İNSAN HAKLARINA SAYGI
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

İNSAN HAKLARINA SAYGI

18 Haziran 2013 - 13:29

Esfele-i Safilin(aşağıların aşağısı) ve A’la-i İlliyin(yücelerin yücesi)mertebelerine namzed insanoğlunu, Âlemlerin var edicisi Allah, en güzel biçimde yaratmış ve ona mahlûkat arasında istisnai ayrı bir yer ve değer vermiştir. İnsanların ve cinlerin İlham kaynağı ve insanı muhatap alan Kuran; “insanın şerefli ve üstün olduğunu” beyan ederek, nezd-i ilahideki müstesna yerine işaret etmiştir.
Şeref-i insaniyete layık bir şekilde beşer hayatının devam etmesi için vazgeçilmesi mümkün olmayan “temel haklar”ı vardır. Din, can, akıl, namus ve mal güvenliği bu hakların saff-ı evvelidir.
Dinin vazgeçilmez temel değerleri yani”zarurat-ı diniyye” olarak isimlendirilen ve “nitelendirilmiş” bu dokunulmaz haklar din, cinsiyet ve ırka bağlı da değildir. İnsan hayatına İslam’ın büyük önem vermesi ve konunun Kur’an’da. “Haksız yere adam öldürmek bütün insanları öldürmek gibidir, Bir canı kurtarmak da bütün insanları kurtarmak gibidir” şeklinde dile gelmesi meselenin ehemmiyeti açısından açık bir örnektir.
Bütün insanlığa, insanların can, mal ve ırzlarının mukaddes olup her türlü tecavüzden korunduğunu ilan eden Hz. Peygamber, İnsanları alaya almak, kötü lakapla çağırmak, onlar hakkında kötü zanda(su-i zanda) bulunmak, onların kusurlarını tecessüs ederek araştırmak ve başkalarını çekiştirmenin yasaklandığını âleme ilan etmiştir.
İnsan hakları mevzuunda inananları tembihleyen Hz. Peygamber (s.a.s) bu konuda ihmalkâr davrananları kınamış ve hak sahibi tarafından kul hakkı affedilmedikçe Yüce Yaratıcı tarafından da affedilmeyeceğini ehemmiyetle dile getirmiştir.
 Hacc-ı ekber olan veda hutbesinde Fahr-ı Kainat Efendimiz Aleyhisselam, tarihe altın harflerle yazılmaya liyakat kazanan şu tavsiyelerde bulunmuştur: “Ey İnsanlar! Emanetleri sahiplerine teslim ediniz. Zulmetmeyiniz ve zulme uğramayınız. Kan davası gütmeyiniz. Kadınların haklarını koruyunuz. Kimsenin hakkına tecavüz etmeyiniz. Biliniz ki Rabbiniz birdir. Babanız birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır. Allah katında en kıymetli olan muttakilerinizdir, O’na en çok saygı göstereninizdir.” 
Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)’ in din ve davetinin etrafında ilk defa bir araya gelenler, hakları gasbedilmiş, toplum içinde hor ve hakir görülen insanlar olmuştur. İnsan hakları açısından herkesi eşit kabul ettiğini cihana haykıran İslam dininin bu özelliği, beşerin fevc fevc, dalga dalga Müslüman olmalarına kapı aralamıştır.
 Tüm ilahi kütüp ve suhufun özü olan Kur’an-ı Kerimde Yüce Rabbimiz; “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için, sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” buyurarak insanların eşit haklara sahip olarak doğduklarını anlatır.
Hevasından konuşmayarak, vahyin konuşturduğu Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “İnsanlar tarağın dişleri gibi eşittir. Hiç kimsenin bir başkası üzerinde, takva hariç, üstünlüğü yoktur.” buyurmuştur. 
Kul hakkına Efendimizin verdiği önem açısından şu hadise pek ehemmiyetlidir. Peygamberimizin de hazır olduğu bir ortamda bir cenaze getirildi. Cenaze sahipleri: 
– Ey Allah'ın Resulü, cenazemiz var, namazını kıldırır mısınız? dediler. Peygamberimiz: 
– Ölünün üzerinde bir borç var mıdır? diye sordu. Cenaze sahipleri. 
– Hayır, borcu yoktur, diye cevap verdiler. Peygamberimiz: 
– Bir dünyalık bıraktı mı? diye sordu. Onlar: 
– Hayır, bir şey bırakmadı, dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz cenaze üzerine namaz kıldı. Başka bir zaman bir başka cenaze getirilmişti. Cenaze sahipleri Peygamberimizden cenazelerine namaz kıldırmasını rica ettiler. Peygamberimiz: 
– Ölünün üzerinde borç var mı? diye sordu. Onlar: 
– Evet, var, dediler. Peygamberimiz: 
– Bir dünyalık bıraktı mı? diye sordu. Onlar: 
– Üç dinar bıraktı, dediler. Peygamberimiz bunun da namazını kıldı. Sonra üçüncü bir cenaze getirildi ve: 
– Ey Allah'ın Resûlü, cenazemiz var, namazını kılsanız, dediler. 
Peygamberimiz yine sordu: 
– Ölü bir dünyalık bıraktı mı? 
– Hayır, bırakmadı, dediler. Peygamberimiz: 
– Ölünün borcu var mı? diye sordu. Cenaze sahipleri: 
– Evet, üç dinar borcu var, dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz: 
–         Haydi, cenazenizin namazını kılın, buyurdu (da kendileri kılmak istemedi). Bunun üzerine Ebû Katade adındaki sahabi: Ey Allah'ın Resûlü, cenazenin namazını kılınız, borcu benim üzerimedir, (yani borcunu ben ödeyeceğim) diyerek kefil oldu. Bunun üzerine Peygamberimiz bu cenazenin de namazını kıldı."
Yazımızın nihayetinde söyleyeceğimiz son söz:Aldanmadan,aldatmadan Allah’a varmak dileğiyle….

Bu yazı 38681 defa okunmuştur .

Son Yazılar