan para kazanma” hissinin yanlış olduğunu Peygamber efendimiz; “sizden birinizin sırtında odun toplaması, her hangi bir kimseden dilenmesinden hayırlıdır.” demek suretiyle apaçık bir şekilde dile getirmiştir.  

 

Dilenmenin kalbi bir maraza dönüştüğü günümüz insanının ibretle bilmesi gereken şu vakıa insana çarpıcı ders ve öğütler vermektedir. Bir adam Peygamber Efendimiz’e gelip kendisinden dilendi. Hz. Peygamber(s.a.v.) ona: Evinde bir şey yok mudur? diye sordu. Adam: Evet bir hasır ve bir de su kabımız vardır. dedi. Resulullah Efendimiz: “Git onları buraya getir.” Dedi. Onları getirince iki dirheme satmış. Dirhemleri de adama vererek dedi ki: Bir dirhemle çocuklarına yiyecek bir şeyler al, diğer dirhemle de bir balta satın al ve bana getir. Adam baltayı getirince peygamber baltaya bir sap taktıktan sonra adama: “Al götür onunla odun kes sat, geçimini sağla, seni on beş güne kadar görmeyeyim.” buyurdu. Adam da gidip odunculukla iştigal etmeye başladı ve Hz. Peygamber’in yanına on dirhem kazanmış olarak döndü. Peygamber  efendimiz adama “Bu senin için, yüzünde dilencilik lekesi olduğu halde yanımıza gelmekten daha iyidir.” buyurdular.

 

Hz. Zekeriya’nın marangoz olduğuna, Hz.Davud’un da el emeğiyle geçindiğine değinen Hz. Muhammed(s.a.v.), alın teri ile helal yoldan rızık temin etmenin şerefine işaretle şöyle buyurmuştur: “Hiç kimse el emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir lokma yememiştir.”

 

Kana bulaşan mikrop neyse, mala ve bedene bulaşan haram lokma da aynı şeydir. Çünkü malın bereketini götürür malı zayıflatır, hem de mü’min’in imanını zayıf kılarak vicdansız, merhametsiz, vurdumduymaz, hak ve hukuk tanımayan asi bir kul olmasına neden olur.

 

Yılan ve akrepten korunduğumuz gibi haram kazançtan, haram lokmadan ve kısacası haram olan her şeyin kapsama alanından uzak kalmak ve korunmak için libasların en hayırlısı olan “takva zırhı” ını giyerek Allah’ın himayesinde kalın vesselam…

 

Bu yazı 43031 defa okunmuştur .

Son Yazılar