KİMLER YAŞLANMAZ?
Fadıl Kılıç

Fadıl Kılıç

KİMLER YAŞLANMAZ?

20 Mart 2014 - 11:19

"Yaşlılara Saygı Haftası" adıyla 18–24 Mart tarihleri arasında kutlanan etkinliklerin, bitimlik bir anma programından ziyade “yaşlıları anlama ve yanlarında olma” tarzına dönüşmesi için manevi dinamiklerin dikkate alınması gerekmektedir.

 

Çocukluk, gençlik, olgunluk, devresi derken yaşlılık, dünya durağında hayat ağacının aldığı son şekil olarak tezahür etmektedir. Kur'an-ı Kerîm Nahl Suresi 70.Ayette yaşlılığa şöyle dikkat çekilmektedir:

“Sizi Allah yarattı. Sonra sizi vefat ettirecek, daha önce bilgili iken hiçbir şeyi bilmez hale gelsin diye sizden bazı kimseler“erzeli'l-ömr”(ömrün en zayıf)çağına kadar yaşatılacak. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir ve her şeye kadirdir.”

 

Yaşamı "alabalık yetiştirme havuzu" şeklinde gösteren yanlış algı sonucu evlerin pansiyon, ailenin de kulüp olarak kullanıldığı ruhsuz bir hayatta bebelik, çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık devreleri, huzurdan gittikçe uzaklaşan bir trenin mutsuz birer kompartımanı haline dönüşmektedir.

 

İslam Dini ise hayatı, ilahi sistemin yörüngesinde akan bereketli bir ırmak gibi görür. Bir ırmağın debisi en az kısmının denize kavuşan noktası olduğu göz önüne alındığında ahiret denizine kavuşmayı müjdeleyen “yaşlılık ırmağı”, hürmete en layık bir yaşam durağı olarak kıymet kazanmaktadır.

 

Gençlere özenerek günahlara dalan yaşlıların rahmetten yoksun olacağını haber veren Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed SAV, yaşlılara özenerek ahiretine hazırlık yapan gençlere ise rahmet okumuştur.

 

Hz. Peygamber SAV, yaşlılara verdiği değeri şu olayla bizlere açıkça bildirmektedir;

Mekke'nin fethinde Hz. Ebû Bekir yaşlanmış babası Ebû Kuhâfe'yi Müslüman olmak için Hz. Peygamber'in yanına getirince, Resûlullah Efendimiz:

“- Şu ihtiyarı buraya kadar yormayıp evinde bıraksaydın ben onu ziyaret ederdim” buyurmuştur.

 

Yaşlıların nazik duyguları rencide edilmemeli, yaşlılıktan dolayı meydana gelebilecek bazı özel durumları hoş karşılanmalı ve onların hayır dualarından yararlanılmalıdır. Yaşlı pîr-i fânilerin, rızkımızın genişlemesine sebep olduğunu, bela ve musibetlere karşı birer koruyucu kalkan görevi gördüğünü unutmamalıyız.

 

Yaşlı insanların varlıklarına tahammül edemeyerek, onlardan tiksinmek, hatta ölmelerini arzu etmek gibi düşüncelerin İslâm ahlâkında yeri yoktur. Huzur evi adıyla faaliyet gösteren kimsesizler yurduna yaşlı anne ve babaların bırakılması hayırlı bir evladın yapması gereken bir davranış asla olamaz.

 

Hz. Peygamber'i görmek isteyen yaşlı birisine yol açmakta ağır davrananlara Hz.Peygamber sallallâhu aleyhi ve selem uyararak şöyle demiştir:

“Küçüğümüze merhamet etmeyen büyüğümüze hürmet göstermeyen bizden değildir.”

 

Yaşlı adayı her gencin, Hz. Peygamber SAV’in şu muhteşem duasını dilinden düşürmemesi gerekir:

Allahım! Âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten sana sığınırım.” 

 

Ne mutlu ebedi gençliği kazanmak için Yüce rabbini razı eden ihtiyarlara!

Ne mutlu yaşlılarının değerini ganimet bilip onlara saygıda kusur etmeyen gençlere!

 

Bu yazı 10689 defa okunmuştur .

Son Yazılar